Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

Ahtapotun kolları iddiaları üzerine

Birincisi, kabul edilip edilmeyeceği belli olmayan iddianamedeki iddiaların gizliliği ihlal edilerek sanıklar suçlu ilan ediliyor. İkincisi “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” iddiası. İddianamede bu konu özensizce söze dökülerek örgüt, örgüt liderliği ve üyeliği şüphe olarak değil kesinleşmiş mahkeme kararı varmış gibi yansıtılıyor. Üçüncüsü ise CHP ve seçimlerle, seçme ve seçilme hakkıyla kurulan bağlantı.

Yayın Tarihi: 12.11.2025 , 22:34 Güncelleme Tarihi: 13.11.2025 , 00:00

“SORUŞTURMA EVRAKI İNCELENDİ : Mali nitelikli suçların işlenmesi yoluyla elde edilen sermayeyle maddi zenginleşmenin yanı sıra örgüt lideri Ekrem İMAMOĞLU’nun mensubu olduğu siyasi parti olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin ele geçirilmesi ve sonrasında gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde örgüt liderinin aday gösterilmesi için fon oluşturulması amacını matuf “İMAMOĞLU ÇIKAR AMAÇLI SUÇ ÖRGÜTÜ” kapsamındaki örgüt mensupları ile bağlantılı oldukları şahısların eylemlerini konu alan iddianamemiz (7) ayrı bölümden oluşmakta olup birinci bölümde suç örgütünün genel yapısı ve özellikleri, ikinci bölümde soruşturmanın genel özeti, üçüncü bölümde örgüt liderinin Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde Beylikdüzü İlçesinde gerçekleştirdikleri eylemler, dördüncü bölümde örgüt liderinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) olduğu dönemde örgütün tıpkı bir ahtapotun kolları gibi ilimiz geneline yayılan eylemler, beşinci bölümde örgüt liderinin İBB Başkanı olduğu dönemde İBB’ne bağlı iştirak şirketler eliyle gerçekleştirilen eylemler, altıncı bölümde örgüt mensubu olan şüphelilerin örgütsel konumlarına dair tahliller ve yedinci (son) bölümde ise hakkında kamu davası açılan şüphelilerin üzerine atılı eylemlerle ilgili suç tasnifleri ve sevk maddelerine yer verilecektir.”

***

Hukuksal olarak kabul edilip edilmeyeceği belli olmayan iddianame yukarıdaki girişle başlıyor. İçeriğiyle, suç şüpheleri ve şüphelileriyle, gizli tanıkları ve itirafçılarıyla, delilleri/delil eksiklikleriyle çok tartışıldı, daha da tartışılacak. Hukuksal olması gerekenle siyasal olması gereken böylesine harmanlanınca tartışma kaçınılmaz.

Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve suçun şahsiliği kapsamında ayrı ayrı davaların konusu olması gereken iddialar ahtapotun kollarına bağlanınca kapsamlı bir iddianame çıkmış ortaya. Kamuoyu okuma fırsatı buluyor ama iddianame buzdağının görünen kısmı, altında devasa belge ve bilgi var. Bunların hepsi incelenip değerlendirilerek iddianame onbeş günde kabul edilecek ya da edilmeyecek. Kabul edilirse “savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı”, dörtyüz civarındaki şüpheli yönünden devreye girecek ya da girmeyecek. Duruşmalarla, yazışmalarla devam edecek bütün bu sürecin eksiksiz yerine getirilmesinin koşulları yaratılacak mı? Hukuksal yönden önemli konulardan biri bu. Olası ek iddianameleri de unutmayalım.

Diğer önemli konu “masumiyet karinesi” ki daha iddianame hazırlanmadan şüpheliler yönünden ihlaller, keyfilikler başlamıştı. İddianameyle ortaya çıkan üç konu bu karineyi çok yönlü bozuyor.

Birincisi, kabul edilip edilmeyeceği belli olmayan iddianamedeki iddiaların gizliliği ihlal edilerek sanıklar suçlu ilan ediliyor.

İkincisi “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” iddiası. İddianamede bu konu özensizce söze dökülerek örgüt, örgüt liderliği ve üyeliği şüphe olarak değil kesinleşmiş mahkeme kararı varmış gibi yansıtılıyor.

Üçüncüsü ise CHP ve seçimlerle, seçme ve seçilme hakkıyla kurulan bağlantı.

CHP bağlantısının CHP kapatma davasına evrilebileceğini daha önce yazdık. “Bu kadarı da olmaz” denilen o kadar çok olay yaşandı ki vurgulamamız boş değildi, nitekim mevcut iddianame kapatma davasının ipuçlarını gösterdi. Suç iddialarıyla seçimler ve CHP arasında bağlantı kurularak bu nitelikteki fiillerin odak haline gelip gelmediğinin izlenmesi bildirildi. soL’da konunun haberi yapılırken hukuksal dayanaklarıyla bağlanan yer, “kapatma davası açılıp açılmayacağından veya açılırsa bu davada çıkacak karardan bağımsız olarak, CHP’nin tepesinde yepyeni bir Demokles kılıcı sallanabilir” oldu.

Büyük kongre, kayyım, butlan tartışmalarının yerine kapatma davasının geçecek olması kılıcı daha da keskinleştirdi. Bu keskinleştirmede AKP’nin 2008 kapatma davasına karşı bir hesaplaşmasının söz konusu olup olmayacağı konusunu siyaset bilimcilere bırakarak devam edelim. 

Kapatma davası bildiriminde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını (YCB) harekete geçirmekten öte kulaklarına kar suyu kaçırılan başkaları da var. Siyasi Partiler Kanununa göre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir siyasî partinin kapatılması davası YCB’ce “re’sen” açılabileceği gibi bakanlar kurulu (şimdi cumhurbaşkanı) kararı üzerine adalet bakanının istemiyle veya bir siyasî partinin istemi üzerine de yine YCB tarafından açılabilecek.

Dahası, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin isteklerin, YCB’ce reddi halinde, yapılan itirazları incelemek üzere Siyasi Partilerle İlgili Yasakları İnceleme Kurulu var. Bu Kurul, Yargıtay ceza daireleri başkanlarından oluşuyor. Bunların en kıdemlisi Kurulun Başkanı. Daire başkanlarının özürleri halinde dairenin en kıdemli üyesi Kurula katılıyor. Kurul üye tamsayısı ile toplanıp üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanıyor.  İtirazı haklı görülmezse dava açılmıyor; haklı görürse, YCB Anayasa Mahkemesine dava açmakla yükümlü.

Felaket tellallığı değil, yasa hükümlerini ve olası uygulamaları anımsatıyoruz. “Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” olarak tanımlanan siyasi partilere düzenin nasıl baktığını gösteren, seçme ve seçilme hakkının ihlal yolunu açık tutan, egemen siyasete üstünlük yükleyen hükümler. Ya düzenin istediği siyasi partiler ve siyaset tasarımı ya da…

Bu siyasal, hukuksal ve yargısal yapıdan, aynı koşullarda “seçim” ile çıkılabileceğini sanmak, hukuksuzluk ve adaletsizlik şikayetleri içinde “adaletli seçim hukuku” saflığı mıdır, çıkmaz sokağa girmek midir?

Suç şüphelerini ve şüphelileri bir suç örgütüne bağlamanın, iddianamelerle kördüğümler yaratmanın egemen siyasetin ve sermayenin araçları arasında yer aldığını Ergenekon (önce ETÖ, sonra ESTÖ), Haziran Direnişi davalarından biliyoruz.

Eşitsizlik eylemlerin suç şüphesi olarak tanımlanmasında ve ceza/cezasızlık tercihlerinde de ortaya çıkmaktadır ki ahtapotun kolları iddianamesinde suç şüphesi olarak gösterilen birçok eylemin başka alanlarda/olaylarda gösterilmediği, suç iddiasında ayrımcılık yapıldığı, birçok suçun cezasız bırakıldığı çok tartışılan ve örneklenen konulardan biri.

Adaletsizlik, düzenin hukuk ve yargısının ve de siyasetinin ötesinde, sömürünün ve eşitsizliğin sonucu. Suç şüphesi, şüpheli, suç, suçlu, ceza, düşman ceza hukuku, cezasızlık ekonomik ve sosyal ilişkilerden, çıkar çatışmalarından, burjuva üretim, yönetim ve denetim ilişkilerinden soyutlanamaz.

Burjuva demokrasilerinde “muhalefet” kurumuna biçilen rolde ve siyasi iktidarlarla düzen içi siyaset çatışmalarında yeniden tasarımların devreye sokulması buradan okunmalıdır. Tasarımlar siyaset, devlet, hukuk, yargı gibi birçok araç devreye sokularak biçimlendirilir. Suç tanımlaması ve ceza da sermayenin tahakkümünün korunması ve emekçilerin suç korkusuyla yaşatılarak kontrol altında tutulmasının, sömürücü düzenin devamlılığının ve meşrulaştırılmasının aracı olarak kullanılır.

Sömürücü düzenden kaynaklanan sorunların çözümü düzen araçlarında değil, sömürü ve eşitsizlikle savaşımdadır.

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları