Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Söğütlüçeşme’de sermayenin 'vizyon' masalı: Terminal Kadıköy ve ‘kamusal hayat’ iddiası

Diken'de yayımlanan ve Söğütlüçeşme’deki rantı terk edilmiş bir viyadük altının hayata döndürülmesi olarak sunan yazı, sermayenin kent hafızasını nasıl büktüğünü gözler önüne seriyor. Kadıköylülerin itirazlarına, mahkeme süreçlerine ve kesilen yüzlerce ağaca değinilmeyen bu anlatıda, kamusal alanın ticari ranta kurban edilişi “davranış tasarımı” ambalajıyla gizleniyor.

İrem Yıldırım

Yayın Tarihi: 06.10.2026 , 16:08 Güncelleme Tarihi: 06.10.2026 , 16:14

Diken’de 4 Ekim’de yayımlanan “Terminal Kadıköy” başlıklı yazı, Mutfak Sanatları Akademisi (MSA) kurucusu Mehmet Aksel’in kaleminden bir övgüyle başlıyor ve “müjdeyle” bitiyor. 

Yazıda, Söğütlüçeşme Tren İstasyonu'nun viyadük altındaki alanının, Akfen Holding ve MSA işbirliğiyle “kimsenin sahip çıkmadığı karanlık bir köşeden canlı bir buluşma noktasına” dönüştürüldüğü iddia ediliyor. Hatta aynı kâr modelinin Yeşilköy, Zonguldak ve Hakkari'ye de taşınacağı belirtiliyor.

Ancak Aksel'in tasvir ettiği bu “başarı hikâyesinde” eksik olan devasa bir gerçeklik var: Kadıköylülerin iradesi, yok edilen yeşil alanlar, rant uğruna atılan adımlar ve sermaye ile devletin el ele vererek gasp ettiği kamusal mekânlar.

Yok edilen hafıza

Aksel, yazısına başlarken alanın uzun yıllar boyunca “kimsenin sahiplenmek istemediği bir boşluk” olduğu masalını inşa ediyor. Oysa söz konusu arazi, TCDD’ye ait istasyon bahçesi, yani doğrudan kamunun malıydı. 1985 yılında Kadıköylü esnaf İhsan Bey’in diktiği cevizden hünnaba, şeftaliden duta kadar sayısız meyve ağacıyla kaplı bu alan, İstanbulluların nefes aldığı, gölgesinde hatıralar biriktirdiği bir yerdi. Patronlar bu alanı “sahiplenirken", tek bir gecede TIR’larla bölgeye girip 500 ağacı katletti.

Burada sorulması gereken temel sorular yıllardır yanıtsız. Haydarpaşa Garı neden kasıtlı olarak devre dışı bırakıldı ve Söğütlüçeşme bir gara dönüştürüldü? Terminal inşa edilirken oradaki alan neden atıl bırakıldı?

Burası sahipsiz değildi, bu sermayenin meşruiyet üretmek için uydurduğu bir anlatıydı.

Fotoğraf: Gülsün Gökalp

Açık hava AVM’si

Söğütlüçeşme'nin bir tüketim merkezine dönüştürülme süreci, baştan sona bir kent suçu dosyası. TCDD, 2020 yılında “”yap-işlet-devret" modeliyle 7 blok ve 76 dükkândan oluşan bir “AVM Gar” projesi açıkladı. Mimarlar Odası, Kadıköy Belediyesi ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası'nın (BTS) açtığı davalar sonucunda proje iptal edilse de sermaye geri adım atmadı. Hızla revize edilen projede dükkân sayısı 108’e çıkarıldı.

2022'ye gelindiğinde, “AVM yapmıyoruz, yiyecek içecek merkezi yapıyoruz” söylemiyle imaj yenilendi. Ortada viyadük gerekliliği dahi yokken, sırf viyadük altı dükkânları meşrulaştırmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan onaylar alındı.

Kadıköy Kent Suçları Takip Ağı ve Kadıköy Halk Temsilcileri Meclisi imzalar toplayıp süreci yargıya taşırken, yerel yönetimler büyük bir sessizliğe büründü. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yapılmadan itirazlar reddedildi.

Kent Suçları Takip Ağı'nın çağrısıyla yapılan eylemde Türkiye Komünist Partisi adına Fulya Girginer konuşuyor, yıl 2023.

Nisan 2025'te ise alan, “Terminal Kadıköy” ve “7de7” adıyla açıldı. Tabanlıoğlu Mimarlık tasarımı olan yapı, 45 bin metrekarelik alanın 16 bin metrekaresini kiralanabilir ticari alanlara ayırdı. 70 milyon avroya mal olan bu tesisi Akfen Turizm 29 yıl boyunca işletecek. Mayıs 2026'da ise TCDD, İstanbullulara hiçbir açıklama yapmadan istasyonun adını Katar merkezli QNB'ye sattı.

Akfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi Pelin Akın Özalp, Gazete Oksijen'e verdiği demeçte ilk projenin AVM olduğunu kabul ederek, “Biz o projeyi tamamen değiştirdik. İnsanlar evinin alışverişini yapabilir, buluşabilir” diyordu. Oysa projeyi değiştiren şey onların vizyonu değil, Kadıköylülerin haftalarca süren eylemleri, topladığı imzalar ve açtığı davalardı. Sadece AVM demeden bir AVM inşa etmenin yolunu buldular.

Süslü kelimelerin ardındaki gerçek: Kamusal alan gaspı

Yazısında Terminal'i “kamusal hayat üreten bir yer” olarak tanımlayan Aksel, aslında kamusal mekânın nasıl ticarileştirildiğini kendi cümleleriyle itiraf ediyor:

1- Yapının kendisi artık yalnızca metrekare üzerinden okunan bir gayrimenkul değil, sürekli çalışan ve değer üreten bir makineye dönüştü.

 2- Proje sahibi için sadece düzenli ve güçlü bir gelir akışı değil, aynı zamanda başka yerlerde ve başka ölçeklerde de çoğaltılabilecek bir sistem ve bir marka anlamına geldi.

Sermaye için “değer” üreten bu makine, yurttaşlar için bir tüketim cenderesinden ibaret. Tasarım gücü, insanları para harcamaya iten bir silah gibi. Söğütlüçeşme'de insanların konforlu bir şekilde tren bekleyebileceği ücretsiz bir bekleme alanı yok. Dışarıdaki banklar yazın güneşte kavrulacak, kışın ise dondurucu soğukta kalınacak şekilde tasarlandı. Amaç açık, insanları iç kısımdaki yeme-içme mekânlarına ve mağazalara mecbur bırakmak.

Aksel’in “davranış tasarımı” diyerek süslediği bu kentsel rant projesi, aslında Fenerbahçe taraftar kültürünün sokakla kurduğu organik bağı ambalajlı bir metaya dönüştürme hamlesinden ibaret. Dünyanın en büyük "sports bar"ını yaratma hayaliyle yola çıkarken yapılan şey, taraftarın maç öncesi sokaktaki ücretsiz ve kente entegre sosyalleşme pratiğine el koyuyor apaçık. Kamusal alanların yerini ancak belli bir bütçesi olanın girebildiği, sosyalleşmenin doğrudan tüketime bağlandığı ticari kurgular yerleştirirken, zaten giderek ticarileşen tribün kültürünü de yüksek fiyatlı menülere meze edilen steril bir “konsepte” çeviriyor.

Ortadaki asıl çelişki ise stadyumlarının başka bir alana taşınmaması için direnen taraftarın savunduğu “Fenerbahçe Kadıköy’dür" ruhunun, bizzat Kadıköy’ün ekolojik ve kamusal dokusunu tahrip edenlerce bir tema parka dönüştürülmesi. Taraftarın savunduğu o aidiyet, rant projelerinin betonla şekillendirebileceği yapay bir alışveriş merkezi kurgusu değil, kentin ve sokağın kolektif hafızasını içeriyor. Yaşanan süreçte sermaye, kendi elleriyle yok ettiği kentsel kültürü vitrine koyup üzerinden kâr elde etmeyi “vizyon” diye sunarken, aslında taraftara kendi çaldığı sokağını fahiş fiyatlarla geri satıyor.

Üstelik bu ticari “vizyon”, kentin fiziksel yaşamını da felç ediyor. 

Hafta sonları metrobüs güzergâhında yürümek imkânsız hale geldi. Maç günlerinde dolaşım duruyor, konser salonunun devasa reklam panosu gibi parlayan duvarı sürücüleri kör ediyor. Tuvaletine bile para ödeyerek girilen bu alan uğruna, Kadıköy’ün en büyük deprem toplanma alanlarından biri yok edildiği de acı bir gerçek.

Önce atıl bırak, sonra ranta aç

Aksel yazısında bir gözlemci gibi davransa da, mekânı tasarlayan ekibin içinde yer alan, ticari bir paydaş. Yazının yayımlandığı sayfada bu ticari ilişkiyi belirten ayrı bir not da mevcut değil.

İnsanlar burada sadece yemek yemiyor.

 – Duruyor, bekliyor,

 – Yürüyor, karşılaşıyor,

 – Buluşuyor, konuşuyor,

 – Kalıyor, gülüyor, eğleniyor, maç seyrediyor.

Ve belki de en kritik ve güzel eşik… artık korkmadan.

Yıllarca süren ihmalin, kamusal bir alanı dönüştürme ve ticarileştirme bahanesi olarak sunulması sermayenin klasik taktiği burada da işliyor. Önce kamunun olan atıllaştırılır, sonra "kurtarıcı" olarak rant projeleri devreye sokulur. Hele burası YHT, metrobüs, Marmaray, minibüs ve otobüs duraklarının dibiyse; bu da bitmek bilmeyen bir insan akışı demekse tabii ki “sahipleneni” bol olur.

Sermaye sahiplerinin kâr hırsı ve buna uygun bir şekilde yeniden yapılandırılmış siyasi düzenekler, temel yurttaşlık haklarının yok sayıldığı ve yaşam alanlarının işgal edildiği kentler ortaya çıkarıyor.

Halbuki, Kadıköy'ün en büyük eksiği kamusal alanlar. O kamusal alanı korumanın, betona ve ranta karşı yaşanabilir bir kenti savunmanın tek yolu da bunun için mücadele etmekten, sorgulamaktan geçiyor.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.