Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

'Yeni normal': Söğütlüçeşme'deki alışveriş merkezi nasıl kabullenildi?

Elli yılı aşkın süre Kadıköy’de yaşayan ve bu kente belediye başkanı olarak hizmet etmiş biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim: Bu kentin en büyük eksikliği, kamusal alan yetersizliğidir. Kadıköy’de yaşayan yüz binlerce insanın ve bu istasyonu kullanan on binlerin gereksinimlerindeki öncelikler hiç mi önemli değil?

Aykurt Nuhoğlu*

Yayın Tarihi: 24.04.2026 , 12:04

Geçmişle bugünü karşılaştırdığımızda, yalnızca aktörlerin değil, “normal” dediğimiz şeylerin de değiştiğini görürüz. Bir zamanlar sorgulanan, hatta kabul edilemez bulunan pek çok anlayış, bugün sıradanlaşmış durumda. Anormal olanın normalleştiği, normal olanın ise geri plana itildiği, tuhaf bir dönemdeyiz.
Bunu en somut biçimiyle kentlerimizde görürüz.

Söğütlüçeşme Tren İstasyonu’nda yapılan “alışveriş merkezini” savunan bir sosyal medya paylaşımı dikkatimi çekti. “Harika oldu, Avrupa’da da istasyon altlarında bunun birçok örneği var” deniliyor. Üstelik çok amaçlı salonda izlenen bir etkinliğin fotoğrafı da eklenmiş, projeye karşı çıkanlar küçümseniyor.
Oysa konu, bu kadar yüzeysel değil.

Söğütlüçeşme, İstanbul’un en kritik ulaşım düğümlerinden biri. Metrobüsün son durağı, Marmaray’ın ana aktarma noktası. Ziverbey hattı ile Bağdat Caddesi başlangıcının kesiştiği bir yük toplama alanı. Böyle bir noktada öncelik ticaret değil, ulaşımın rahatlatılması ve kamusal alanın güçlendirilmesi olmalıydı.
Buna karşın, bölgenin tümünü kaplayan bir ticari yapı tercih edildi.

Üstelik burası, Kurbağalıdere hattının başlangıcında, Marmara’dan Ataşehir’e uzanan doğal bir koridorun kıyısında. Bu tür alanlar, kentin soluk alacağı açık alanlar olarak planlanmalı. Ancak tam tersine, yoğunluğu artıran ve alanı kilitleyen bir kullanım dayatıldı.

Sorun yalnızca bir bina değil. O binaya giren-çıkan insanların ve araçların yarattığı ek yük, zaten sınırda olan sistemi daha da boğuyor. Maç günlerinde ortaya çıkan görünüm ise bu tercihin sürdürülemez olduğunu açıkça gösteriyor.

Bu bir tercih sorunu:

Ya kamusal aklı savunursunuz…

Ya da kenti ticaretin rantı uğruna yaşanmaz duruma getirirsiniz.

Elli yılı aşkın süre Kadıköy’de yaşayan ve bu kente belediye başkanı olarak hizmet etmiş biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim: Bu kentin en büyük eksikliği, kamusal alan yetersizliğidir.

Yeşil alanlar sınırlı, spor alanları yok denecek kadar az.. Futbol, basketbol, voleybol, masa tenisi gibi en temel spor etkinlikleri için yeterli alan bulunmuyor. Kentin en uzun yürüyüş yolu bile sahildeki dolgu alanla sınırlıdır. 

Böyle bir tabloda, elde kalan son kamu alanlarının ticari projelere dönüştürülmesi kabul edilemez.

Görev yaptığım dönemde de, aynı gerekçelerle Söğütlüçeşme’de planlanan alışveriş merkezi projesine karşı çıktım. Çünkü bu bölgenin, o günkü ulaşım yükünü bile zor taşıdığı, teknik olarak açıktı.

İnsan doğar, yaşar ve ölür. Bu süreçte değişik roller üstlenir; ancak çağımızın insanı yaşamının büyük bölümünü kentlerde geçirir. Bu yaşamın sürdürülebilmesi için altı temel gereksinim vardır: Eğitim, sağlık, barınma, çalışma, ulaşım ve beslenme. Bunlardan biri aksadığında sistem de aksar. Bugün kentlerimiz de bu temel gereksinimler bile yeterince karşılanamazken, kamusal alanların ticari kullanıma açılması kesinlikle sorgulanmalı. Bu nedenle sorulması gereken soru şudur: Kadıköy’de yaşayan yüz binlerce insanın ve bu istasyonu kullanan on binlerin gereksinimlerindeki öncelikler hiç mi önemli değil?

Fotoğraf: Gülsün Gökalp

Sonuçta, karşı çıktığım bu projenin önlenmesi savaşımı, benden sonra gelen siyasetçilerin de, yukarıda örnek verdiğim sosyal medya paylaşımındaki o yüzeysel ve kolaycı bakış açısıyla konuya yaklaşmaları, hatta bunu bir “başarı” gibi görmeleri nedeniyle sahipsiz kaldı. Seçilmişler düzeyinde güçlü ve ilkesel bir karşı duruş ortaya konulmayınca da, proje adım adım gerçekleştirildi. 

Bu olay, aslında tekil bir örnek değil; tam tersine, tanımlamaya çalıştığım bu “yeni normal”in nasıl işlediğinin somut bir göstergesi.


* Kadıköy eski Belediye Başkanı

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.