Sayfa yolu
Belediye Başkanı, Söğütlüçeşme AVM için 'kazanım' dedi: 'Halkı aptal yerine koymak olmuyor mu?'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 17.12.2023 , 16:21 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Dün Halk TV'de yayınlanan bir programa konuk olan Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Odabaşı, Söğütlüçeşme AVM inşaatının son halini bir kazanım gibi anlattı.
Odabaşı, Söğütlüçeşme’de AVM projesine karşı halk ile mücadele edip, AVM yapılmasına engel olduklarını, bu sayede projenin 70 bin metrekareden, çok dar bir alana yapılacak dükkanlara indirildiğini iddia etti.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Kadıköy İlçe Örgütü tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Yetkisizliklen yakınmak ve laf kalabalığı CHP’li belediyelerde bir gelenek haline geldi. Kapalı kapılar ardından sermaye ve iktidarla rant pazarlığı yaparken 'Elimizden bir şey gelmiyor, olanaklarımız kısıtlı' diyerek mağdur edebiyatı yapmak halkı aptal yerine koymak olmuyor mu?" ifadelerine yer verildi.
Açıklamada; Söğütlüçeşme Dayanışması, Kadıköy Kent İnisiyatifi, Kent Suçları Takip Ağı ve diğer kent savunucularının her hafta yaptıkları eylemler sayesinde sermayenin planları bozulduğu belirtilirken, "Bu halkın sokakta olup hesap sorması, gerçek bilgileri zorla, mücadele sonucu elde etmesi ve örgütlenmesiyle oldu, mevcut belediyenin mücadelesi ve yardımlarıyla değil" denildi.
Haydarpaşa-Söğütlüçeşme bir bütündür
"Gelin, yanı başında 500’den fazla ağaç kesilirken gıkını bile çıkarmayan Kadıköy Belediyesi’ne, yaşananların doğrusunu tekrar hatırlatalım" denilen açıklamada şunlar kaydedildi:
"Halkın ve Haydarpaşa Dayanışması’nın uzun süren mücadelesi sonucunda sermaye ve iktidar Haydarpaşa’da otel ve AVM projesinde istediği sonuca ulaşamadı. Haydarpaşa’nın gar olarak işlevine son verildi ama şu an orada bir arkeolojik kazı sürüyor.
Kadıköy’ün ulaşımı, arkeolojisi, tarih ve kültür mirası bir bütündür. Haydarpaşa’da istediğini yapamayan iktidar, bu defa gözünü Söğütlüçeşme’ye dikti. TCDD ve AKFEN el ele verdi, Söğütlüçeşme’de AVM ve otel projesini gündeme getirdi. Kadıköy halkı yine itiraz etti, Mimarlar Odası dava açtı, o dönem Kadıköy Belediyesi eylemlere katılmasa da ‘’Söğütlüçeşme’de AVM’ye hayır!” billboardları ve sosyal medyada reklamlar yayımladı. Mimarlar Odası davayı kazandı, AVM projesi durduruldu.
TCDD ve AKFEN konunun biraz unutulmasını bekledikten sonra aynı projeyi, isim değiştirerek tekrar uygulamaya aldılar. İkinci projeye yine dava açıldı ancak bu defa süreç hızlı ilerliyordu, inşaata hemen başlandı. Çoğu insan sürdürülenin AVM projesi olduğunu bile bilmiyordu çünkü ‘’Söğütlüçeşme viyadük inşaatı” yazıyordu alan çevresindeki tabelalarda. Toplanan imzalar, basın açıklamaları ve eylemler sayesinde Kadıköy ve İstanbul halkı AVM projesini öğrendi. İBB ve Kadıköy Belediyesi konuyla ilgili olarak ne sorulara cevap verdi, ne elindeki mevcut bilgileri paylaştı, ne de duruşmalara katıldı. İki senedir verilen mücadelenin hiçbir yerinde Belediye ortada görünmedi. Dava duruşmalarına alanında uzman akademisyenlerin raporları sunuldu; viyadüğün deprem riskinin ve zeminin araştırılması talep edildi; ÇED raporu istendi; ulaşım ve trafik raporları sunuldu.
Mahkeme, mahalleleri boşaltmak için bahane olarak kullandığı depremi, İstanbul’un göbeğindeki ulaşım sahası için önemsemedi!
TCDD avukatı son duruşmada kamu avukatı olduğunu unuttu, AKFEN’in avukatlığını yaptı. “Orada yapılacak lüks restorana zaten en fazla 50 kişi gidecek. Sizi niye rahatsız ediyor? Kadıköy halkının çoğunluğu oraya gitmeyecek ki!’’ diyen TCDD avukatının sözleri, Söğütlüçeşme’deki projeyi yaptıran şirket AKFEN GYO Genel Müdürü Sertaç Karaağaoğlu’nun daha önce verdiği bir röportajdaki sözlerini hatırlatıyordu.
Akfen Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın da bugün Oksijen Gazetesi’ne verdiği röportajda, Söğütlüçeşme AVM projesi halkın tepkisiyle karşılaşınca projenin değişmek zorunda kaldığını açıklıyor ancak viyadüğün bulunduğu alandaki ağaçları kestiklerini, halkın kamusal ihtiyaçlarını hiçe sayıp lüks restoran ve açık hava AVM’si yaptıklarını anlatmayı unutuyor!
Söğütlüçeşme Dayanışması, Kadıköy Kent İnisiyatifi, Kent Suçları Takip Ağı ve diğer kent savunucularının her hafta yaptıkları eylemler sayesinde sermayenin planları bozuldu, her hafta mimarlarına projelerini değiştirtmek zorunda kaldılar. Bu halkın sokakta olup hesap sorması, gerçek bilgileri zorla, mücadele sonucu elde etmesi ve örgütlenmesiyle oldu, mevcut belediyenin mücadelesi ve yardımlarıyla değil!"
Kadıköy’ün Kent suçları dosyası kabarık
Açıklamada, Kadıköy’de kâr uğruna işlenen kent suçlarına dair şu örnekler verildi:
- Kalamış’ta yat marina ihalesi ve parka beton dökülerek konser alanın genişletilmesi... Kalamış-Fenerbahçe Dayanışması mücadelesi şöyle diyordu: “Kıyılar halkındır ve Kalamış’ta, Fenerbahçe’de haksız işgale son verilmelidir!”
- Kuşdili Çayırı’ndaki otoparka karşı verilen mücadele, Kuşdili Çayırı Platformu’nun uzun çabaları ve örgütlenmeleri sayesinde kazanıldı. Bölgeye otomobillerin yığılmasını teşvik eden politikalar süreklilik kazanmışsa, her yeni otopark kısa sürede dolacak ve yenilerinin yapılması gerekecek. Taleplerin, İBB ve Kadıköy Belediyesi’ne kabul ettirilmesinin üstünden aylar geçti. Ancak yetkililere ulaşılamıyor, İspark tabelası asılarak, fiili durum yaratılmaya çalışıyor.
- Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nin deprem bahanesiyle apar topar boşaltılması… Altı ay içinde tamamlanacak denen yere güçlendirme ya da inşaat çalışmasına hâlâ başlanmış değil!
- Söz konusu açıklamaya sebep olan Haydarpaşa ve Söğütlüçeşme Mücadeleleri ise devam ediyor.
Açıklamanın devamında şöyle denildi:
"Kadıköy’de kâr uğruna işlenen kent suçları bunlarla da kalmıyor: Sinemalar, tiyatrolar, kitapçılar bir bir kapatıldı; Kadıköy devasa bir alana yayılan sığ bir tüketim merkezine dönüştü. Kadıköy’deki pek çok sokağında oturan emekçilerin, evlerinde dinlenme olanağı yok çünkü yaya kaldırımı yok, gürültü denetimi yok, trafik kuralı yok, güvenlik yok… Belediyeye sorulduğundaysa özgürlükçülükten dem vurulmakta! Kadıköy’de yozlaşmanın ve rantın devam etmesi, yoksullaşma hızla sürerken semtin sakinlerini evinden kovmak, Kadıköy’de çalışan onbinlerce emekçiyi misliyle sömürüye mahkum etmek anlamına geliyor! Kadıköy’deki emekçi nüfusun tasfiyesi Kadıköy’ün merkezini çelişkilerin derinleştiği bir çöküntü alanı haline getirir.
Kadıköy’de oturan, okuyan ve çalışanlar buralıdır. Kentin rantı çılgınca yükselir, yağma projeleriyle bölge dönüştürülürken Kadıköylünün payına ne düşeceği açık: Oturanlar göç edecek, okuyanlar uyuşturucu tarafından kuşatılacak, çalışanlarsa hizmet sektörünün güvencesiz, örgütsüz, acımasız sömürüsünde cehennemi tadacak!
Biz bunun kader olmadığını söylüyoruz. Kadıköy derin bir tarihsel kültürel birikim demektir. Dört senede bir oy vermek dışında, hesap sormalı, mücadele etmeli ve şüphesiz dayanışmayı artırmalı ve yaygınlaştırmalıyız. Yağmayı durduracak irademiz ve gücümüz var. Örgütlenmeye ve yağmaya karşı birlikte ayağa kalkmaya çağırıyoruz!"
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
