Anti Robin Hood

01/06/2016 Çarşamba
Anti Robin Hood

Binali Yıldırım bir gizli işsiz.

Başbakanlığa, başbakanlık yapmaması için getirildi. Ancak gizli işsiz Yıldırım tam da bu özelliğinden dolayı, yani talimatları sadakatle yerine getiren biri olduğu için İstanbul Büyükşehir Belediyesi günlerinden beri Tayyip Erdoğan tarafından el üstünde tutuluyor.

Yıldırım’ın Ulaştırma Bakanlığı sırasında ihalesi yapılan 44 büyük projeden 28’i yandaş firmalara gitmiş. Sayısı dört bu firmaların: Kolin, Cengiz, IC İçtaş ve Limak İnşaat.

250 milyar dolardan fazla bir meblağ bir avuç firmaya gitti. Giden bizim paramızdı, yani bizden toplanan vergiler. Amaç kamu yararını gözetmek, yani en fazla işi olabilecek en ekonomik bütçeyle yaptırmak olmadığı için… Aksine, birilerini semirtmek olduğu için 78 milyon yurttaşın cebinden bir takım inşaat baronlarının cebine hortum çekildi.

Zaten amaç halktan toplanan paranın en adil biçimde harcanması olsaydı AKP Kamu İhale Kanunu’nu 12 yılda 162 kez değiştirmezdi. (Bu 1,5 yıl önceki rakam. Üzerine herhalde bir 10-15 kez daha değiştirmiştir).

***

AKP’ye kendinden önce yapılmış, hatta kendi yaptığı kanunlar da dar geliyor. Türkiye’de hukuk yok. Devlete çöreklenen kliğin erki, esas olarak fiili gücünden geliyor ve o kliğin lideri de kendini mevcut hiçbir hukuk kuralıyla bağlı görmediğini defalarca ifade etti.

Bu koşullarda devlet de kolaylıkla kapitalizmin ‘ilkel sermaye birikimi’ aşamasındaki gibi hareket edebiliyor.

Sizlere memleketim ve seçim bölgem Bolu’dan iki örnek vereceğim. Aslında anlatılan 81 ilin hikâyesidir.

İlk olayı geçen hafta soL da haberleştirdi.

Muhittin Palazoğlu adında bir “işadamı”… Daha 2 yıl önce yerel medyanın hakkında “ne iş yaptığı hâlâ tam olarak bilinmiyor” diye yazdığı Palazoğlu’na birileri yürü ya kulum der. Kardeşi, Cübbeli Ahmet H. diye bilinen popüler figürün kızıyla evlenir. Kendisi de Davutoğlu ve Hakan Fidan’a yakındır. Ama anlaşılan o ki Erdoğan’a da yakındır.

Bolu’da kamuya, yani önce şehrin 300 bin sakinine, sonra da 78 milyona ait olan Hayreddin-i Tokadi Türbesi adım adım Palazoğlu ailesinin mülküne dönüştürülür. Orman Bakanlığı tarafından işletilen 95 dönümlük bir mesire alanına sahip 650 yıllık türbe Bakanlar Kurulu kararlarıyla ailenin özel mezarlığı haline getirilir.

Ancak bununla da yetinilmez. Mesire alanı 2015’te 29 yıllığına Palazoğlu’nun bir şirketine kiralanır. Kiralama bedeli de açıklanmaz.

Muhittin Palazoğlu “o alana 20-25 Milyon TL civarında para harcayarak bölgemizin dini merkezi haline getireceğini” ilan eder.

Gene kamuya ait bir başka değerli arazi de Palazoğlu’nun mülkiyetine geçirilir. Bolu Karacasu’daki, Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait 53 dönümlük arazi ihaleyle Palazoğlu’na verilir. Buraya ise İslami burjuvazinin tatil tarzına uygun, 7 yıldızlı bir termal otel yapılacaktır.

Karacasu’da büyük bir alan ranta açılmıştır ve ne tesadüf ki Karacasu Beldesi’nin MHP’li belediye başkanı da bu esnada partisinden istifa edip AKP’ye geçer.

Galatasaray’ın 2015’te TT Arena Stadı’ndaki şampiyonluk kutlamasının organizasyonu da Palazoğlu’nun şirketi tarafından gerçekleştirilir.

İşte birileri böyle böyle bizim paramızla zengin edilir (bunu aynı zamanda bir Galatasaraylı olarak yazıyorum).

***

Gelelim ikinci vakaya.

İstanbul-Ankara otoyolu (TEM) üzerindeki Highway alışveriş merkezi Bolu Dağı tüneli yakınlarında konuşludur. Burası Avrupa’nın en büyük otoyol tesisi olarak bilinmektedir.

Ancak bir sorun vardır. Highway’in önemli orandaki bir hissesi, Cemaat’e yakın olduğu iddia edilen bir işadamının (Adnan Daylan) elindedir. AKP ve Cemaat’in omuz omuza olduğu dönemde açılan Highway’in mülkiyet yapısı böyle oluşmuştur, ancak gelin görün ki bugün koşullar değişmiştir.

Ve Daylan’a, elindeki hisseleri devretmesi için hukuk dışı baskılar başlar.

Highway’a çıkan iki otoyol da kapatılmalıdır ki buranın cirosu düşsün, işyerleri mağdur olsun ve “Cemaatçi” işadamı elindeki hisseleri ölmüş eşek fiyatına devretmek zorunda kalsın.

Bolu Dağı Tüneli’nde onarım olduğu gerekçesiyle buraya TEM’den ulaşmak imkânsızlaştırılır. Ancak eski otoyol D-100’den hâlâ bir bağlantı vardır. Onun da çözümü bulunur. AKP’li Bolu Belediyesi’ne ait araçlar bir gün ansızın D-100 bağlantı yolu üzerinde hendek açarlar. Yanlış okumadınız, iş makineleri asfaltı enlemesine kırarak yolda hendek açar.

Medya 14 sitesinin genel yayın yönetmeni Süha Alparslan’ın deyişiyle “amaç ortaklar ve kiracı esnaflarla Daylan’ı karşı karşıya getirip Daylan’ı kaçırtmak ve tesisin ballı börekli hali ile AKP’li bir sermayedara satışını gerçekleştirmektir”.

Görünen o ki amaç hâsıl oldu. Highway’in satışa çıkarıldığı açıklandı. Haberlere göre 4 talip var. Bunlardan biri AKP’li bir milletvekilinin firması. Diğeri Albayraklar adında bir şirket. Öbür iki talibin kimliği henüz netleşmedi ancak iddiaya göre onlar da Metro Turizm ve Acun Ilıcalı.

***

Kamuya ait varlıkların şaibeli ihalelerle (yani kamuyu zarara uğratarak) iktidara yakın patronlara aktarılması bir “yoksuldan alıp zengine verme” örneği. Bunu yapanlara da Anti Robin Hood diyebiliriz sanıyorum.

Farklı sermaye fraksiyonları arasında devlet zoruyla mülkiyet transferini ise Robin Hood aforizması üzerinden açıklamak mümkün olmasa da, bunu yapan da aynı yapı, aynı mekanizma.

İşte bu yüzden hukuk savunuculuğu günümüzde alabildiğine naif bir tavır, ancak aynı oranda da yaşamsal. Şu aşamada bir şey yapılamasa dahi daha aydınlık günler için kayıt tutmak gerek.