Aşkın Süzük
‘O kafa’
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:51 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:51
Aşkın Süzük'ün “O kafa” başlıklı yazısı 27 Şubat 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
“O kafa” sözü, değişen ve dönüşen Türkiye’de ceberrut devlet geleneğini ve bu gelenek ile örülmüş refleksleri benimsemiş eski kafalı anlamında kullanılıyor. Özellikle muhafazakar ve liberal köşeyazarları, “devlete ve devleti savunanlara çakmak” için bu lafı kullanmayı alışkanlık haline getirmişti.
Haliyle ülkemiz değişip dönüştükçe ve sözüm ona demokratikleştikçe, bu söz giderek daha az kullanılmaya başladı. Oysa devlet olduğu yerde duruyor. Üstelik zorba ve baskıcı olma özelliğinden hiçbir şey yitirmiş değil.
Aynı köşeyazarları, AKP’li yıllarda “o kafa” başlığını en çok özelleştirmelere karşı çıkanların mücadelesi ve yargının bu uygulamalara yönelik verdiği kararları yazdıkları yazılarına atmışlardı.
O yazılarda, özelleştirmeler ne olursa olsun kutsanıyordu. Türkiye’de özelleştirmelerin çok büyük bölümünü gerçekleştiren AKP hükümetine tam boy destek sunuluyordu.
Özelleştirilen işletmenin stratejik olması, tekel niteliği taşıması, özelleştirmeyle neredeyse bir sektörün elden çıkarılmış olması, satış sürecinde bir yığın usulsüzlüğe ve şaibeye imza atılması, kamu yararının hiçe sayılması, özelleştirmenin şekli, ihalede fiyatın düşük çıkması önemli değildi. Önemli olan devletin ekonomiden ve toplumsal yaşamdan sökülüp atılmasıydı. İçlerinden, devletin elindeki işletmeleri patronlara bedavaya vermesini dahi savunanlar çıkmıştı.
Şimdi, susuyorlar. Çünkü, sermaye ve hükümet dalkavukluğu bunu gerektiriyor.
Ülkenin ikinci büyük özelleştirme ihalesi hükümet tarafından iptal edildi. Başbakan, köprü ve otoyol ihalesinin iptal sinyalini daha önce vermişti.
Özelleştirmelerin son onay mercii olan ve Başbakan’ın başkanlık ettiği Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) bu ihaleyi uygun bulmadı. Başbakan iptal ile ilgili kendisine soru soran gazetecilere, köprü ve otoyolları ihalede gerçekleşen fiyata verirse vatana ve halka ihanet etmiş olacağı şeklindeki sözlerini tekrarladı.
Yani “o kafa” işbaşında!
Görevi süresince Başbakan’ın kasası olarak nitelenen meşhur Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bakanlıktaki son günlerinde Meclis kürsüsünden, ülke tarihinin en şeffaf özelleştirme uygulamalarının AKP döneminde gerçekleştirilmiş olduğunu ve satışların hep yüksek fiyattan yapıldığını iddia edebilmişti.
Unakıtan 2008 yılının son günlerindeki bu açıklamasını, Tüpraş, Petkim, Erdemir, Türk Telekom ve TEKEL gibi büyük özelleştirmelerin tamamlandığı bir dönemde yapmıştı.
2003’ten 2008’e gerçekleştirilen bu özelleştirmelerin tamamında, işletmeler piyasa değerinin altında fiyatlara satılmış, satış sürecinde şaibe ve usulsüzlükler ayyuka çıkmıştı. Ancak, hepsine ÖYK onay vermişti.
Kısacası, Başbakan Erdoğan’ın bugün köprü ve otoyol ihalesi için koyduğu kritere göre vatana ve halka ihanet suçunu başta kendisi ve hükümetinin tüm üyeleri defalarca işlemişti.
En bariz örneği ise Tüpraş’ın yargı tarafından iptal edilen ilk ihalesiydi. Tüpraş’ın yüzde 65,76 oranındaki kamu payı, blok olarak 13 Ocak 2004 tarihinde 1,3 milyar dolar bedelle bir tabela şirketine (Efremov Kautschuk GMBH) şirketine satılmıştı.
Dönemin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, “Tüpraş ihalesinde düzgün fiyat oluştu” açıklamasını yaparken, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ise paranın peşin alınacağını söyleyerek ihaleden memnun olduklarını dile getirmişti. Nitekim aynı doğrultuda 9 Şubat 2004 tarihinde yine Başbakan Erdoğan’ın başkanlık ettiği ÖYK, bu şaibeli ve sudan ucuz ihaleye onay verdi.
Yargı ÖYK’nın onayladığı bu ihaleyi iptal etti. Tüpraş’ın yüzde 51’lik hissesi, iki yıl sonra yapılan ikinci özelleştirme ihalesinde yine değerinin altında bir fiyata, 4,1 milyar dolara Koç-Shell Konsorsiyumu’na verildi. Ancak, geçen iki yılda iki ihalede gerçekleşen fiyat farkı 4 milyar dolar idi! Tüpraş hisselerinin bir kısmının Ofer’e ne kadar şeffaf bir şekilde devredildiğini ise herkes biliyor...
Şimdi Başbakan köprü ve otoyol ihalesi vesilesiyle vatan millet nutukları atmayı bırakmalı, altına imza attığı tüm özelleştirmelerin hesabını vermelidir. Dalkavuğu köşeyazarları ise “o kafa” başlıklı yazılarını yeniden yazmayı denemelidir.