Sağlık Bakanlığından talimat: Nuriye Gülmen'in bilinci kapanırsa müdahale edin

Nuriye Gülmen’i muayene eden Ankara Tabip Odası üyesi Dr. Benan Koyuncu, Sağlık Bakanlığı’nın "Bilinci kapanırsa müdahale edin" talimatı verdiğini söyledi.
Cumartesi, 07 Ekim 2017 08:08

Yoğun bakıma alınan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen’i muayene eden Dr. Benan Koyuncu, Sağlık Bakanlığı’nın “Bilinci kapanırsa müdahale edin” talimatı verdiğini söyledi. Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, OHAL KHK’sıyla ihraç edildikleri işlerine dönmek için yaptıkları açlık grevinin 212’nci gününde.

Evrensel’den Diren Yurtsever’in haberine göre, Dr. Benan Koyuncu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Gülmen ve Özakça hakkında verdiği “Kendi istediği doktoru tarafından muayene edilebilir” kararını gerekçe göstererek, Sağlık Bakanlığı ve savcılıktan muayene için izin aldıklarını belirtti.

 

Hastane ve yoğun bakım servisinde jandarmalar tarafından engellenmek istendiğini aktaran Koyuncu, “Muayene etmek için geldiğimi söyledim, zaten savcılıktan onlara gideceğimizin haberi gitmişti. Aramadan sonra uygun şekilde giyinip girdim Nuriye’nin odasında. İlk önce bizi tek başımıza bırakmadılar. Kolluk kuvvetleri de muayenede olmak istedi. Hatta bir kadın kolluk görevlisi ‘Ben de olacağım’ dedi. ‘Hasta ve hekim arasına başka biri, güvenlik güçleri giremez’ dedim. ‘Biz daha önce yapıyorduk’ dediler. Yanlış yapıyormuşsunuz, eğer ben de yapsam suç işlemiş olurum dedim. Bu yönde bir tartışma oldu”dedi.

"HİÇ HOŞ OLMAYAN KELİMELER KULLANILDI"

Savcılığı arayıp görüşme yaptırmamakla tehdit edildiklerini kaydeden Koyuncu, “Orada hiç hoş olmayan kelimeler de kullanıldı. Bize ‘Hastaya zarar verirsiniz. Bu ülkede her türlü hainliği gördük. Askerin de polisin de hainliğini gördük’ dediler. Bu konuşmalar Nuriye’nin yanında geçtiği için onun etkilenmemesi için çok fazla muhatap olmadım. Sonra savcılığın muayene sırasında kimsenin bulunmaması kararı sonucu beni Nuriye ile yalnız bıraktılar” diye konuştu.

"NURİYE HASTANE GÖREVLİLERİNE GÜVENMİYOR"

Koyuncu şöyle devam etti: 

“Nuriye’nin yanında iki jandarma var, bir kadın ve bir erkek olmak üzere iki ceza infaz memuru da var. Muayene sırasında ben ve Nuriye kaldık. Perdenin arkasında da Numune hekimleri vardı. Nuriye şikayetlerinin kesinlikle onlar tarafından duyulmasını istemiyor. Çünkü bir güvensizlik duyuyor onlara karşı. Aylardan beri yaşadıklarından kaynaklı. Tutulduğu yer küçük bir alan. Dolap var, ilaçların olduğu, monitör, yatak, sandalye var. Yani boş alan yok kaldığı yerde. Hemen girişte sol tarafta bir delikli sandalye var. O sandalyeye bir poşet takılmış ve Nuriye’nin tuvalet ihtiyacını bu şekilde gidermesini istiyorlar. Nuriye bana tuvalet ihtiyacını giderirken de içeride bazen jandarmanın da olduğunu da söyledi. Bunu onur kırıcı bir uygulama olarak hissediyor ve bu durumdan dolayı da tuvaleti gelse de yapmıyor.”

Gülmen’in “Ben cezaevine gitmek istiyorum. Ben yoğun bakım hastası değilim. Kişi zorla yoğun bakıma getirilemez” dediğini aktaran Koyuncu, Gülmen’e “Açlık grevini bitirmek istiyor musun?” sorusunu yönelttiğini ancak Gülmen’in cevabının “Bu koşullar altında, bu kadar baskı artmışken devam edeceğim”olduğunu kaydetti.

BAKANLIKTAN "ZORLA MÜDAHALE" TALİMATI

Gülmen’in bilincinin kapanması halinde zorla müdahalenin yapılacağı yönünde Sağlık Bakanlığı’ndan yazı geldiğini vurgulayan Koyuncu, “Oradaki hekimlerle görüştük. Bakanlığa yazı göndermişler, bu yazıda ‘Bilinci kapanırsa ne yapalım’ diye bakanlığa sormuşlar. Bakanlık da cevabında da ‘Eğer bilinci kapanırsa hukuk çok açık, müdahale edeceksiniz. Kişilerin hayatından sadece kendileri sorumlu değildir, devlet de sorumludur’ şeklinde cevap gelmiş” ifadelerini kullandı.

Zorla müdahalenin kişilerin ölümüne neden olabileceğini dile getiren Koyuncu, Malta Bildirgesi’ni hatırlattı.

Koyuncu, “Bildirgede, kişinin eğer zorla müdahaleyi kabul etmiyorum beyanı varsa, zorla müdahale edilemez diyor. Çünkü zorla olduğu için kişi de bunu reddettiği için besinlerin akciğere girme olasılığı oluyor. Bu da ciğerlere giden gıdanın yaratacağı zatüree nedeniyle ölüme neden olabiliyor. Türkiye hukuku da şunu diyor: ‘Cezaevlerinde açlık grevinde olanların bilinci kapanırsa müdahale edilebilir.’ Bizim için etik daha önce geliyor. Umarım bir an önce açlık grevi biter ve bu iki gencin hayatlarına mal olmaz” dedi.