ANALİZ I Milli Görüş Davası: Almanya, 'güzel ahlak sahibi' yönetici ve dostlarını niçin (şimdi) gördü?

'Nereden tutulursa tutulsun, kirlenmiş ilişkiler yumağı içinde bir teşkilat... Almanya - AKP ilişkilerinde iki tarafın da halk düşmanı amaçları için kullandığı satranç tahtası ve piyon... Ancak bir soru yanıtlanmayı bekliyor: Alman emperyalizmi Milli Görüş'ü niçin (şimdi) gördü?'
Tevfik Taş
Pazar, 24 Mart 2019 14:51

Köln Asliye Ceza Mahkemesi'nin kısa adı Milli Görüş olan İslam Toplumu Milli Görüş (İTMG) teşkilatının eski üst düzey yöneticilerine vergi kaçırmaktan dolayı verilen cezalar Türkiye gibi Almanya'nın da gündeminde yerini aldı.

Milli Görüş'ün Genel Başkanlığı görevini yürüten Yavuz Çelik Karahan ve üç yönetici 24 aya  varan cezalara çarptırıldılar. ''İyi halleri'' göz önünde bulundurulan sanıklar, tecilli olarak vergi kaçırma suçundan hüküm  giydiler.

Milli Görüş'ün patronları, çalıştırdıkları imamların ''maaş bordrolarını eksik gösterme'' ve ''kurban paralarının amaç dışı kullanımı'' başlıklarındaki suçlamalar da ise ,''delil yetersizliği'' nedeniyle beraat ettiler.

DENİZ FENERİ DAVASI'NDAN SONRAKİ EN ÖNEMLİ DAVA

Uzun süreden beri ilk kez bir Alman mahkemesinden, 16 milyon avronun iç edilip, zanlılar arasında dönemin RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın da ''kuryelik'' ettiği  iddialarının çokça yer aldığı 2008 yılı Deniz Feneri Derneği davasından (1)  sonra, bu derece önemli bir karar çıktı.

Milli Görüş Genel Sekreteri Bekir Altaş, Eylül 2017'de dava başladığında ''taz'' gazetesinin sorularına yanıt verirken, sözü geçen davanın hukuki değil siyasi amaçla açıldığını ima ederek, ''teşkilatımız üzerinde Demoklesin kılıcı asılı tutuluyor'' demişti. (2)

''Delil yetersizliği...'', ''iyi hal...'' derken Almanya Erdoğan liderliğindeki AKP'ye ve onun ''Almanya'daki lobilerinden birine sınırını hatırlatarak,  gözdağı daha verme gereği duydu.

Üzerinde odaklanılması gereken en temel sorulardan biri budur.

2017 Şubat ayından 2018 Şubat'ına kadar Silivri Cezaevinde ''Erdoğan'ın rehinesi'' durumunda tutulan Alman uyruklu gazeteci Deniz Yücel davası ile paralellikler gösteren Milli Görüş Davası, adeta tarafların birbirlerine gözdağı verme araçları olarak işlevlenmiş durumda.

Deniz Feneri Davası'nda, deyim yerindeyse, oku atıp yayı saklayan Almanya tarafı, Kombassan, Yimpaş, Jetpa gibi  şirketlerin kendi ülkesinde yaşayan Türkiyeli göçmenleri  dolandırmasına göz yummuştu. Ortada dönen toplam yekünün 5 milyar avro olduğu iddia ediliyor. (3)

MİLLİ GÖRÜŞ TEŞKİLATINDA İKİ KRİTİK BÖLÜNME

Ön tarihi 1972 yılında Braunschweig'da kurulan ''Almanya Türk Birliği''ne kadar götürülebilse de, 1976'da Köln'de kurulan İslam Toplumu Milli Görüş (İGMG) teşkilatı, antikomünist hareketin Türkiyeli göçmenler arasında yaygınlaşmasında etkili bir rol üstlenmişti.

''Arka avlu'' bakkalcılığı ile başlayıp, devasa ''helal gıda'' endüstrisinin de laboratuvarı olan Milli Görüş, Türkiye siyasetinde Necmettin Erbakan fenomeninin cilalayanı ve finansörü olarak oldukça etkili bir yer tutmuştu.

Erbakan'ı denetleyen Alman emperyalizmi, Erbakan üzerinden hem islamcıları hem de ülkesinde yaşayan göçmenleri denetim altında tutmayı hedefliyordu.

Milli Görüş'ün ilk önemli bölünmesi 12 Eylül'ün hemen sonrasında Cemalettin Kaplan adındaki imamın Halifelik Devleti ilanı ile oldu. Bölünme, 1984'de Celalettin Kaplan adındaki imamın Almanya'daki ''sivil toplum'' yasalarından aldığı güce de dayanarak, hızını alamayıp kendisini ''halife'' ilan etmesi ile başka bir boyuta taşındı.

Erbakan'ın ''pragmatizmi''ne haiz ol(a)mayan Celalettin Kaplan, çok geçmeden izole edilerek, küçük bir grup olarak kalması sağlandı. Kaplan ekibinde yer alan bir başka yobaz olan İbrahim Sofu'nun 1997'de öldürülmesinin sahnesi de Almanya idi. Cinayetin üzeri fazla değşilmeden, kapatıldı. Kaplancılar susturularak, marjinalize edilirken, Erbakancıların değirmenine su taşındı.

TEŞKİLAT İÇİNDE ERBAKANCILAR – ERDOĞANCILAR ÇATIŞMASI

Milli Görüş içerindeki ikinci büyük bölünme 2000'li yılların başında, Erdoğan'ın Erbakan aleyhine iş çevirmesi ile patlak verdi. Teşkilat Erbakancılar ve Erdoğancılar diye cepheleşti. Erbakan hocasının sponsorluğunu yapan Alman emperyalizminden daha kodaman bir sponsor bulan Erdoğan AKP'si, ABD eli ile bir proje partisi olarak iktidara getirildi.

Erdoğan'nın ABD desteğine mazhar olması, onun Erbakan karşısındaki elini de güçlendirdi. Milli Görüş'de Erbakan etkisi sürerken, Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yurt dışı örgütlenmesi olan Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (DİTİB) üzerinden Milli Görüş'e dönük ele geçirme hamleleri yaptı.

Siyasi iktidarın nimetlerinden faydalanma konusunda idmanlı islamcılık, çok geçmeden Erbakan hocasını ve onun Saadet Partisi'ni unutup, AKP'ye yanaştı. AKP, Milli Görüş'ün üst düzey yöneticilerinden  Mustafa Yeneroğlu gibi kişileri AKP'den milletvekili seçtirdi. Kölner Stadt Anzeiger gazetesinden Joachim Frank, ''DİTİB ve Milli Görüş omuz omuza'' başlıklı değerlendirme yazısı kaleme alırken, hiç kuşkusuz gerçekçi bir tablo resmediyordu.

Joachim Frank, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Milli Görüş'ün Erdoğancıların denetimine geçmesinde ne gibi uğraşılar içinde olduğunu yazdı. (4) DİTİB imamları ile Milli Görüş imamları aynı kaynaktan besleniyorlardı artık; ve bu istihbarat raporu okunmadan da edinilecek kadar açık bir veri olarak göz önündeydi.

MİLLİ GÖRÜŞ'ÜN EN ÖNEMLİ HOCASI: NURETTİN YILDIZ!

Tabii, Milli Görüş'ün Erdoğancıların denetimine geçmesinde yalnızca DİTİP etkili olmadı. En az onlar kadar 'etkili' (!) ve   açıklamaları ile 'ünlü' bir başka isim daha vardı aracılık eden: Nurettin Yıldız! (5)

Yetişkin bir erkek ile çocuk ''evliliği'' olabileceğini savunup, kadınların dövülmesini salık verip, cihad çağrıları yapan bu sapık kişi, Milli Görüş'ün eski Genel Sekreteri ve AKP Milletvekili Mustafa Yeneroğlu'nun da sıkı bir dostudur.

MİLLİ GÖRÜŞ'ÜN LÜKS İÇİNDE YAŞAYAN ÜÇ İSİMLİ KRİMİNEL BAŞKANI

Bu kadarla da sınırlı değil Milli Görüş adı verilen teşkilatın yönetici kadrosu.

Yukarıdaki fotoğraf 3 Eylül 2003 tarihli Milliyet gazetesinin ''Kim tutar Osman'ı!'' başlıklı haberinden alınma. Fotoğraftaki kişinin başını çember içine alan Milliyet (belli ki, o dönem Milliyet AKP ile çok da 'uyumlu' değilmiş), ''Kim tutar Osman'ı'' diye de başlık atmış.

Birkaç gün önce 24 ay tecilli ceza alan Yavuz Çelik Karahan'ın bir adı da Osman Yobaş. Yani dönemin Milli Görüş Genel Başkanı Yavuz Çelik Karahan. Ancak bu fotoğrafta toplantıya giren kişi kendisini Osman Döring olarak tanıtmış.

Bu hesaba göre Milli Görüş'ün eski genel başkanının toplam üç adı mevcut. Duruma göre, ortama göre seç seç kullan!

Kimdir Osman Yobaş? Yavuz Çelik Karahan? Ya da Osman Döring?

Fotoğrafa konu olan karenin hikayesini aktarmakta yarar var: ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Berlin ziyaretinden önce "davet" krizine yol açan İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatı Genel Başkanı (IGMG) Yavuz Çelik Karahan, dün Erdoğan'ın sivil toplum örgütleriyle yaptığı toplantıya katılmayı başardı. Türkiye'de işlediği cinayetin ardından Almanya'da kimlik değiştiren Karahan'ın, bir kez daha isim değiştirdiği ortaya çıktı. Asıl adı "Osman Yobaş" olan Karahan, Berlin Büyükelçiliği'ne bağlı Türkevi'ndeki toplantıya yakasında "Osman Döring" adına düzenlenen tanıtım kartıyla katıldı. Böylelikle Milli Görüş, Dışişleri Bakanlığı'nın, "Türkiye aleyhinde faaliyette bulunanlarla adı terör eylemlerine karışanlar hariç, kişi ve gruplar arasında hiçbir ayırım yapmadan vatandaşların kucaklanması" genelgesinin ardından resmen devlet protokolüne girmiş oldu.'' (6)

17 Nisan 2003 tarihli Hürriyet gazetesi sözü geçen başkan için şu başlığı kullanıyor: ''Milli Görüş'ün kaçak başkanı'' (7)

Haberin devamında şu bilgilere yer veriliyor: ''İGMG içinde devamlı ön saflarda görev yapan, gençlik sorumluluğundan sonra İGMG Genel Başkan Yardımcılığı ve Teşkilatlanma Başkanlığı görevlerini üstlenen, ‘‘Reis’’ unvanlı Yavuz Çelik Karahan, şu anda Köln'ün en lüks semtlerinden birinde, korumalı lüks bir villada yaşıyor. Karahan'ın daha önce bir Alman'la evli olduğu ancak ayrıldığı, ikinci eşinden olanlarla birlikte toplam beş çocuğu bulunduğu belirtildi. Alman eşinin 16 yaşındayken Karahan'la evlendiği, ardından da örtündüğü belirlendi.''
Köln yakınlarında milyonluk villada yaşayıp, lüks aracı ile gezen üç isimli, güzel ahlak sahibi  Milli Görüş Genel Başkanı, şiddetle muhtemeldir ki, cemaat üyelerine ''alçak gönüllü bir hayat'' üzerine kimbilir ne nasihatlar vermiştir!

DİE WELT: OSMAN DÖRİNG, ALMANYA'DA YAŞAYAN EN ÖNEMLİ 10 MÜSLÜMANDAN BİRİ

''Güzel ahlak'' sahibi tecilli suçlu, 1 Ekim 2006'da Die Welt gazetesinin ''Almanya'daki 10 önemli müslüman'' sıralamasında ilk ona ''Osman Döring'' adı ile girmeyi başarmıştı! (8)

Die Welt'in haberinde Osman Döring'i, yaklaşık 26 bin üyesi olup, 3oo'e yakın camiyi denetleyen bir kurumun başkanı olarak tarif ediliyor.

Şaibeli bir cinayet hükümlüsü, üç isimli,  vergi dolandırcılığından tecilli hapis cezalı Milli Görüş Genel Başkanı'nın Kırşehir'in Aydoğmuş Köyü'ne kayıtlı  adı, Osman Yobaş'dır. Almancada ''ş'' harfi olmadığı için ''s'' okunur. ''S'' harfi de kelime içinde ''z'' sesi verir. Bazen fonetik olan, kelimenin kavramsal kökeni hakkında çok daha fazla şey söyler... 'Yobaz' gibi...

Milli Görüş, kendi resmi sayfasından yaptığı 19 Şubat 2019 tarihli BASIN AÇIKLAMASI'nda, ''siyasi ve finansal açıdan bağımsız bir teşkilattır'' ifadelerine yer vererek, pişkinlik derecesi hakkında da önemli bir mesaj vermiş oldu. (9)

Nereden tutulursa tutulsun, kirlenmiş ilişkiler yumağı içinde bir teşkilat... Almanya - AKP ilişkilerinde iki tarafın da halk düşmanı amaçları için kullandığı satranç tahtası  ve piyon... Ancak bir soru yanıtlanmayı bekliyor: Alman emperyalizmi Milli Görüş'ü  niçin (şimdi) gördü?

KAYNAKLAR:

(1) https://www.faz.net/aktuell/rhein-main/frankfurt/urteil-im-betrugsprozes...

(2) http://www.taz.de/!5443316/

(3) https://www.zeit.de/2006/46/G-Holy-Holdings/komplettansicht

(4) https://www.ksta.de/politik/tuerkische-islam-verbaende-ditib-und-milli-g...

(5) https://www.huffingtonpost.de/entry/islamische-vereine-in-deutschland-or...

(6)  http://www.milliyet.com.tr/2003/09/03/siyaset/asiy.html

(7)  http://www.hurriyet.com.tr/gundem/milli-gorusun-kacak-baskani-140856

(8)  https://www.welt.de/print-welt/article156811/Die-zehn-wichtigsten-Muslim...

(9) https://www.igmg.org/tr/islam-toplumu-milli-goerues-siyasi-ve-finansal-a...