Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tunç Sipahi

Paris

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:23 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:23

Uluslararası siyaseti yalayıp yutmuş donanımlı insanların Paris katliamı gibi bir olayı anında çözmeleri ve arkasındaki güçleri, olayın nedenlerini ve olası sonuçlarını analiz etmiş olmaları zaten beklenirdi. Çözüm hızını takip etmekte zorlanırsınız. Dün şahit oldum: Genelde iki-üç dakika alıyor. 

Sosyal bilimlerde nedensel, iradi ve fonksiyonel açıklama biçimleri arasında rahatça gezinen bu insanlar, fonksiyonel açıklamaların daha açıklayıcı olduğuna da uzun zaman önce karar vermiş durumdalar. “Kime yarıyor?” sorusu dünyada kimsenin aklına gelmediği için, sonuçtan nedene giden bu tür açıklamaların patenti kahvelerdedir.

Bu verilerin ışığında; “(i) ama onlar da tahrik etmişler (ii) onlar da ırkçıymış” gibi yanıltıcı girdilerle manipülasyon yapmak bir yana, “(iii) bu işin arkasında bir veya birden fazla istihbarat örgütü vardır (iv) amaç İslamofobi dalgasını güçlendirmektir (v) bunun sonunda bunlar gelir IŞİD türü yapıların ipini çekerler (vi) işimiz kimin ne kadar etkileneceğini ölçmektir” gamında analiz yapmak çabuk kavrayan, zeki ve bilgili insanlar için en fazla beş dakikalık iştir.

Oysa ki bir takım basit varlıklar düz şeyler söylemek zorundalar.

Bu rezil katliamın ne “aması”, ne “durup analiz edelimi”, ne “belki de emperyalizm yapmıştırı” vardır. Emperyalizm zaten var: Arabistanlı Lawrence hayırsever değildiyse; Nazi Doğu Bürosu Sovyetlere karşı Müslüman Sovyet yurttaşlarını kullanıp onlardan askeri birlikler oluşturmaya kadar gidebildiyse; bu masayı devralan ABD, kullanımı küre çapına yayıp Sovyetler’le sınırlı olmaktan çıkardıysa, işin içinde emperyalizm zaten hep var olmuştur.

Emeperyalizmin sorumluluğu bir veridir. Hatta post-Sovyet dünyada emperyalizm ve dinci gericilik zaten etle tırnak gibidir.

Ancak burada ilk söz özel bir patolojiye dönüşen insan düşmanı yoz, ahlaksız, katil ve yobaz yaratıkların neler yapabildiklerini, bazı zavallıları nasıl bulup çıkarıp kullanabildiklerini bir kez daha vurgulamak, lanetlemek olmalıdır. Evet, böyle bir zeminde, emperyalizmin projesi olarak kullanılsalar da, sonuçta kendileri, kendi ideolojileri, kendi sembolleri, kendi inançlarıyla, bilerek ve isteyerek insanlığın tüm değerlerine saldıran cehennem zebanilerinin külliyen reddiyesi elzemdir. Yani yok öyle emperyalizmi dışsallaştırarak sıyrılmak.

Bir, Paris katliamını kimlerin yaptığından ve kimlerin kullanabileceğinden bağımsız olarak, gerici ideolojik akım olaydan tarihi olarak sorumludur. Tıpkı benzer binlerce cinayetten sorumlu olduğu gibi. Bu seferki Paris’te ve Charlie Hebdo’da olduğu için sonuçları farklı olabilir.

İki, Paris’teki katliamı kimlerin yaptığından ve kimlerin kullanabileceğinden bağımsız olarak, durum şudur: İnsanlığın 300 yıldır biriktirdiği ve bu netliğiyle insanlık tarihinde bir ilk olan, kristalize olmuş tüm değerlere saldırıda bulunulmuştur. Sembolik anlamı budur ve bunu herkes böyle görecektir. Böyle de görmesi gerekir.

Böyle bir zeminde laiklik başlı başına bir değerdir. Laiklik kem küm etmeden savunulacak, tavizsizce savunulmaması halinde kem küm edenin solcuyum-sosyalistim-komünistim-devrimciyim demesine izin verilmeyecek olmazsa olmaz bir hat durumundadır. Bugün, laikliğe saldırılan tüm coğrafyalarda, laikliğin açık ve tavizsiz savunucusu olmak “genel olarak solcu” olmanın dahi zorunlu koşuludur.     

Tunç Sipahi 'ın Son Yazıları