Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tunç Sipahi

Merkez Bankası, faiz, gelecek

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:08 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:08

Nihayet faiz artırıldı, üstelik artırıldığını herkes anladı. En azından “faiz lobisi” saçmalığını keserler ve belki de bu bilim ve akıl dışı zırvayı duymaktan kurtuluruz. Piyasa, TCMB faizlerinin yanlış yerde, olması gerekenden çok düşük saptandığını düşünüyordu. Dünkü karar, hem Türkiye’nin enflasyonu, hem gelişmekte olan piyasalar açısından bakınca Türkiye faizlerinin durduğu yer açısından, normale dönüş olarak algılandı. Fiilen 275-325 baz puan arası bir sıkılaştırma söz konusu. Kredi faizlerini, özellikle rotatif/ticari kredi faizlerini yukarı atacak. Bankalar mevduat faizini yükseltmemek, en azından kredi faizi kadar yükseltmemek için çaba sarf edecekler. Şimdilik zaten durum bu Kredi artış hızı düşerken mevduat faizi-kredi faizi farkı açılıyor.

Bazı konular önemli. Mesela zorunlu karşılıklar ve rezerv opsiyon katsayıları, döviz satış miktarları gibi “ince ayar” alet-edevatla uğraşmayıp doğrudan faize yönelmesi ilk defa net hareket etmesi anlamına geliyor. Para politikasında “sadeleştirme” yaptığını bildirmesi çok önemli çünkü para politikasına ek belirsizlik katmak zaten belirsizliğin olduğu bir dünyada aşırı yükleme sayılmalı. Faizi an itibariyle tekrar artıracağı beklentisine yol açmayacak şekilde bir kerede yüksek oranda artırmış olması da yabancı yatırımcının olumlu bulacağı bir karar.

Büyümeye etkisi negatif olacak denebilir. Bunu söylemek hiçbir şey söylememektir çünkü aşırı yükselen kur zaten, bilanço tahribatı ve şirket iflaslarıyla, büyümeyi yükselen faizden daha kötü etkileyecekti. İç talebin özellikle tüketici kredileri kanalıyla daralacağı zaten belliydi ve istenen de buydu. Yabancı yatırımcı Brezilya’dan sonra ikinci en yüksek faizden etkilenirse, gelecek dövizin yaratacağı TL likidite fiilen para piyasasında oluşacak faizi zamanla politika faizinden daha düşük hale bile getirebilir. Bazen faiz düşürmek faizleri yükseltir, bazen de faiz artırmak piyasa faizlerini düşürür. Kurda “denge” sağlandı algısı oluşursa, bu yabancıların borsaya ucuzluk bazında girmelerini de sağlayabilir.

Ama olmayabilir de. Bu noktada iki risk var: Kurda “giriş noktası” 2.10-2.15 ise aynı zamanda “çıkış noktası” olarak da algılanabilir. Yani faiz artışı gerek şart, yeter şart değil. Her şey bu yüzden güllük gülistanlık olmaz. Yabancı sermaye çıkışı minimal iken yaşananlar “olumlu senaryo” satın alınmaz –yeni bir risk oluşur- ve ekonominin temel zayıflıkları öne çıkarsa, daha sert tekrar edebilir. Bu riskler hala mevcut ama TCMB sonunda günü kurtaracak, tek “doğru” hareketi yaptı. En önemlisi yapılanın nasıl algılandığı: Olumlu algılandı. Fakat o kadar. Bu dahi günü kurtarmazsa gün dahi kurtarılamıyor demektir. Fiyatlama oturunca göreceğiz.

Ocak kapasite kullanma oranı (KKO) yüzde 2 –mevsimsel düzeltilmiş- oranında sert düşerken, dayanıklı ve dayanıksız tüketim mallarında KKO düşüyor çünkü talep yetersiz hale geliyor. Ara ve sermaye mallarında şimdilik yatay. İhracat siparişleri, istihdam ve üretim tahminleri, reel sektör güven endeksi hep aşağı yönlü. Tüketici güveni 3.5 puan aşağıda ve krediler yavaşlıyor –beklendiği gibi. Kurumsal kredilerde artış gibi görünen hareketin nedeni dış krediden iç krediye dönüş veya doğrudan doğruya bozulan nakit akışının yerine beliren kredi kullanma ihtiyacıdır. Olumlu bir gelişme değil.

Yüzde 2,5 büyüme 2014 için baz senaryodur ve bu oran gayet iyimser.

Tunç Sipahi 'ın Son Yazıları