Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tunç Sipahi

Köksüzlüğün demokrasisinde, laubaliliğin piyasasında ‘kartopu etkisi’

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:06

“Bu nasıl demokrasi” denildiğinde “seçim yapıyoruz ya, daha ne” cevabının verildiği toplumlarda, hakim sınıfın siyasi temsilcisinin üzerinde pek az tahdit vardır. Güce yeni ulaşan gruplar siyaseti varlıkların yeniden dağıtımı için kaldıraç olarak kullanmaya yönelirler. On yılda bir devlet eliyle “yeni”, “öz”, “en hakiki” burjuva fraksiyonlarının türemesi bu nedenle kolayca mümkün olur. Herkes kendi burjuvasını yaratmaya kalkar. Süreklileşmiş yeniden dağıtım kavgalarından uzak olan, kurumsal olarak oturmuş kapitalist ülkelerde böylesine türbülanslar fazla yaşanmaz. Sermaye birikmiştir zaten, ikide bir türediler iç çembere davet edilmez. Buna bazen “devlette devamlılık esastır” deniyor. Özetle, burjuvazi köksüzse, toplum uyuyorsa, hukuk da siyasetin güncel dilini tercüme ediyorsa, devlet aracılığıyla serveti yeniden dağıtma çabası süreklilik kazanır.

Politikacılar ve siyaseten güçlü gruplar üzerinde etkin tahditler yoksa, gelen gitmemek için direnir. Böyle toplumlarda gruplar arası rekabet ve iç mücadele daha şiddetli olur çünkü siyasi iktidarın kazandıracakları (kaybettirecekleri) çok fazla olabilir. Özetle, siyasiler üzerinde çok az kurumsal tahdit varsa daha büyük iç kavgalar beklenmelidir.

Ayrıca kurumlar zayıfsa, iktidar bloğu “güvene”, yani “yazılmamış kontratlara”, dayalıdır. Böylece iktidar kültürel açıdan nispeten homojen gruplar arasındaki tekrar eden oyunların dengesi olarak ortaya çıkar. Fakat bu enformel düzeni şoklar karşısında kararlı tutmak zordur. Özetle, siyasiler toplum ve hukuk tarafından ne kadar az dizginleniyorsa, iktidar koalisyonunun kırılganlığı o kadar fazladır. Her şey enformelse, işler “bunlar size, şunlar da bize, anlaştık mı koçum abim?” tadında yürüyorsa, rezaletler ortaya dökülürse tam dökülür.

Bunların hepsini yaşadık. Böyle bir diyarda iktidar zafer çığlıkları bile atsa, şu olasılığa da bakmak gerekir. Salgın hastalıkların yayılmasını veya kolektif eylemleri inceleyen modellerdeki “kartopu” veya “vagona atlama” etkilerini ele alalım. Bir “eşikten” atlanınca aktörler tercihlerini değiştirirler çünkü bireysel tercihleri daha önce kamuya açıklaya geldikleri tercihlerinin tam tersi haline zaten dönüşmüş durumdadır. Eşik noktasının etrafında küçük bir parametre değişikliği, ani bir sıçramayla ters dönen ve dolayısıyla beklenmeyen bir davranış değişikliğine yol açar. Fakat aslında davranışları nitel olarak değiştirecek bireysel tercih değişiklikleri zaten yavaşça yaşanmaktadır. “Sürpriz sıçrama” dışarıdan bakan gözlemcilerde şok etkisi yaratabilir: Bunun nedeni altta yatan özel tercihlerdeki değişikliği gözlemleyememiş olmalarıdır. Nitekim Haziran direnişine kadar, toplumun deli gömleğine sığmayacağını söylemek mümkündü ve doğruydu. Ama tepkinin şiddeti, açığa çıktığı, patladığı güne kadar anlaşılamadı.

Bunları niçin söylüyoruz? Uzun bir süre, görüntü aynı kalırken altta yatan tercihler değişiyor olabilir. Kamuya açıklanan tercihlerle ve hatta gözlemlenebilen davranışlarla derin tercihler farklılaşmaya başlayabilir. Ama bu durumda küçük bir parametre değişikliği, bir enformasyon çığının düşmesi her şeyi aniden tersine çevirir. Bu, dışsal belirsizlik değildir ve değişim sistemin temellerine dayanarak açıklanmalıdır. Değişim içseldir, sadece değişimin gelişi gözlemlenemez. Eşikten geçilirken çığ düşerse bir “kartopu” sessizce ama kesin biçimde büyümeye başlamış demektir. Denge, ekonomi ve siyaset için, kökten değişir.

Temaları çeşitlendirebiliriz. Toplumsal muhalefet ve barikatlar 19. yüzyılın büyük bölümünde adeta iç içe geçmişti. Sosyal muhalefetin forumu, “agorası”, barikatlar, sembolik silahıysa taşlardı. Ama oy hakkının giderek topluma yayılması ve evrensel oy hakkına –her ne kadar uzun süre kadınları kapsamasa da- kavuşulması oyları, seçimleri öne çıkardı. Przeworski & Sprague (1986)’nın metaforuyla oylar artık “kağıttan taşlardı”.
Bu denge kararsızdır, bu düzen kurumsuzdur. Eşikten geçerken çığ değil, “kağıttan taşlar” yağacak ve sessizce, ama kesin biçimde, büyümeye başlamış olan “kartopu” çok uzaklardan görülebilen bir dağa dönüşecek. Denge, ekonomi ve siyaset için, kökten değişecek. Tercihler değişiyor.

Tunç Sipahi 'ın Son Yazıları