Tunç Sipahi
İllüzyonlardan arınma kılavuzuna ek
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:03 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:03
Beşiktaş camiasını baskı altına alarak Çarşı’yı etkisizleştirmek, tribünlerin halk direnişine verdiği tartışmasız desteği gölgelemek dar amaç, tam saha pres yöntemiyle toplumu baskı altına almak geniş amaç. Diktatörlük her yerde! Buna karşı “demokrasilerde böyle şeyler olmaz” cevabını vermek “ne AKP’yi, ne devleti, ne demokrasiyi anladık” demek. “Anlamıyoruz ama güya politika yapıyoruz” demek. AKP’ye “demokrasiye aykırı bir tasarruf” diyen birisi, karşılığında ne söylenirse söylensin, aslında “anlat anlat heyecanlı oluyor” cevabını alacaktır. Aşağıda genç entelektüel ve akademisyen adayları için illüzyondan -teoride de- arınma kılavuzu var.
Demokrasi nedir? Cevabı değişik düzeylerde düşünmek mümkün. Bir pastayı adil bir şekilde nasıl paylaşırız? Büyüyen bir ekonomide gelir bölüşümü hangi sınırlara kadar adil olabilir? Bir kamu harcamasını kimler, nasıl, hangi etik çerçevede finanse etmelidir? İktisadi adalet nedir? Ulusal irade nedir? Arı teori düzeyi kurumlar ve tarihi özelliklerden bağımsız bir mantıksal düzeydir. Bu düzeyde bir ilk cevap Nobel ödüllü büyük iktisatçı ve entellektüel Arrow’un İmkansızlık Teoremi’dir (Genel İmkanlılık Teoremi): En az üç kişilik bir toplumda tamamen demokratik diyebileceğimiz bir mekanizmayı kurmak imkansızdır. “İmkansızlık teoremi” belirli bir enformasyonel çerçevede ve bazı şartlarla geçerlidir. Sosyal seçiş teorisinde yapılanlara bakıp hâlâ Arrow’un 1951’de ortaya attığı bu teoreme önem atfedebiliyorsak, demokrasi konusunda bir püristin (arı teoriden çok hoşlanan birisinin) fazla heyecan duyması olanaksızdır.
İkinci düzeyde daha ete kemiğe bürünmüş bir çerçeve var. Demokrasiyi klasik liberalizmle sıkı ilişki içinde gören bu anlatıma göre demokrasi, burjuvazinin aristokratik siyasi kültür ve kurumlar üzerinde yükselttiği, klasik birey hakları/temsili parlamenter sistem/piyasa ve girişim özgürlüğü birleşiminin Batı’da geldiği dengenin kurumsal yapısıdır. Bu tarz bir liberal demokrasi tezinde, bir miktar tarihsel ve kurumsal açıklama çabası vardır. Bu tezin süzülmüş versiyonu liberalizmin siyaset felsefesi düzeyinde temsil edilişinin en mükemmel türü ve geriye doğru projeksiyonunun temel aracı olarak kontraktarien (sosyal kontrat yaptığımız veya “sanki yaptığımız” tezi) teorilere dahil edilebilir. Bu pozisyonun modern neoklasik iktisat ve siyaset teorisindeki doğal ifade ve analiz enstrümanı ise oyun teorisidir. Kontraktarien teorilerin güzel bir masal –ve ideoloji- oluşturduğu iddiası ile karşılık verilebilir. Örneğin, Althusser’in az bilinen 1977 tarihli “Makyavelli’nin Yalnızlığı” başlıklı yazısı bunu yapıyor. Soldan eleştirilerde bu düzey daha gerçekçi hale getirilmiş ve Batı’da işçi hareketinin kazanımlarının demokrasinin bugün gelinen noktaya ulaşmasının gerçek nedeni olduğu ileri sürülmüştür. Gerçekten de, başlangıçtaki demokrasi kadınlara, zencilere, mülk sahibi olmayanlara oy hakkı dahi vermiyordu.
Üçüncü analiz düzeyine bakalım. Kurumsallaşarak kalıcı olabilen, kararlı demokrasi deneyleriyle ilgilenelim. Denge, ya tarafların aynı enformasyon ve güce sahip olduğu bir oyun-teorik çözüm kavramına göre dengedir- örneğin, Nash dengesi ya da bir tarafın lider güce sahip olduğu bir dengedir, örneğin, von Stackelberg dengesi. İkinci noktayı da açıkça ifade edeyim: Bir kooperatif olmayan denge söz konusu. Yani, demokrasi kooperasyonla oluşmaz: Siyasi ittifaklar ve bloklar elbette söz konusudur ama aktörler/sınıflar/bloklar arasında güç dengesi oluşmalıdır. Bu teze göre demokrasi demokratlar tarafından asla kurulamaz. Ya bir pat durumu oluşacak, ya da bir taraf hakim olacak ve/fakat kendi demokrasisini dayatacak şekilde kazanacaktır. Bu demokrasinin kalıcı olmasında, yani direkt bir diktatörlükten farklı bir güç/onay dengesinin kararlılık kazanmasında, hegemonyaya onay verme durumunun açıkça oluşması gereklidir. Kalıcılık kazanma sürecinde onay önemlidir ama demokrasi, ki bir devlet biçimi/bir hükmetme tarzıdır, daha baştan güçsüzlüğü kabul eden anonim aktörler tarafından kurulamaz. Aslında her onay mekanizmasında da bir güç elemanı mevcuttur: Güçsüz onay olamaz ama onaysız güç kullanılabilir.
Her demokrasi bir burjuvazi ve burjuvazinin gücü sorunudur. Daha sonra bir muhalefet sorunudur. Muhalefetin de, burjuvazinin demokrasiyi taşımasının da bir siyasi kültürü, semboller sistemi, ideolojik yelpazesi vardır. Sonuçta her siyasi-ekonomik denge, bir siyasi-ekonomik güç tarafından tarihi olarak taşınır ve desteklenir. Böyle bir güç yoksa bu tarz bir demokrasi, “sanki mükemmel” bir demokrasi, kurulamaz ve taşınamaz.