Tunç Sipahi
Aydınlanma ve ekonomi
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:04
Her şey 1800 civarında başladı dersek, çok da abartmış olmayız. Nedeni ne olursa olsun ve hangi mekanizmalarla yayılırsa yayılsın, Aydınlanma/burjuva erdemleri/sanayi devrimi -”burjuva erdemleri” Deirdre McCloskey’nin kitaplarından birisinin adıdır- dünyanın görünümünü değiştirdi. 1800 yılında doğumda yaşam beklentisi 26 iken, 2000’lerde 66’ya yükselmişti. Bu istatistik genel, dünya ortalamasına dair bir istatistik. O zamanlarda 16 yaşında “artık büyüdü, işgücüne tam katıldı” diyebileceğimiz birisinin 200 sene önce 10 yıllık bir olgun yaşam beklentisi varken, şimdilerde beklenti 50 yıla çıktı. Yani aslında tam 5 katına yükselmiş oldu. Mesela ABD’de 1800’de 39 olan beklenti, şimdi 77. Afrika’da bile, tüm sömürgeciliğe rağmen, yaşam beklentisi 23’ten 52’ye -AIDS öncesi- yükselmişti. Elbette bölgelere ve dönemlere göre farklılık gösteriyor. Mesela SSCB dağılınca bölgede yaşam süresi kısaldı Fakat Putin Rusya’sı durumu toparlayınca yeniden artmaya başladı. Koloniyalizm, emperyalizm, dünya savaşlarına rağmen insanlığın genel görünümü nasıl bu kadar hızlı değişebiliyor? O kadar hızlı ki gezegen bu hıza ayak uyduramıyor. Ve bu rakamlar sadece sürenin uzadığına işaret etmiyor: Uzayan sürenin uzayabilmiş olması zaten sağlık, ilaç, yiyecek, yaşam kalitesinin de artmış olmasına dayanıyor.
Bu görülmemiş olgunun temel nedeni Aydınlanma. Aydınlanma pek çok şeydir ama aynı zamanda ekonomidir çünkü bilimdir ve teknolojidir. Ve Aydınlanma seçerek alabileceğiniz bir demet fikir değil: Teknolojiyi alalım, aklımız hâlâ 850 yıl öncede kalsın diyemezsiniz. Batı’dan medeniyet alırız, hars da bizden olsun denemeyeceği gibi, Aydınlanma’yı da parça parça ithal edemezsiniz. Aydınlanma’yı başlatan koşullara, Rönesans’a geri dönelim, birkaç yüzyıl bir skolastik denemesi yapalım, sonra Aydınlanma’nın belki başka bir türünü keşfederiz de diyemezsiniz. Olmuştur ve insanın tanımını değiştirmiştir. Aydınlanma zaten alınan-satılan birşey değildir. İnsanın her tür hurafeden arınması, dini ancak bir gönül gözü rafineliği olarak tevarüs etmesi, özgür ve bilgili bir birey olması sürecine diyoruz. Bu olursa ekonomi de yeni bir özerk alan olarak ortaya çıkar. Yoksa ekonomi denilen şey eskinin bağrında, siyasi ve sosyal ilişkilere gömülü olarak varolmaya devam eder.
Haziran Direnişi’nin en önemli nedenlerinden birisi, yaşam tarzına müdahaleydi. CHP bu konuyu zerrece anlamadığını bir kez daha gösterdi. Galiba onlara göre müdahale denince akla içki içmek geliyor. Hatta kadınların örtünmesinin bir bireysel tercih konusu olduğunu bile sanıyor olabilirler. Bu, CHP için cehalet ve yön duygusundan yoksun olma halidir. Hayır, halkın adını tam koyamadan rahatsızlığını ifade ettiği şey bir karşı-Aydınlanma paketidir. Karşı-reform ve karşı-Aydınlanma paketleri bir bütündür. Ve bu işin hem ekonomisi, hem de ekonomi politiği var. Karşı-Aydınlanma bir çölleşme paketidir ve her tür gelişme, kalkınma hedefiyle temelde çelişen bir pakettir. Kadınların işgücüne katılımının Türkiye’deki mevcut oranın 2 katına çıkmadığı, bu olurken kadınların özgürleşerek bağımsızlaşmadığı, işgücünün nitelikli/yarı-nitelikli hale gelmediği, üniversitelerin bizzat üniversite kavramıyla çelişir durumdan kurtarılarak evrensel standartlara kavuşturulmadığı, ne sanayi politikası, ne teşvik tasarımı, ne teknoloji üretimi, ne iş güvenliği ne de gelecek perspektifi olan bir tarzın değil 25 bin dolar kişi başı gelir hedefi, asla orta gelir tuzağından çıkamayacağını söylemezseniz hiçbir şey söylememiş olursunuz. Yaşam tarzına müdahalenin akla müdahale olduğunu, geleceğe müdahale olduğunu, Türkiye’yi hem entelektüel, hem ekonomik açıdan fakirleştirmekten başka hiçbir sonuç vermeyeceğini söyleyemezseniz, halkın inanılmaz rahatsızlığını temsil edemezsiniz.