Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tunç Sipahi

Altın işleri

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:06

Altın ihracatının -ve haliyle ithalatının- dış ticaret ve cari açık verilerini her iki yönde de bozduğunu 2 yıla yakındır biliyoruz. Bu konuda zamanında çok yazı yazıldı, basında enine boyuna işlendi. Hatta altın hariç ihracat türü veri tabloları oluşturuldu. Prensipte olanı net biçimde anlatabiliriz. İran’dan petrol ve doğal gaz ithal ediyoruz. Mart 2012’den bu yana İran’a karşı yaptırımlar yürürlükte ve bu yaptırımlar Temmuz 2013’ten itibaren kıymetli madenleri de kapsayacak şekilde genişletildi. Yani enerji ithal ediyoruz ama karşılığını döviz olarak ödeyemiyoruz: EFT-SWIFT işlemleri yasağı var. Mart 2012’de yasaklar başlamadan önce de İran ham petrol ithalatı bedelleri Türkiye’de banka hesaplarında birikmişti. Birikmiş tutarların da altın olarak gönderildiği anlaşılıyor.

Buraya kadar basit: Mal aldık, karşılığında döviz göndermemize izin yok. İran’a ödememiz TL cinsi ve Türkiye’deki hesaplarda İran’ın TL’si birikiyor. Bu TL bir şekilde altına -hurda altın değil, standart yani külçe altına- dönüşüyor ve İran’a gönderiliyor. Fakat dahildeki hurda altın yetmiyor: İran’ın TL parası dövize dönüştürülüyor ve İran hesabına altın ithal ediliyor. Bu altın gönderilince ihraç edilmiş gibi muhasebeleştiriliyor. Aslında mal aldık, parasını ödüyoruz fakat sanki ihracat yapmışız gibi kayda geçiyor. Aslında ihracat yapılmıyor çünkü karşılığında döviz gelmiyor. Gelemez de çünkü zaten altının karşılığını enerji olarak almıştık. Ne oluyor? İran’a ve sonrasında Birleşik Arap Emirliklerine altın “ihracatımızın” arttığı, net ihracat olduğu dönemlerde sanki döviz kazanmışız gibi kaydettiğimiz dövizler aslında yok. Bu durumda ödemeler dengesinde “net hata noksan” kaleminde eksi bakiye kaydediyoruz. İran’a net altın “ihracatı” -fiktif kalem- “net hata ve noksan” kaleminde -kaynağı belirsiz döviz giriş çıkışları- azalma olarak yansıyor.

Net ihracatın büyümeye katkı yaptığının savunulduğu dönemlerde büyüme üzerinde bir fiktif “şişirme” etkisinin oluşması da beklenir. Fakat buna geçen sene hayır cevabı verilmişti. Altını işlemediğimiz sürece üretim tarafından GSYH hesabına girmez denmişti. Bu da ayrı konu. 2009-2012 GSYH toplamı 2.17 trilyon Euro ve 87 milyar avro bu tutarın yüzde 4’ü demek.

Şimdi gelelim olayda transfer edilen para 87 milyar Euro hikayesine. Bu doğruysa, tablolardan izlenebileceği gibi, olayın “petrol ithalatının karşılığı altınla ödendi” meselesiyle alakası yok. Topla böl çarp, İran’dan, değil yaptırımların başladığı 2012’den beri, son 5 yılda dahi toplam ithalatımız 29,1 milyar avro. 87 milyarı bulmak mümkün değil! Sadece petrol ithalatı ilişkili olmak zorunda değil dersek ne olur? İran’dan ithalatın yüzde 88’i ham petrol, Diğer ithalat plastik mamulleri, bakır ve bakır eşya. Diğer ithalat için ödeme de altınla yapılmıştır denebilir. Bu durumda altın “ihracatının” tüm ithalatı karşılama oranı yüzde 93. İran’ın Türkiye’de menkul/gayrimenkul varlığı var mıydı? Varsa bunları bozdurmuş olabilir mi? Devletin yaptığı TL ham petrol ödemelerinin ne kadar hala banka hesaplarında duruyor, ne kadarı çekilmiş, bilmiyoruz. Resmi olarak ödenen bedelin çekilen kısmının ne kadarı altın olarak gitti, bilmiyoruz.

Resmi rakamlarda ilginç 2 nokta var. 2013 yılında altın ithalatının 2012’ye göre yüksek olması Nisan-Mayıs-Haziran aylarında İsviçre’den ithal edilen altının artmasından dolayı. Temmuzda gelen yasaklama öncesinde ithalat artarak sürmüş. Bu yasaklama hiç beklenmiyor muydu? Veya altın ithalatının bu bölümü İran’a ödemeyle alakalı değil mi? Resmi rakamlara göre 2013’de net 9,7 milyar USD fazladan altın ithalatı var. Bu altın ülkede mi? İthal edilen altının artık İran’a “ihraç” edilemeyeceğini varsayarsak, ne olacak bu altın? Bu kadar altın talebi mi var?

Anladığım kadarıyla soruşturma konusu olduğu iddia edilen 87 milyar avro resmi ithalat/ihracatla birebir ilgili değil. Türkiye’nin resmi rakamlara göre 2009-13 döneminde İran’la 87 milyar Euro karşılığı altın transferine yol açacak bir alacak-verecek ilişkisi yoktur. Böyle bir ticaret hacmi yok. Mantıken, ya bu 87 milyar rakamı yanlış ya da olay başka şeyleri de içeriyor olmak zorunda.

Tunç Sipahi 'ın Son Yazıları