Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tunç Sipahi

AKP ekonomiyi 
yönetiyor mu?

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:04

“Evet ama siyasi istikrar sayesinde ekonomi iyi”, “yalnız adamlar ekonomiyi iyi yönetiyor, bak doğruya doğru”... Çok uzun bir uyku ve uyuşma döneminden sonra, AKP’ye teyellenmiş insanlar ve iflah olmazlar dışında, sol denebilecek toplam “demokrasi masalmış”, “bunlar da sivil vesayet istiyormuş” gibi tuhaf noktalardan tutarak bile olsa, siyasi konularda iktidara hayran olmayı mecburen bıraktı, bırakıyor. Ekonomi konusundaysa rivayet muhtelif. Doğru soru şu olabilir: AKP ekonomiyi yönetiyor mu? “İyi mi yönetiyor, kötü mü yönetiyor, kimler için iyi veya kötü” değil. Yönetiyor mu? Cevap hayır. AKP ekonomiyi yönetmemektedir. AKP dış alemden gelen sermaye girişlerinin/çıkışlarının kur ve faiz üzerindeki etkilerini kontrol etmeye çalışmaktadır. Bunun dışında bir ekonomi vizyonu, sanayi politikası, teşvik tasarımı, dış pazarlarda rekabet stratejisi vb. bulunmamaktadır. Hiç olmadı.

Burada devreye liberal tez giriyor: Bırakınız yapsınlar - veya “bırakırsanız yaparlar”. Devlet kimden vergi alacağına ve kime ne vereceğine karar verir, gerisini bazı şahıslar piyasada hallederler. Sonuçta piyasa stratejik bir oyun, kurumsallaşmış ve kurulmuş bir süreç, girişimci adı verilen bazı aktörlerin hane halkı ve ekonomi otoritesiyle beraber sürdürdüğü bir globalleşmiş üretim/finansman amalgamıdır. İddiaya göre girişimciler teknolojik ilerlemeyi sağlar, yeni ürün geliştirir, piyasaları derinleştirir veya yeni piyasa yaratır, istihdam sağlar, risk alır ve karşılığında kâr ederler. Bu hikayeye inananlara liberal denir. Aslında burjuvazi cenahından bakınca o kadar da kötü bir soyutlama/teorik çerçeve değildir: Kötü ünü Türkiye’de liberal olmamasından kaynaklanıyor. Yani ben hiç görmedim. Liberal Parti başkanı veya yöneticisinin televizyonda liberalizmin prensiplerini saymakta zorlandığını hatırlıyorum mesela. Esasen liberal partiler batıda da daima bir sosyal koruma ağı içinde, bir muhafazakar havuzda var olup, oy alabildiler.

Bu hikayeye inananlar, sosyalist olmazlar. Hikaye bu şekliyle zaten tam bir “büyüklere masaldır”. Ama daha gerçekçi, ete kemiğe bürünmüş türleri bazı piyasaların belli dönemlerde yükselişini, yani kapitalizmin bir yanını açıklama potansiyeli taşır. Hakikaten girişimciler var olmuştur mesela ve hakikaten rekabetçi sayılacak koşullarda devletten beslenmeden sermaye biriktirmiş, teknoloji yaratmıştır. Ama o kadar. Bizde bu masal 20 yıldır Müslüman Kalvinistler benzeri “anlat anlat heyecanlı oluyor” tarzı versiyonlarla canlı tutulmaya çalışıyor. Bizde girişimci denen tür kategorik olarak mevcut olmamaya çok yakındır. “Yoktur” diye bir teorem ispatlanamaz belki, ama teoremi yanlışlayacak bir karşı örnek bulma olasılığı “bir yerlerden bir siyah kuğunun çıkagelmesi ihtimali sıfır değildir” önermesiyle aynı doğruluk değerine sahiptir. Geri kalan herkes bildik, tanıdık, ilk sermaye birikimi yöntemlerinin çocuğudur. Şimdi AKP bunların bir stratejik akıl gösterip, bunca dış borcu, OVP’ye göre yüzde 7’de seyredecek cari açığı –satılacak/sermaye birikiminde kullanılacak kamu sermaye stokunun sona erişine rağmen. Teknoloji ufku ileri ürünlerde rekabet edememeyi/var olmamayı ve benzeri tonla yanlışı telafi edecek dinamizmi kendiliklerinden göstereceklerini mi sanıyor? Otomotiv gibi zamanı geçmiş -100 yıl öncesinin ürünü: Hyundai bile yola 1967de çıktı. O zaman “devrim arabalarını” üretseydiniz 1960 sonrası, ha- sektörlere yönelmek gibi 1920’lerde Chrysler’in Ford’dan ayrılışından bu yana yeni fikir sayılmayacak işlerle oyalanmayı çok önemseyerek mi yapılacak bunlar? Çok ilginç: ABD’li bir “libertarian” -mesela Çay Partisi- bile bu kadarını ummaz saf kapitalizmden. Kapitalizm dahi daima bir plan/piyasa bütünleşmesi taşır: “Plan değil pilav” oturmuş bir kapitalizm için de yanlış bir slogan olmak gerekir.

Hodri meydan! Misal, “nurjuvaziniz”, “yeşil sermayeniz” sizi alsın taşısın, dünya piyasalarında rekabetçi hale getirsin de görelim. İnşaat, AVM, arazi rantı, ihale, özelleştirmeyle olmuyor bu işler hacım. Akıl, bilgi, tasarruf, teknoloji, modernleşme, Aydınlanma lazım. Millet dünyayı 200 yılda tersyüz ettikten sonra, kurduğu emperyalist refahı korumak için yeni gelenlere, kuzu gibi teslim olsunlar diye, “yeni Ortaçağ” pazarlar. Yolun başındakilereyse pırıl pırıl laik bir eğitim, mükemmel üniversiteler, özgürleşen ve işgücüne nitelikli emek olarak katılan kadınlar, dünyayla bütünleşmiş gençlik gerekir. Sizinkiler beceremez.

Tunç Sipahi 'ın Son Yazıları