Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tunç Sipahi

Adalet ve sosyalizm

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05

Her ne kadar Marx yazdıklarını tam olarak formelleştirmeyi -uzun süre matematik çalışmasına ve denemesine rağmen- başaramadıysa da bir Marksist genel denge nosyonundan bahsedilebilir. Aslında sadece Marx’ın değil, sosyalizmin de matematiği var. Keza kendi tarzlarında büyük ekonomistler olan bir Walras, bir Arrow-Debreu, bir Cournot, bir Nash dengesi vb. olduğu gibi bir Keynes dengesi de olabilir. Hatta, bir Cournot-Nash, bir Walras-Keynes dengesinden de bahsedebiliriz. Ama bu yazıda bir dengeden değil, bir gölgeden bahsedeceğim. Bolşevik ihtilalinin Keynes ve Keynes aracılığıyla, genç yaşta ölen Cambridge matematikçisi ve mantıkçısı Frank Ramsey üzerindeki etkisinden söz ediyorum.

1926 İngiltere’nin genel greve gittiği, Trotsky’nin güçlü bir Sovyet siyaset adamı olarak İngiltere’nin içişlerine karışarak devrim kışkırtıcılığı yaptığının iddia edildiği –Trotsky’nin Sovyetler’de tasfiye edildiği anlaşılan Batı’da henüz tam anlaşılamamıştı, Sovyetler’deyse sanayi yöneticilerinden Pyatakov’un “her sabah kalkıp Sovyetler Birliği yerinde mi diye bakıyoruz” dediği, planlamanın öncüsü kontrol rakamlarının yeni ortaya konulmaya başlandığı, Gramsci’nin akrabası önemli iktisatçı Sraffa’nın Mussolini İtalya’sından Keynes’in Cambridge’ine kaçtığı ve Keynes’in her şeyi merak ettiği bir yıldı. Önemli gelişmelere gebe, ama topun her anlamda ortada olduğu bir yıldan ve sistemik belirsizliği olan bir Sovyet ve Batı dünyasından bahsediyoruz. Keynes’in Sovyet deneyini çok merak ettiği ancak İngiltere’ye dönüşünde “sınıf mücadelesi beni eğitim görmüş burjuvazinin yanında bulacaktır” dediği biliniyor. Keynes, bu dönemde dahi mantıkçı-matematikçi Ramsey’e muhtemelen matematiksel bir “örtük” sosyalizm modeli ısmarlamıştı. Ramsey gerçekten de böyle bir matematiksel modeli oluşturdu.

Sovyetler Birliği Batı’yı yakalamak için sermaye yoğun büyümeyi mi denedi? Daha açarsak, Stalin döneminde büyümenin analitiğini bir içsel büyüme modeli çerçevesinde incelemeyi düşünmek mümkünse, daha standart bir optimal büyüme modeli çerçevesinde düşünmek de olası değil midir? Optimal tasarruf oranının nasıl belirleneceğini ilk soran, 1928 yılında Ramsey olmuştu. Yıllar sonra aynı soru Edmund S. Phelps (1961) tarafından yeniden soruldu. Arada geçen 33 yılda konu ekonomistlerin gündeminden çıkmış görünüyor. Ramsey’in iktisatçılar arasında yaygın bir şöhret kazanması 1960’larda gerçekleşti.

Ramsey’in 1928’de yayınlanan kurgusunda amaç fonksiyonu sadece tüketimi içeriyordu. Modeldeki üstü örtük (kanımca) sosyalizm kurgusunda son amaç bireyin tüketimini/refahını yükseltmekti. Fakat Sovyet deneyi bu amacın plancı için tek amaç olmadığını düşündürüyor. Sosyalizm ideolojisiyle yüklü plancının tüketimi de tamamen bir kenara atmadığını varsayarak, standart bir optimal büyüme modelinde amaç fonksiyonuna fert başına sermaye stokunu da eklemeyi düşünebiliriz. Gerçekten de bu tip bir model olabilecek en basit reel sosyalist büyüme modeli olarak görülebilir. Böyle bir çerçevede, “boyun kıracak hızda büyüme” isteğini, isterseniz zorunluluğunu, sermaye stokunu artırmayı da başlı başına bir amaç gibi görerek modele sokabiliriz. Buradan iki sonuç çıkar: (1) Ramsey’in 1928’de sormuş olduğu soruyu tekrar sorabiliriz: Sıfır dışında bir zaman tercihi faktörü kullanmaya ahlaki açıdan hakkımız var mı? Bilindiği gibi, 27 yaşında genç bir dahi olarak ölen Ramsey, “sosyal faydanın” kuşaklararası iskonto haddinin sıfır olduğunu ahlaki bir zorunluluk olarak postüle etmiştir. Bunun anlamı, muhtemelen Ramsey’i ve Keynes’i o zamanlar ilgilendiren bir problem olarak sosyalizmde bugünkü kuşağın gelecek kuşaklarla arasında kendi lehine bir fark görmemesi gerektiği saptamasıdır. Yani “sol” bu modelde çocuklarını ve torunlarını aynen kendisi gibi düşünmektedir. (2) Ramsey’in varsayımını kabul etmeyen neoklasik veya Solow tipi modellerde dengede aşırı sermaye birikimi vardır ve bunun karşılığı olarak tüketim optimal seviyede olması gerekenden daha düşüktür. Böylece aşırı sermaye birikimi ve/veya aşırı yüksek bir yatırım oranı sonucuna ulaşıyoruz. Reel sosyalizm tarihinde bu ikinci sonucun bir tür karşılığı olduğunu, ekonomik gerçekliği dönem dönem yakalayabildiğini düşünüyorum.

Ramsey, problemi bugünkü kuşağın henüz var olmayan ve kendi haklarını savunamayan gelecek kuşaklara haksızlık yapılmaması noktasından tanımlamış. Klasik makalesinin ikinci bölümünde -teknik bir nedenden de olsa- pozitif bir zaman tercihi kullandığı biliniyor. Sıfır zaman tercihi kullanılabilir bir kriter oluşturmadığı gibi, ahlaki açıdan da amaçladığının tersi sonuçlara ulaşabiliyor. Pozitif bir zaman tercihi kullanacak ve/fakat ahlaki bir kritere de uyacaksak nasıl bir sonuca ulaşabiliriz? Zor bir konu.

Tunç Sipahi 'ın Son Yazıları