Fırat’ın Travması!

04/07/2008 Cuma
Fırat’ın Travması!

Toplumda ilginç söylemler vardır. Çok yanlış bir şeyler yapan kişiye, Müslüman da olsa, "Allahsız, dinsiz-imansız" gibi sıfatlar yakıştırılır "Allahtan hiç korkmuyor musun?" denir. Fırat, "Cumhuriyet devrimleri toplumda travmaya-kalıcı rahatsızlıklara neden oldu" gibilerinden bir şeyler diyor. Toplumun Fırat'a hangi sıfatı yakıştıracağı bilinmez ama Fırat'ın, ne dediğini bilmese de bilerek (amaçlı) konuştuğu belli oluyor.

Osmanlıda padişahlık, babadan (genelde) yabancı valide analardan olma çocuklara geçerek sürmüştür. Padişahlar, 623 yıl boyunca toplumu sömürüp durmuştur. Son padişah ise, ayrıca İngilizlerle işbirliği yapmış, Kurtuluş Savaşı'na karşı çıkmış ve bu savaşın öncülerini idama mahkum etmiş, sonunda da bir İngiliz zırhlısı ile memleketinden kaçmıştır. Bu saltanatın kaldırılması, halkın ümmetten yurttaşa dönüşme sürecine girmesi ve kendi yöneticilerini seçeceği cumhuriyet sisteminin getirilmesi mi travma yaratmıştır? 623 yıl boyunca bir kez bile padişahını değiştiremeyen toplumun, 85 yıllık cumhuriyet tarihinde iki kez İnönü'yü (1950, 1965), iki kez Demirel'i (1973, 1977), Özal'ı ve Ecevit'i oylarıyla başbakanlıktan etmesi mi?

Osmanlının son yılları (son 35 yılı), 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Yunan Savaşı, Trablusgarp Savaşı, I. ve II. Balkan savaşları, I. Paylaşım Savaşı ve Kurtuluş Savaşı gibi savaşlarla geçmiştir. Cumhuriyet ile birlikte ülkeye barış gelmiştir. "Yurtta barış ve dünyada barış" cumhuriyetin temel ilkelerinden biri olmuş ve toplum II. Paylaşım Savaşı'ndan bile uzak tutulmuştur. Cumhuriyetin ilk 35 yılında katıldığımız tek savaş, Kore savaşıdır. Bu savaş da, Menderes'in cumhuriyetin bağımsızlık ilkesinden saparak ABD yanlısı politika izlemeye başlayıp NATO üyeliğine alınmamız için meclisi dışlayarak aldığı bir karar sonucudur. Bu barış ortamı mı toplumsal travmaya neden olmuştur?

Osmanlı, ilk fırsatta eskileri kapatmak üzere 1800'lerin ortasında din öğretimi ağırlıklı sıbyan okulları ve medreselere karşı bilim ağırlıklı iptidaileri (ilkokulları) ve darülfünunu (üniversiteyi) açmıştır. Cumhuriyetin din öğretimi ağırlıklı okullar yerine bilim ağırlıklı okulları yeğlemesi mi travma nedenidir?

Anadolu'da Müslümanların büyük çoğunluğunun konuştuğu dil Türkçedir. Padişah ve çevresinin dili ise Türkçe-Arapça-Farsça karışımı Osmanlıcadır. Türkçe konuşanlar, Nedimi değil Dadaloğlu'nu, Şeyh Galip'i değil Yunus'u, Mevlana'yı değil Hacı Bektaşi Veli'yi bilmekte ve anlamaktadır. Arap harflerinin öğrenilmesindeki güçlük nedeniyle, özellikle II. Meşrutiyetle yeni arayışlar başlamıştır. Harf devrimi yapıldığında, Müslüman nüfusun ancak yüzde 9-10 kadarı okuryazardır ve bunların önemli bir bölümü yazmasını bilmemektedir. Yeni harfler kabul edildiğinde, Osmanlıca okuryazar olanların çoğu kendiliğinden yeni harfleri öğrenmiş ve başkalarına da öğretmeye çalışmıştır. Türkçeye önem verilerek Müslüman çoğunlukla daha rahat ve kolay iletişim yolu açılmıştır. Osmanlı, 1450'lerde ortaya çıkan matbaanın Müslümanlarca kullanılmasına ancak 1727 yılında izin vermiştir. Cumhuriyetin ilk 25 yılında basılan kitap sayısı, neredeyse, 1727-1923 yılları arasında basılan kitap sayısı kadardır. Bu gelişmeler mi travma nedenidir?

Çoğu miskinler tekkesine dönen, inananların sırtından yaşamlarını yürüten, kurtuluş savaşını genelde umursamayan, gerektiğinde İngilizlerle işbirliğinden çekinmeyen, ülke işgal edilirken Bizans'ın son günlerindeki gibi öteki dünyayla haşır neşir olan, toplumun çok küçük bir azınlığının katıldığı ve hurafelerin üretim kaynağı tarikatların, tekkelerin, türbe ve zaviyelerin kapatılması mı travmaya neden olmuştur? I. Paylaşım Savaşı'nda Osmanlıyı (Arnavutlukta, Mısır'da, Mekke'de, Suriye'de, Irak'ta) her yerde arkadan vuran Müslümanların halifesi olmaktan vazgeçmek mi? Medeni nikah mı kadının erkekle, zenginin fakirle, doğulunun batılıyla, ağanın ırgatla, okumuşun okumamışla, kentlinin köylüyle eşit haklara kavuşmasının yolunun açılması mı? Çarşaftan başörtüsüne ve baş açmaya, şalvardan pantolona, festen ve sarıktan şapkaya geçiş mi?

Devrim sürecinde gerçekten bir travma yaşayanlar vardır. Anadolu Rumları, topraklarından ve anayurtları olan Anadolu'dan sökülerek mübadele edilmişlerdir. Bu travma, insanlık var oldukça unutulmayacak bir travmadır. Oysa Fırat bu olayı aklına bile getirmemektedir.

Batıyı 100-150 yıl geriden izleyerek uluslaşma sürecinin başladığı cumhuriyet döneminde, anadilleri Türkçe olmayan Müslüman topluluklara anadilde eğitim hakkı verilmemesi gibi demokratik olmayan gelişmeler de olmuştur. Tüzüğünde anadilde eğitimi savunan bir sendikaya karşı AKP kapatma davası açtığına göre, Fırat'ın kastettiği travmayı yaşayanlar anadilde eğitim nedeniyle mağdur olanlar da değildir. Fırat'ın kastettiği, özgürlüğü dini özgürlükle sınırlı görenlerin, devrimlere karşı olanların, padişah kasasından beslenenlerin, geçimlerini halkın inançlarını sömürerek sürdürenlerin, kadını köle gibi kullananların, yabancılarla işbirliği içinde olanların, özgürlüğü kulluğa yeğleyenlerin bir bölümüdür.