Cumhuriyetin Genelkurmayı!

06/03/2020 Cuma
Cumhuriyetin Genelkurmayı!

Biri Osmanlıya diğeri Cumhuriyete ait olmak üzere, iki farklı Erkan-ı Harbiye-i Umumiye vardır: 

  • İlki Orhan Bey’in padişahlığı sorasında, 1300’lerin ikinci çeyreğinde kurulan askeri örgütün Osmanlının son zamanlarındaki adıdır. İkincisi 23 Nisan 1920 tarihinde kurulan TBMM hükümetlerinde oluşturulmuştur.  
  • İlk kuruluşun çekirdeğini, uzun yıllar devşirmeler oluşturmuştur. İkincisini tümünü, ülkeyi yabancı işgalinden kurtarmak isteyenler oluşturmuştur.  
  • İlki ağırlıklı olarak Orhan Beyi/padişahları korumak ve başka beylikleri, toplulukları ve devletleri hakimiyet altına almak için kurulmuştur. İkincisi emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşını vermek, Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayanları özgürleştirmek -vatanı kurtarmak- üzere kurulmuştur; 3 Mart 1924’ten sonrasında da kazanılan bağımsızlığı ve halk egemenliğini koruma işlevini üstlenmiştir. 
  • İlki yüzyıllarca padişah/halife/cihat için savaşmıştır. İkincisi vatanın kurtuluşu için savaşmıştır; kurtuluştan sonrasında da “yurtta barış ve dünyada barış” için var olmuştur.  
  • İlki, Sevr anlaşmasından sonra İngilizlerin İstanbul’u, Yunanlıların İzmir’i, … işgal etmelerini içine sindirebilmiştir. İkincisi bu durumu içine sindiremeyenlerden oluşmuştur. 
  • İlki, padişahla ilişkili olduğundan, padişah İngiltere’ye kaçınca, ortadan kalkmıştır. İkincisi, silahlı kuvvetlerde rütbe adları Türkçeleştirilirken 1935 yılında, Genelkurmay adını almış, halkla ilişkili olduğundan halk var oldukça ve dünyada silahlı kuvvetlere gereksinim duyulmayacak bir düzen kurulana kadar var olacaktır. 

Özetleyecek olursak, Cumhuriyetin Genelkurmay Başkanlığı, 23 Nisan 1920 - 30 Ağustos 1922 yılları arasında Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan bir kurumdur. 3 Mart 1924’ten itibaren de, Cumhuriyetin temellerini oluşturan emperyalizm karşıtlığıyla, bağımsızlıkla ve de halk egemenliği ile özdeşleşmiş bir kurumdur. 

Bu arada, son 70 yılda zaman zaman, “Bu Genelkurmay, Cumhuriyetin Genelkurmay’ı mı?” sorusunu akla getirecek olaylar da yaşanmıştır. Örneğin; 

  • 1950 başlarında askerlerimizin ABD’nin emperyalist emellerine destek vermek üzere Kore’ye gönderilmesi, arkasından ABD’nin emrinde bir emperyalist kuruluş olan NATO’ya üye olunması ve tüm silahlı kuvvetlerin NATO’nun emrine verilmiş olması, 
  • Silahlı kuvvetlerin grev gibi demokratik haklar için gerçekleştirilen kitle eylemlerine karşı kullanılması, 
  • Amerikalıların 12 Eylül 1980 Darbesini gerçekleştiren komutanlar için “Bizim oğlanlar başardı” demesi, 
  • Hem Genelkurmay hem de 12 Eylül’ün Milli Güvenlik Kurulu başkanı Kenan Evren’in, demokratik seçimle başbakan olan kişiyi devirip asan ve Pakistan’a şeriat düzeni getiren General Ziya-ül Hak’a “Kardeşim” demesi,
  • 12 Eylül darbecilerinin, Türk-İslam sentezi anlayışını eğitim ve kültür politikası olarak benimsemesi; imam hatiplere öğretmen, hukukçu, … olma -öğretilen dini anlayışlarını mesleklerine yansıtma- yolunu açması,

böyle bir soruyu haklı çıkarmaktadır. 

Bu arada “Hah bu Cumhuriyet’in Genelkurmayı!” dedirten olaylar da vardır. Örneğin,

  • Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay’ın Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın orduyu ABD önderliğindeki koalisyon güçleri ile Irak’a karşı savaşa sokmak istemesi üzerine 1990’da istifa etmesi, 
  • Silahlı kuvvetler mensuplarına karşı başlatılan kumpas davaları üzerine, “Tutuklamaların evrensel hukuk kaidelerine, hakka, adalete ve vicdani değerlere uygun olarak yapıldığını kabul etmek birçok hukukçunun da ifade ettiği gibi mümkün değildir” diyen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve üç kuvvet komutanının istifa etmesi.

Ancak;

  • 1974 Kıbrıs olayları sırasında Türkiye’ye yardım eden Kaddafi’yi yok etmek için 2011’de NATO’ya destek verilmişse, 
  • 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, 15 bin askeri öğrencinin geleceğinin karartılmışsa, askeri okullar bir çırpıda kapatılmışsa, Haydarpaşa Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin adı Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak değiştirilmişse, imam hatiplere subay olma olanağı verilmişse, inançlar silahlı kuvvetlerde belirleyici olacaksa,
  • Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, … ABD’nin emperyalist emellerine alet olunuyorsa,
  • Bağımsız bir ülkenin iç işlerine müdahaleye kalkışılıyorsa - bir ülkenin bağımsızlığına saygı gösterilmiyorsa, 
  • Bir askeri harekatı, Milli Savunma Bakanı’nın mı, Genelkurmay Başkanı’nın mı yürüttüğü belli olmuyorsa, 

“Bu Genelkurmay, emperyalizm karşıtı, bağımsızlıktan ve de halk egemenliğinden yana olan Cumhuriyet’in Genelkurmayı mı?” sorusu, daha da can alıcı bir soru olmaktadır. 

[email protected]