Recep Adıgüzel
Türkiye Taşkömürleri Kurumu Üzülmez Müessese Müdürlüğü ve “Performans”ın şifresi!
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:29 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:29
Dünyada yaşanan gelişmelerden bağımsız olmayan ve emperyalizmin hizmetindeki burjuva ideologları tarafından başarıyla gündeme sokulan etnik ve dini kimliklere dayalı siyasi politikalar her alanda etkisini göstermiştir.
ABD başta olmak üzere emperyalist ülkeler tarafından kurgulanan ve yaratılan liberalizm dalgası üzerine oturtulan bu süreç Doksanlı yılların başlarında dağılan sosyalist blok içerisindeki ülkelerde ve Balkan ülkelerinde etnik kimliklere dayanan politikalar, Türkiye ve Ortadoğu ülkelerine de etnik ve dini kimliklere dayalı politikalar olarak yansımıştır.
Bu bölgelerde bulunan ülkelerde yaşanan çatışmalar, uluslar arsı tekellerin ekonomik çıkarları temelinde olsa da, bu ülkelerde yaşayan halkların hayatına etnik ve dini kimlikler çerçevesinde yaşanan boğazlaşmalar olarak girmiştir.
Ülkemizde 12 Eylül 1980 gerici darbesiyle temelleri atılan, 1984 yılında iktidara gelen Özal’ın ANAP hükümetleri sonrasında kurulan (DYP-SHP-ANAP-RP-DSP-MHP) koalisyon hükümetleriyle ete kemiğe bürünen ve 2002 yılında iktidar olan AKP’nin bu güne kadar kurduğu hükümetler döneminde de her alanda kurumsallaşan liberalizmin siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan ülkemize ve kentimize olan etkisinin sonuçlarını yaşıyoruz…
Bu liberalleşme sürecinin siyasi sonuçları ülkemizi hem etnik (Türk-Kürt), hem de dini (Alevi-Sünni ve hatta Hanefilik- Vahabilik) çatışmalar zemininde etkilemiştir.
Kuruluşundan bu güne ülkemiz ağır sanayinde ve Zonguldak’ın ekonomik ve toplumsal yapısının oluşum ve gelişiminde büyük bir önemi olan TTK (Türkiye Taşkömürleri Kurumu)’da neler oluyor?
Sanırım benim gibi konuyla ilgilenen birçok kişide, Zonguldak İli için büyük önem taşıyan bu kurumda neler olduğunu anlamaya çalışıyor!
Kentimizde ve TTK’ da neler olduğunu doğru ve sağlıklı anlayabilmek için ise, yukarıda özetlemeye çalıştığım süreci iyi incelemek gerekiyor.
Son on beş yıllık süreçte TTK Genel Müdürlüğü yapan Ömer Yenel, Rıfat Dağdeviren ve Burhan İnan dönemlerinde, Türkiye Taşkömürleri Kurumu’ da kurumsal işleyişi ve yönetim anlayışı açılarından büyük değişimler yaşamıştır.
Bu değişimleri şöyle sıralayabiliriz
1) Uzun yıllardan bu yana Türkiye’yi yönetenlerin ve sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda uygulanan politikalar sonucunda, enerji alanında Türkiye Taşkömürleri Kurumu’nun konumu önemsizleştirilmiş, TTK yapılması gereken yatırımların yapılmaması ya da eksik yapılması yoluyla zayıflatılmış, zorunlu (resen) emeklilik ve emekli olan işçilerin yerine yeterli işçinin alınmaması yöntemleriyle küçültülmüştür.
2) TTK önemsizleştirilip küçültülürken bir taraftan da liberalizmin ülkemizdeki koçboynuzu Özal tarafından başlatılan ve bu günlere kadar sürdürülen “TTK zarar ediyor-milletimizin sırtında kambur!” demagojileriyle halkımız nezdinde itibarsızlaştırılarak, taşkömürü üretimi hedefleri küçültülerek bu alanda tercihen özel sektörün ve taşeronlaşmanın önü açılmıştır.
3) TTK yönetim kadrosu, genel müdüründen başlayıp tekniker ve teknisyenine varıncaya kadar ekip (aile-camia) ruhunu yitirmiştir. Ekip ruhunun yitirilmesi nedeniyle de, meydana gelen sorunlar ve yaşanan kritik olaylar karşısında yetkili birim yöneticileri ellerini taşın altına koymakta ikircikli-çekimser davranmakta ve sorumluluk almaktan çekinmektedirler.
4) Bu durumun bariz olarak açığa çıktığı işyerlerinden birisi TTK Üzülmez Müessese Müdürlüğüdür. Bu Müessese de ise on iki yıldır aralıksız görevi başında olan bir Müessese Müdürü vardır. Benim bildiğim kadarıyla, TTK bünyesinde herhangi bir yönetim kademesinde görev yapan teknik elemanlar başarısız olurlarsa görevden alınırlar, başarılı olurlarsa da daha üst kademelere atanırlar.
5) Üzülmez Müessese Müdürlüğünde ise görünüşe bakılırsa işler hiçte iyi gitmemektedir. Son zamanlardaki verilere bakılırsa en çok iş kazası bu Müessese de meydana gelmektedir. İşyerinde, iş barışının oldukça bozuk olduğu yer burasıdır. Bu bölgede yaşanan vukuatlar, diğer bölgelere nazaran oldukça yüksektir. İşçilere yakacak kömür dağıtımıyla ilgili tek eylem, “Ben yaptım oldu!” mantığı oturtulmaya çalışılan bu işyerinde yaşanmıştır.
Sözün kısası bu bölgede yaşananların, tüm TTK bünyesine yayılması da ihtimal dahilindedir. TTK’ ya iş barışını sağlayacak yeni bir yönetim anlayışı ve üretimi artırmayı hedefleyen bir ekip ruhu gerekmektedir.
Fakat bunların gerçekleşme olasılığı, AKP hükümetleri döneminde çok düşük görünüyor.
Çünkü AKP hükümetleri KİT’leri yok etmeye, yok edemediklerini de dondurmaya kararlıdır.
TTK, Üzülmez Müessese Müdürlüğü'nden doğru donmaya başlamıştır. Fakat o bölgede ne yaşanırsa yaşansın, ister cinayet olsun, ister soygun ve işçi eylemleri olsun, o müessesede köşe taşları yerinden oynamamaktadır. O bölgede taşeron olarak iş yapan Star Şirketi, üç yılda yapması gereken işin neredeyse yüzde ellisini ancak yapabilmiştir. Üç yıllık sözleşme süresi dolmuş ve Star Şirketi TTK yönetiminden beş aylık ek süre almıştır. Geriye kalan yüzde ellilik bölümü bitirmeye, alınan beş aylık ek süre yeter mi?
Bilemem! Peki, bu iş aksamalarının hesabını kim verecektir? Kime verecektir?
Nedenlerini bilemiyoruz, ama AKP Zonguldak İl yöneticileriyle TTK yetkilileri arasındaki iletişim ve diyalog da donmuş gibi görünüyor!
Sanırım bu donma hali, önümüzdeki sıcak yaz günlerinde çözülür!