Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Recep Adıgüzel

soL Portal’da yazı yazmak!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:26 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:26

KENTİN SESİ - ZONGULDAK yazıları

Bu zamana kadar, önemli önemsiz birçok gazete ve dergiye yazılar yazdım. Yazılması gerektiğini düşündüğüm haberler yazdım…

Şimdi, hepsi de yazıldıkları gazete ve dergilerin sayfaları arasında duruyorlar. Benim açımdan birçoğunun, yazıldıkları tarihte bana heyecan veren ayrı bir önemi vardı.

Şimdiye kadar yazdığım yazıların, yazarken düşündüğüm anlamda bir işlevi yerine getirip getirmediğini düşünürüm zaman zaman…

Öyle ya bir yazı yazmaya karar verdiğinde, başka birilerine anlatması gereken, kendi içinde tüketemediği bir şeyler var demektir insanın.

Zonguldak’ta yayınlanan yerel “Halkın Sesi” gazetesinde, Salı günleri bu nedenle dilimin döndüğünce yazılar yazıyorum.

“Yine güzel bir yazı döktürmüşsün üstat!” desinler diye değil Zonguldak’ta yazılması gereken olaylar, dile getirilmesi gereken yaşam parçaları olduğu için yazıyorum…

soL Haber Portalı Yönetim Kurulu, “Kent Yazarları” sayfasında haftada bir yazı yazar mısın diye sorduğunda, duyduğum memnuniyetin yanı sıra yukarıda dile getirdiğim gerekliliği düşündüm.

“Yazmalı mıyım?” diye sordum kendime…

Evet, yüz yılı aşkın tarihiyle bir kömür üretim havzasıydı Zonguldak. Liberal ekonomi politikaları doğrultusunda, işçi sınıfına yapılan saldırıların, özelleştirmelerin, taşeronlaştırmaların yoğun olarak yaşandığı bir kent Zonguldak. Dolayısıyla vahşi kapitalizmin, azgın sömürünün çıplak gözle dahi göründüğü, gizlenemediği (belki de gizlemeye bile gerek duyulmadığı) bir kent!

Ezenlerin günden güne fütursuzlaştığı, ezilenlerin ise örgütsüzlüğün kıskacında çaresizce acı biriktirdiği, biriken acıların yıprattığı fakat güçlü bir çığlığa dönüşemediği bir kent!

Kaçak-özel maden ocaklarında ve taşeron şirketlerde iş güvencesinden ve sendikal örgütlenmeden yoksun olarak çalışan maden işçilerinin biriken acıları, yeraltında kalıyor ve güçlü bir çığlık olup baca ağızlarından dışarıya yansımıyorsa…

Çatalağzı Beldesinde termik santral kuran Eren Holding’in sendikasız çalıştırdığı işçilerin sorunları, termik santralin çevreye verdiği zarar Çatalağzı vadisine sıkışıp kalıyor ve ülke gündemine yansımıyorsa…

Yansıyanı da Zonguldak İl sınırlarını aşamıyorsa o zaman bu kentte yaşananları Ereğli tepelerinden Düzce’ye, İzmit’e ve İstanbul’a, Devrek tepelerinden Kızılcahamam’a, Bolu ve Ankara’ya aşırmak için “Yazmalıyım!”.  

TTK (Türkiye Taşkömürleri Kurumu)’da çalışan maden işçilerinin hakları günden güne ellerinden alınıyorsa, TTK yöneticileri tarafından ocağa inen maden işçilerinin üzerine kapılar kilitleniyorsa, maden işçilerine yeni toplu sözleşme süreçlerinde sabit ücret yerine performansa dayalı ücret dayatılmaya çalışılıyorsa, işçi sınıfından ve emekten yana tavrımla “Yazmalıyım!”

Tarihinde maden işçileri adına önemli mücadeleler vermiş olan Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Zonguldak’ta yaşanan özelleştirme saldırılarına sessiz kalıyorsa, TTK yönetimi tarafından açılan özelleştirme ihalelerine karşı bir basın açıklaması dahi yapmıyorsa…

Sendikasız sigortasız işçi çalıştıran özel ve taşeron şirketlerde örgütlenmeyi hedefleyip, güçlü bir örgütlenme programı ve mücadele stratejisi ile patronların karşısına dikilmiyorsa, işçi sınıfı adına ne yapılması gerektiğini dile getirmek için “Yazmalıyım!” dedim.

Ve sizlerle, bu “Merhaba” yazısıyla buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Gelecek hafta, yeni bir yazıda buluşmak dileğiyle…
 

Recep Adıgüzel 'ın Son Yazıları