Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Recep Adıgüzel

Soba, tiner ve alevler içinde bir çocuk…

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:28 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:28

KENTİN SESİ - ZONGULDAK yazıları

Kasım ayının son haftası…

Rüzgârlı Tepesi’nden, üzerini simsiyah kömür dumanı kaplamış şehre ve limanın dışına demirlemiş şileplerin duman bulutundan zor görünen siluetlerine bakarken üşüyorum.

Gökyüzündeki bulutların arasından nazlı yüzünü gösteren güneşin cılız ışıkları, üzerine çöreklenmiş koyu duman bulutlarını delip ısıtamıyor şehri.

Şehir üşüyor, ben merdivenlerden aşağıya yürürken titriyorum…

Bir gazete bayisinin önünden geçerken, sıra sıra dizilmiş gazete manşetlerinin arasında gözüm ağlayan bir adamın resmine ve “Acı Hayat” başlıklı habere takılıyor. Gazetelerin arasından bir çığlık duyar gibi oluyorum.

Sıra sıra dizilmiş gazetelere yaklaşıp, koltuğuna giren iki kişinin arasında ağlayarak yürüyen adamın fotoğrafının olduğu haberi okumaya başlıyorum: “Elvanpazarcık Beldesi'ne bağlı, Hayat Mahallesinde oturan Hatice ve İbrahim Bıçakçı'nın 3 çocuğundan Yusuf Ümit Bıçakçı, geçen yıl Mimar Sinan İlköğretim Okulu'nu bitirdikten sonra, ailesinin ekonomik durumu iyi olmayınca liseye devam etmedi. Daha önce inşaatlarda ve bir fırında çalışan Bıçakçı, 1 ay önce Acılık Caddesi'ndeki Küçük Sanayi Sitesi'nde bir oto kaporta atölyesinde işe başladı. Yusuf Ümit Bıçakçı, önceki gün akşam saatlerinde işyerinde yanması için sobaya tiner döktü. Tinerin parlamasıyla bir anda alevler içinde kalan Bıçakçı'ya, çevredekiler yangın söndürme tüpleriyle müdahale etti. Ambulansla Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Bıçakçı'nın vücudunun yüzde 80'inin yandığı tespit edildi. İlk müdahale ardından İstanbul Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen Bıçakçı, tüm çabalara rağmen kurtarılmadı.

Yusuf Ümit Bıçakçı için bugün Elvanpazarcık Beldesi Hayat Mahallesi'ndeki camide cenaze namazı kılındı. Bıçakçı'nın yakınları ve arkadaşlarının katıldığı cenazede baba İbrahim Bıçakçı, gözyaşları içinde taziyeleri kabul etti. Ayakta durmakta güçlük çeken İbrahim Bıçakçı'yı, yakınları teselli etmeye çalıştı. Bıçakçı'nın cenazesi, kılınan cenaze namazından sonra beldedeki mezarlıkta toprağa verildi.”

Çalıştığı kaportacı dükkânında ısınmak için sobayı tutuşturmaya çalışırken, soğuk bir kasım gününde yanarak hayal bulutlarına karışan bir çocuk!

Okul mezuniyet töreni için çekilmiş olmalı! Çocuğun gazeteye konulan kepli fotoğrafındaki gülümseyen yüzüne, hayat dolu gözlerine ve ağlayan babanın çaresiz bakışlarına, pişmanlıklar akan gözyaşlarına bakarken düşüncelere dalıyorum: “Acaba liseye gidip okumayı düşünmeyip, inşaatlarda, fırınlarda ve bir ay önce çalışmaya başladığı kaportacı dükkânında çırak olmayı çok mu istemişti küçük Yusuf? Ya üç çocuklu baba İbrahim gözlerinden zekâ, yüzünden hayat fışkıran küçük Yusuf’u neden liseye gönderip okut(a)mamış, acaba neden dershaneler kurslar yerine çalışmak için inşaata, fırına ve tamirci çıraklığına göndermişti küçük çocuğunu?”

“Yoksul olan ailesinin bütçesine katkıda bulunmak, ailesine yardımcı olmak için okumayı bırakıp çalışmaya başladı” diye yazan gazetelerden hiçbiri “Tamirci çırağı küçük Yusuf’un sigortası var mıydı?” diye sormadı. “Liseli olmasa da, acaba ardından yanacak, onu hiç unutmayacak sevdiği bir kız oldu mu?” diye yazmadı, onu bir gün sonra unutan gazetelerin hiçbirisi…

“Okullar bilgisayarlı eğitime geçiyor, her öğrenciye tablet bilgisayar verilecek!” diye yazıyor burjuva medyası.

Çakılıp kaldığım gazete standının önünde haftalık ve günlük gazetelere bakıyorum. Bir gazete “TTK Üzülmez Müessese Müdürlüğü Asma İşletmesi’ne ait maden ocağında meydana geldi. 11 yıllık maden işçisi Hasan Türköz, yerin 240 metre altında çalışırken tavan çökmesi sonucu oluşan göçüğün altında kaldı. Mesai arkadaşları, Türköz’ü kurtarmak için çalışma başlattı.

TTK kurtarma ekiplerinin yaklaşık 1 saat süren çalışması sonucu ulaşılan Türköz’ün cesedi, arkadaşları tarafından ocaktan çıkarıldı.” haberini verirken, bir diğeri “Ereğli ilçesine bağlı Kandilli beldesinde bulunan özel Hema Kömür İşletmesi'nde sabaha karşı göçük meydana geldi.

Alınan bilgiye göre, Ereğli İlçesi'ne bağlı Kandilli Beldesi'nde sabaha karşı saat 05.00 sıralarında Hema Endüstri A.Ş. Kömür İşletmeleri'ne ait maden ocağında yerin 320 metre altında tahkimat çalışması yapıldığı sırada, tavan çökmesi sonucu göçük oluştu. Maden işçileri 33 yaşındaki Gökhan Sezer ve 27 yaşındaki Erhan Turhan, göçük altında kaldı. İş arkadaşları, 2 madenciyi kurtarmak için çalışma başlattı. Yaklaşık 1.5 saat süren çalışmanın ardından Gökhan Sezer ve Erhan Turhan'ın cesetlerine ulaşıldı.” haberini veriyor.

Yaşanan iş cinayetlerinde katledilerek Zonguldak’ın üzerini kaplayan kömür dumanlarına karışan işçi haberlerine İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği haftası dolayısıyla düzenlenen ve “maden ocaklarında işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarında yüz yıl öncesine dönüldüğü” dile getirilen toplantı haberleri karışıyor.

Soğuk bir kasım günü içim üşüyor, yaktığım sigaranın dumanıyla ısınmaya çalışırken, yanımdan güle oynaya sırtlarında hayal dolu çantalarıyla iki lise öğrencisi geçiyor.

Ve yerin derin karanlıklarına karışarak yitip giden, madenci küfürlerini duyar gibi oluyorum.

Recep Adıgüzel 'ın Son Yazıları