Recep Adıgüzel
“Performansa dayalı müdürlük, performansa dayalı sendikacılık!” Olur mu?
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:30
KENTİN SESİ - ZONGULDAK yazıları
Hayatın içerisinde ve her alanında bir şeyler oluyor!
Herkes hayatın içerisinde olan bu bir şeylere, hayatın içerisinde durduğu yerden dokunuyor ve hayata baktığı yerden bakıyor…
Bir insan eğer gerçekten hayatın içerisindeyse, bulunduğu alanda hayata müdahale edebilme imkânına sahip olabiliyor. Yani hayatta durduğu yerden, başka yerlere savrulmamışsa (hayatta durduğu yere ve çevreye yabancılaşmamışsa), hayatta yaşanan gelişmeleri doğru okuyabiliyor, hayata doğru müdahalelerde bulunabiliyor.
İşte bu noktada, “farklı” olanla “yabancı” olan arasındaki değişik bakış açıları ve düşünceler ortaya çıkıyor.
Hal böyle olunca, doğal olarak aynı konuda birçok farklı görüş ortaya çıkıyor.
Buna da bazıları şaşırıyor ve “Bu kadar da olmaz ki kardeşim!” diyerek tepki veriyor!
Bir de her şeyi bilip farkında olan, fakat koşullar ne olursa olsun bir fikir ileri sürmeyen ve ortalama laflar edip kişiler üzerinden dalaşma yürüten tiplerde var.
Bunlar genel olarak her konuda laf ederler, fakat hiçbir konuda net bir fikir ileri sürmezler…
Sürekli bir eleştirme faaliyeti içerisindedirler, çünkü kendilerinde bir kıpırtı olmadığı için çevrelerindeki kıpırdayan her şey dikkatlerini çekmektedir.
Ve zaman zaman da, onları ürkütmektedir!
Şimdi bir örnek:
Birincisi TTK Genel Müdürü Burhan İnan’ın gündeme getirdiği ve TTK’ ya yapılacak yeni işçi alımlarında uygulamak istediği, “performansa dayalı ücret” doğru mudur yanlış mıdır? TTK işyerlerinde uygulanabilirliği olan bir sistem midir? Bu konuda ileri sürülen sorulara açık ve net bir şekilde, kendi düşüncesini de içeren bir yanıt vermelidir.
Benim yanıtım Bu “performansa dayalı ücret” konusu, bir anlamıyla da TTK yönetimince maden işçilerine verilen “siz yeterince çalışmıyor, aldığınız maaşı hak etmiyorsunuz” mesajıdır. Aynı zamanda da, karmaşık uygulamalara yol açarak iş yaşamında sorunlar yaratacak sonuçlara neden olacaktır.
Dolayısıyla, maden işçilerinin kazanılmış haklarına yapılan bir saldırıdır. Sermaye sınıfı adına yapılan ve hedefi maden işçilerinin kazanımlarıyla birlikte sendikal yapısına karşı da yapılan liberal bir saldırıdır.
Bu yazı yayınlandığında, genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Eyüp Alabaş Kanal-Z’ de Harun Ersoy’un hazırlayıp sunduğu “Analiz” programına katılmış olacak.
Sayın Alabaş katıldığı bu program da “performansa dayalı ücret” konusunda, sendikanın bakış açısını ortaya koydu.
Fakat TTK Genel Müdürü tarafından ortaya atılan bu öneriyi, maden işçilerinin haklarını savunan bir sendikanın genel başkanı olarak TTK Genel Müdürü’nün hazırlamış olduğu haliyle kabul edilemez olduğunu söyledi.
Çünkü ortaya atılan bu öneri, bu haliyle madenlerde iş kanununu delerek esnek, üretim sistemine geçişin hamlelerinden birisi oluyor.
Maden işçileri, üretilen kömürden yüzdelik bir pay alacaklarsa, o zaman sendikaya da gerek kalmıyor. İşçilerin bir sendikaya üye olmaları da gereksizleşiyor, işçilerin “birlik duygusu”, “birlikte hareket etme bilinci” parçalanmaya çalışılıyor.
Sanırım TTK yetkilileri, ileride havzayı teslim etmeye hazırlandıkları özel sektör şirketlerine, işçi sınıfı hareketi açısından da düzlenmiş bir zemin sunmayı hedefliyorlar!
Eğer bir sendika başkanı, ortaya atılan bu öneriye “evet” demişse ya da “evet” derse dolaylı falan da değil, doğrudan işçi sınıfının çıkarlarına, maden işçilerine ve işçi sınıfının sendikal hareketine karşı yürütülen bir ihanet içerisinde olacaktır.
TTK yetkilileri “performansa dayalı ücret” konusunda, daha önce bir sendika başkanından bu öneriyi onaylayan bir yanıt almışlar mıdır?
Bilemiyorum!
Ortaya atılan bu öneri işçi sınıfının çıkarlarını savunan birisi tarafından, en azından, tespit edilmiş (sabit bir maaş + prim) şeklini almadan müzakere edilemez, tartışmaya bile açılamaz!
Genel Başkan seçildiği tarihten bu güne izlediğim kadarıyla GMİS Genel Başkanı Eyüp Alabaş’ın, TTK Genel Müdürü Burhan İnan’ın işçi sınıfı hareketini zayıflatacak bu manevrası karşısında sessiz kalacağını sanmıyorum.
Umarım, bu tespitimde yanılmam…
Pazartesi günü akşamı, hep birlikte görmüş olacağız!