Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Recep Adıgüzel

Milli iradeden pilli iradeye...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:32 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:32

KENTİN SESİ - ZONGULDAK yazıları

Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrasında, Anadolu topraklarında ve Misak-ı Milli sınırlarında kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kurulduğu 1923 tarihinden bugüne kadarki zaman sürecinde, öyle iddia edildiği gibi demokratik, laik bir hukuk devleti olamamıştır.

Ege ve Akdeniz kıyılarından Mezopotamya’ya uzanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulduğu topraklar üzerinde yaşayan halklar ise, devletin varlığı ve bekası uğruna, bırakın eşitlikçi ve özgürlükçü bir demokratik yaşamı, göstermelik de olsa burjuva demokrasisinden dahi nasiplerini alamamışladır.

Bugün yaşamakta olduğumuz siyasal, ekonomik ve sınıfsal sorunların temelinde birçoğu asıl olarak krizler rejimi olan kapitalizmden kaynaklanıyor olsa da, yukarıda kısaca değinmeye çalıştığım tarihsel süreçte izlenen politikaların biriktirip beslemiş olduğu sorunlar vardır…

Bugün Türkiye toprakları üzerinde yaşamaya çalışan yoksul halkların, işçilerin ve emekçilerin tepesinde tepinen AKP faşizminin kaynakları, ülkemizdeki sermaye diktatörlüğünün bekâsı adına hareket eden AKP iktidarının tepelemeye çalıştığı birinci cumhuriyet döneminde aranmalıdır.

Aydın düşmanlığının baş aktörü aydınlanmacı bir düsturla yola koyulduğunu iddia eden, komünizm düşmanlığı eşliğinde aydınları katleden, cezaevlerinde çürüten ve karşısında gericiliği örgütleyip siyasal olarak toplumsallaştıran birinci cumhuriyettir.

Halk düşmanlığının baş aktörü halkçılık ilkesini hayata geçireceği iddiasıyla, halka tepeden bakan bürokratik devlet yapısını kurumsallaştıran, Atatürk’ün emperyalizme karşı kahramanlaştırdığı Anadolu insanını ezen, kişiliğini silikleştiren ve cezaevi ve karakollarda işkencelerden geçiren birinci cumhuriyettir.

Devletçilik alerjisini kronikleştiren baş mihrak devletçilik anlayışını kendi burjuvazisini oluşturmak ve kendi halkını sömürerek yarattığı değerleri, yani zor yoluyla halktan çaldıklarını kendi rıza ve iradesiyle özel sektöre devreden birinci cumhuriyettir.

Milliyetçilik kavramını ulusal bilincin ötesinde kör bir ırkçılık anlayışına taşıyan güç Amerikan emperyalizminin çıkarlarına hizmet eden, üniversite kapılarında Türk öğrencileri, fabrika kapılarında kurulan grev çadırlarında Türk işçileri, yurt genelinde Türk aydınları, öğretmenleri, gazetecileri ve bunun yanı sıra bu ülke yurttaşı Kürtleri ve Alevileri katleden ve kendi topraklarında yaşayan emekçilere düşman bir milliyetçilik anlayışını üretip yayan yine birinci cumhuriyettir.

Öyle söylendiği gibi AKP birinci cumhuriyeti kökünden tasfiye etmemiştir, AKP iktidarı birinci cumhuriyeti sermaye sınıfının ihtiyaçları doğrultusunda ikinci cumhuriyete evriltmiştir…

AKP iktidarı birinci cumhuriyetin oluşturduğu kurumları tümden yıkmamış ve sadece aşağıdan ve yukarıdan kuşatarak ele geçirmiştir. Zaten faşist bir anlayış üzerine yapılandırılmış olan birinci cumhuriyetin kurumsal yapılarıyla kendi diktatörlüğünü ilan etmektedir.

Yani yeni Osmanlıcıların birinci cumhuriyetçilerle tutuştukları iktidar kavgasında, birinci cumhuriyetçiler ellerindeki kurumsal silahları ikinci cumhuriyetçilere kaptırmışlardır.

Yani emekçi yoksul halklar ve işçi sınıfı için değişen olgu, birinci cumhuriyetin milli iradesi kışlayla süngüyle ve faili meçhul katliamlarla tecelli ediyordu, ikinci cumhuriyetin milli iradesi camiyle minareyle ve polis coplu biber gazıyla tecelli ediyor, edecek…

Milli irade olarak tanımlanan olgu Anadolu topraklarında ancak bir sosyalist cumhuriyetin kurulması ve halkların kardeşliğine yaslanan bir ülkü birliğiyle sağlanabilir. AKP’lilerin akıl ve havsalalarının alamayacağı bir milli iradenin tecellisi, bu topraklarda ancak o zaman mümkün ve yaşanabilir olacaktır.

AKP iktidarında tecelli eden irade ise Anadolu topraklarında yaşayan halklara yaslanan meşru bir “milli” irade değil, ABD ve AB emperyalizmine yaslanan ve tepeden aşağıya kurulan gayri meşru bir “pilli” iradedir!

Peki, o zaman bu gayri meşru “pilli” irade nasıl tecelli eder?

ABD ve AB emperyalizmi şarj ederse, Ankara’da ve mümkün olursa, Ortadoğu’da Tayyip ampulü yanar!

AKP Genel Merkezi ve Tayyip şarj ederse 12 Haziran genel seçimlerinde olduğu gibi Köksal Toptan, Özcan Ulupınar ve Ercan Candan ampulleri yandığı gibi, 7 Nisan tarihinde yapılacak olan AKP Zonguldak İl Kongresi’nde de Hamdi Uçar ampulü yanar!

AKP örgütlerinde yer alan hiçbir kimse, kendi özgür iradesini kullanarak istediği birisini yönetici ya da milletvekili seçme imkânına sahip değildir!

AKP iktidarının diktatörlüğü döneminde tepeden aşağıya şarj edilmeyen ampuller sönüp giderken, tepeden takdir görerek şarj edilen ampuller bir süreliğine ışıldamayı sürdüreceklerdir.

Böylece Burjuva partilerinde seçme ve seçilme özgürlüğü de elinden alınmış olan halkımızın milli iradesi teslimiyet kapılarında sürünürken, Anadolu topraklarında yaşayan halklar emperyalizmin oyunlarına, işçi ve emekçiler liberalizmin saldırılarına isyan bayrağını çekene kadar, bu topraklarda “pilli” irade tecelli edecektir.

Haydi, “şarj” kuyruğuna…

Recep Adıgüzel 'ın Son Yazıları