Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Recep Adıgüzel

İşsizlik kırbacına karşı, grevli direniş kalkanı!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:29 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:29

KENTİN SESİ - ZONGULDAK yazıları

(Yeni bir giysisi olmayanın, kırk yamalı giysisi yenidir!)

Kapitalizm üretmek, üretmek, daha çok hızla mal üretmek ve bu ürettiklerini piyasaya değerinin üzerinde bir fiyatla sürerek aynı hızla satmak ve sürekli bir şekilde kar etmek diye bir işleyiş mantığı üzerine kurulmuştur.

İşleyiş böyle kurgulandığı gibi tıkır tıkır düzenli bir şekilde sürüp gitse, liberal piyasacı ekonomi açısından hiçbir sorun yoktur!

Ancak onlar açısından aşılamayan, kesin çözüme kavuşturulamayacak olan sorunların başında arz talep meselesi ve dünyada insan diye bir canlının yaşıyor olması ve hala varlığını sürdürüyor olması gelir…

Emperyalist-kapitalist odaklar açısından aşılamayan, aşılamayacak olan sorunların başında gelen başlıca sorun bu dünyada insanların yaşıyor olmasına karşın, insanlık düşmanı bu sömürü sisteminin dünya üzerinde insansızda yapamıyor olmasıdır…

Çünkü günümüzde tekelleşme aşamasına gelmiş olan kapitalist patronlara onları var eden artı değeri sağlayabilmeleri için çalışacak işçiler ve ürettikleri malları satın alacak tüketici kitleleri gerekmektedir…

Kapitalizmin, üretim aşamasında ihtiyaç duyduğu emek gücü ve üretim sonrası satış sürecinde yarattığı artı değere tamamen el koyma kısmını, her alanda geliştirilebilecek robotlarla aşabileceği tezini ortaya atan burjuva ideologların, nihai bir çözüm üretemedikleri ve dolayısıyla da emekçi insanların gözlerinden uzak tutmaya çalıştıkları bir gerçeklik vardır. O da sosyal-sendikal haklar ve insanca yaşam diye tutturmayarak bir yandan sermaye sınıfını rahatlatacak olan robotların, diğer bir yandan da tüketim ayağını topal bıraktıkları için, son kertede tekelci kapitalist sermayenin dengesiz aksak yürüyüşüne derman olamayacağıdır..

Robotlar elektrik kablosu, rondelâ, cıvata, cam, plastik, boya, değişik numaralarda sıvı ve katı yağ çeşitlerinin dışında bir şey, en önemlisi de değişik markalarda giysiler, farklı protein değeri taşıyan ve değişik tatlarda gıda maddeleri tüketmemekteler.

Robotlar kapitalizmin rekabetçi özüne denk düşen, yalnızca insana özgü olan ve hayatı dinamik kılan kendini önemli hissetme, hükmetme, özenme, hırs, aşk ve sevgi gibi hasletleri bünyelerinde taşımamaktadırlar.

Kapitalist patronun kişilik özelliklerini biçimlendiren kendini diğer insanların üstünde görme hissidir. Diğer insanlara üstün olma hissini perçinleyen çok katlı plazaların diplerinde karıncalar gibi koşuşturan insanların ‘O’nun çok katlı plazalarda ki egemen yaşamına özenmesi, ceplerinden dışarıya bakan dolarların yeşiline kapılması, bindiği son model dört çekerli ciplerin ihtişamı karşısında ezilmesidir. Katıldığı sosyal ortamlarda ve kokteyllerde yanında taşıdığı (eş, sevgili, metres vb.) kadının muntazam güzelliğine hayran kalan insanların kalplerinin korku, heyecan ve hayranlıkla çarpmasıdır.

Sermaye sahibi patronun ihtiyaç duyduğu en önemli olgulardan birisi de onun çevresinde dolanan ve dalkavukluğu seçen, ona kapitalist hükümran olduğunu hissettiren ezilmiş ve “şey”leşmiş insanlardır.

“Ya seninle, ya sensiz” sarmalından çıkamayan kapitalizm, denediği türlü yöntemlerle insan olgusunu devre dışı bırakmaya çalıştığı şu güzel dünyamızda (henüz bir çözüm yolu bulamadığı için!) insansız da yapamıyor.

Evrende, insanların (en güçlü kapitalistler anlayın) yaşayabileceği ve üzerinde yaşayan insanlarla birlikte sonunu getirecekleri dünyamızdan, kaçıp gidebilecekleri başka bir gezegen (eskitebilecekleri yeni bir dünya) arayışını sürdürüyorlar.

Onlar böyle bir gezegen bulamadıkları sürece bu dünyadaki varlıklarını ancak insanlarla birlikte sürdürebilecekleri gerçeğini realize ettikleri için insanlığın önüne, çeşitli açık diktatörlüklerin yanı sıra, özünde sermaye sınıfının diktatörlüğünü ifade eden fakat çeşitli yöntemlerle bu gerçeği örtüp gizlemeyi amaçlayan burjuva demokrasilerini sürüyorlar… Robotlardaki güç ve mükemmellik hangi aşamaya gelirse gelsin, robotların kendi öz benliklerinden üreyen bir enerjileri ve iradeleri yoktur.

O nedenledir yarattıkları barbarlıklar ve kıyımlar dünyası üzerinde, birlikte yaşamak zorunda kaldıkları insanlığa katlanmaları.

Ve dünyayı günden güne yaşanılmaz kılan, insanlarla birlikte tüm canlılara dar eden kanlı barbarlılarını sürdürmeye çalışmaları…

İnsan denilen canlıda, en zor koşullarda yeni umutlar üreten ve en karanlık dönemlerde bile aydınlığı arayan direngen bir inat, güzel bir dünyayı düşleyen tükenmez bir irade vardır.

Sürekli (kendi ürettikleri) işsizlik kırbacıyla korkuttukları ve sanal âlemlerin masallarıyla uyuşturdukları insanların üretimden ve tüketimden gelen güçlerinin ayırtına varmaları, hızla güçlenen Komünist Partiler Birliği’nin bir ülke veya bölge ölçeğinde örgütlemeyi başaracağı bir grevle, artı değer üretmemenin (tembellik hakkı değil) yıkıcı, marka mal tüketmemenin yakıcı etkisinin açığa çıkaracağı güçlerinin farkına varmalarının (şimdilik zor görünse de) olasılıklar dâhilinde olması vardır.

O nedenledir: İnsana alternatif olarak üretmeye çalıştıkları iradesiz çelik (robot-silah) yığınlarının sağladığı orantısız-öldürücü güce rağmen sonsuz huzuru bulamamaları…

O nedenledir Barbarlığa karşı örgütlenme bilinciyle çelikleşmiş iradelerini yaptıkları eylem ve direnişlerle maden ocağı ağızlarında ve fabrika giriş kapılarında yüzlerine çarpan zayıf nasırlı ellerden, bir sapan taşıyla korku imparatorluklarının surlarına fırlatan çıplak ayaklı aç insanlardan korkmaları…

Onlar milliyetçilik olmadan yapamazlar fakat yurtlarını sevmezler, dinci gericilik olmadan yapamazlar fakat paraya taparlar, dünyasız ve insansız yapamazlar fakat yıllardır dünyayı terk etmeyi ve insanlardan kaçmayı kurgularlar…

Büyük bir olasılıkla “Öbür” dünyaya göçseler bile bu dünyadan ellerini çekmeyip, yerleşecekleri yeni gezegenlerinden bu dünyayı nasıl yönetip yönlendireceklerini planlarlar!

O nedenledir: İnsan türünün yaşayabileceği, dünyamız atmosferinin özelliklerine küçücük benzerlik taşıyan atmosferi olan bir gezegen gördüklerinde bulabildikleri her tür ekrandan, bu dünyayı, ülkelerini, şehirlerini, köylerini sevmek ve sevecekleri duruma dönüştürmek zorunda olan insanların yüzlerine doğru çığlık çığlığa sevinmeleri…

Tuhafıma giden ise “Dünyamıza benzeyen yeni bir gezegen bulundu” haberine, ocakta kazma sallayanından tutunda, tekstilde kumaş dokuyanına, denizde balık tutanına, hastaya serum takanına ve her gün işsiz adımlarla caddelerin kadastrosunu çıkaranına varıncaya kadar sevinenlerde oluyor!

Yüzlerine yansıyan sevinci görünce Her yıl açıklanan dünyanın en zenginleri listesinin son açıklananına ilk yüz, bilemedin ilk iki yüzüncü sıradan onlar girmişler sanırsınız?

Emperyalist yok edicilerin, dünyanın sonunu getirmelerini beklemeye bile hacet yok Hadi bu kış biraz zor, “olmadı” diyelim, fakat en fazla ertesi yaz bir punduna getirip yeni bulunan gezegene bunlar taşınacaklar!

Bir bilseler Onların “öbür” dünyalarıyla, bizim “öbür” dünyalarımızın bile birbirine “öteki” olduğunu!..

Recep Adıgüzel 'ın Son Yazıları