Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Recep Adıgüzel

Aşağıdakiler ve Yukarıdakiler!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:27 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:27

Bir zamanlar, tek kanallı televizyon dönemlerinde TRT ekranlarında dikkatle izlediğimiz diziler vardı.

Hemen ikisinin adı düşüyor aklıma “Aşağıdakiler Yukarıdakiler”, “Zengin ve Yoksul”.

Bu iki dizide de, insanların toplum içerinde bulundukları sınıfsal konumlarına bağlı olarak, birbirinden nasıl farklı yaşadıkları ve farklı davrandıkları sergilenirdi.

İnsanların farklı yaşamaları ve davranmaları, yalnız sınıfsal konumlarına göre biçimlenmez elbette…

İnsanların tutum ve davranışlarını sınıfsal konumlarının yanı sıra, dünyayı ve yaşamı nasıl algıladıkları, siyasi görüş ve kültürlerinin etkisiyle olaylara nasıl ve nereden baktıkları da belirler.

Bunların da ötesinde insanların davranışlarında, kişilik ve karakterleri de büyük önem taşır.

Aşağıdakilerin ya da yukarıdakilerin kendilerine dert ettikleri sorunlar farklıdır.

Daha açık yazayım Bu sömürü düzeninden söğüşlenen bir AKP’li ile, maden ocaklarında patronlar tarafından sömürülüp söğüşlenen AKP’li bir maden işçisinin sorunları farklıdır.

Bu örneği diğer burjuva partileri içinde, aynen vermemizde bir sakınca yoktur.

En azından, böyle bir sakıncayı ben görmüyorum.

Oralarda birçok insan birbirini ekarte edip geçmeye, ya da kendi kişisel çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışıyor.

Sonrada, gelsin çıkar çatışmaları ve karalama kampanyaları. İnanın bütün bu yaşadıklarının, ortaklaşmış ideallerle ve toplumsal kurtuluş düşüncesiyle hiçbir ilgisi, alakası yok…

Emek-sermaye çelişkisinin gölgesinde ve “beraber yürünemeyen” yollarda, birçoğu dümenden dindaş, dümenden yoldaş!

Star işçileri ve Star’ın yıldızları!
TTK bünyesinde alt işveren olarak ihale yoluyla iş yapan Star şirketinde çalışan maden işçilerinin haklarını alabilmek için yaptıkları onlarca eylemden sonuncusu daha birkaç gün önce bitti.

Bu şirkette ben de bir buçuk yıl fiili olarak çalıştığım için, şirketin iç yüzünü ve çalışma tarzını yakından biliyorum.

Bu şirket işçilere uyguladığı çalışma yöntemleriyle, çoğu maddesi işverenden yana yorumlanan burjuva yasalarına bile uymuyor.

Uymuyor da, ne oluyor? Hiçbir şey!

Hükümet yetkilileri, bürokratlar ve TTK yöneticileri, bu şirketin burjuva ahlakına bile uymayan ortaçağ yöntemlerine göz yumuyorlar…

Bu hukuksuzluk ortamında Star şirketi de bünyesinde çalıştırdığı işçilerle, kedinin fareyle oynaması gibi oynayarak işini yürütüyor.

TTK’yı gözden çıkarttığı anlaşılan AKP hükümeti ve TTK yetkilileri, herhalde taşeron olsunda taş-tan olsun diyorlar!

Şimdi bir düşünün, Star şirketinde çalışan işçilerden bazıları AKP’li olsa ne yazar, CHP’li, MHP’li ya da başka bir partili olsalar ne fark eder? Hepsi haksızlıklara uğruyor ve hepsi bir sömürülüyorlar.

Aralarındaki işveren dalkavukları dışında, hepsi bir gülüyor, hepsi bir ağlıyorlar.

Aynı sınıfın evladı olmayı ve sömürülmeyi, bilinç düzeylerine göre hepsi farklı algılıyorlar. Öncü işçi ve sosyalistlere düşen görev ise, işçilerin zaten yaşamakta oldukları gerçekliği görmelerini sağlamak ve işçiler arasındaki farklı algılamaları ortadan kaldırmaktır. O kadar!

Ve hepsi de yetkililer ve “Genel Maden İşçileri Sendikası bizlere sahip çıksın!” diyorlar. Ve bıçak kemiğe dayandığında, canları burunlarına geldiğinde

“Bizi örgütleyip hakkımızı savunacak, üye olabileceğimiz başka bir sendika yok mu abi?” diye soruyorlar.

İşçi sınıfı hareketinin dibe vurduğu ve sendikaların bitme noktasına geldiği bir süreçte, ülke genelinde birçok işkolunda ve Zonguldak’ta maden

işkolunda çalışan işçiler kendilerine sahip çıkacak bir sendikayı mumla arıyorlar.

Taşeron şirketlerde ve özel maden ocaklarında örgütlenme konusunda, GMİS’in yeni yönetiminin göstereceği performans ve tavrı önümüzdeki süreçte daha net olarak göreceğiz. Genel Maden İşçileri Sendikası en kısa zamanda, ülke genelinde ve özellikle Zonguldak’ta maden işkoluna giren özel ve taşeron şirketlerde çalışan sendikasız maden işçilerini örgütlemek için sıkı bir çalışma başlatmak zorunda. Bu benim kişisel düşüncem olmanın ötesinde, içinden geçtiğimiz liberal sömürü sürecinin ve sınıf mücadelesinin işçi örgütlerinin önüne çıkardığı ve dayattığı somut bir gerçekliktir.
Eğer mesele sınıf mücadelesi ise, gelinen aşamada özel ve taşeron şirketlerin işlettiği işyerlerinde iyi niyet çerçevesi teferruat olacaktır. Teferruat olmak zorunda kalacaktır. Çünkü karşı tarafta iyi niyet aramak, ancak sınıf mücadelesinde kötü niyetli ve işbirlikçi olmakla açıklanabilir…

Taşeron ve özel şirketlerde çalışan maden işçilerinin huzurları yoksa ve çalıştıkları her dakika hakaret edilip mobinge (işyerinde psikolojik taciz) maruz kalıp sömürülüyorlarsa, burada sadece patronların ve onlara çanak tutan işçi simsarlarının, meyhane ve lokallerde sözde solculuk taslayan fakat hukuksuzluğun diz boyu olduğu özel ve taşeron şirketlerde işverene hizmette beis görmeyen mühendislerin huzurundan söz edebiliriz.

Özel ve taşeron maden ocaklarında hakkımızı alabilmek ve huzurlu çalışabilmek için, işçilerin alın terinden ve akan kanından beslenen sömürgenlerin huzuru bozulmalıdır.

Birisi “hukuk mu” dedi? Hangi hukuk ve kimin hukuku?

Hak ve hukuku bulmak için, önce işyerlerinde yaşanan hukuksuzluklara karşı mücadele etmek ve hukuksuzluğu ortadan kaldırmak gerekiyor.

Bir insan patronda olsa sendikacıda olsa, işçide olsa yöneticide olsa, sağcıda olsa solcuda olsa namusluysa namuslu, namussuzsa namussuzdur!

Taşeronda çalışan maden işçileri yine eylemdeler.

Recep Adıgüzel 'ın Son Yazıları