Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Recep Adıgüzel

AKP, TTK, GMİS ve mikserlerin performansı!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:31 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:31

KENTİN SESİ - ZONGULDAK YAZILARI

Bu sayfada yazdığım yazıları düzenli takip eden dikkatli okurlar varsa, gözlerinden ve dikkatlerinden kaçmayacaktır.

Bu haftaki yazının başlığında da “performans” kelimesini görünce, “yahu yine mi performans?” diye başlayacak belki de yazıyı okumaya…
Haksızda sayılmazlar Bir iki aylık zaman içerisinde, bu başlığında dördüncü kez “performans” kelimesi geçen yazım oluyor.

Daha önceki yazılarımda, “performans” ve “performansa dayalı ücret konusunda yeteri kadar yazdığımı düşündüğüm için, bu yazıda performans konusuna girmeyeceğim.

Yalnız şu noktayı belirtmekte yarar olduğu kanısındayım. Sizin ‘soL Haber’de okumuş olduğunuz “performans” konulu yazılarım, aynı zamanda Zonguldak’ta yayınlanan yerel Halkın Sesi Gazetesi’nde de yayınlandı. Zonguldak’ta son günlerde en önemli tartışma başlıklarından biriside bu “performans” konusu.

Türkiye Taşkömürleri Kurumu (TTK) Genel Müdürü Burhan İnan’ın, yeni işe alınacak maden işçileri için gündeme getirdiği “Performansa Dayalı Ücret” teklifi konusuna ve Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel başkanı Eyüp Alabaş’ın bu konuya yaklaşımına daha önceki yazılarda değinmiş ve bu konudaki görüş ve değerlendirmemi yazmıştım.

O nedenle biraz uzun olmasını da göze alarak yazıya, yerel PUSULA Gazetesi Başyazarı Atilla Öksüz ve Yeni Adım Gazetesi yazarı Harun Ersoy’un bu konudaki yazılarıyla devam etmek istiyorum. Yazılardan tercihen bölüm alıntıları yapmadım. O nedenle, sabrı ve zamanı kısıtlı olan okurlar, yazıların sadece koyu siyah kısımlarını ve benim eklediğim (italik) kısımlarını okuyarak da devam edebilirler.

PUSULA Gazetesi Başyazarı Atilla Öksüz’ ün, performans konusundaki yazmış olduğu yazılar:

TTK madenlere işçi alınmasını istiyor.
GMİS işçi alınmasını istiyor.
Maden Mühendisleri Odası işçi alınmasını istiyor.
Milletvekilleri işçi alınmasını istiyor.
Sivil inisiyatifler işçi alınmasını istiyor.
Ama her ne hikmetse Hazineden bu işçi alımına bir türlü izin çıkmıyor.

(Bilebildiğim kadarıyla, bir kamu kurumuna işçi alımına Bakanlar Kurulu yani hükümet, bu hükümette de Başbakan karar verir. İlgili Bakanlıkla, Hazine de bu alınan karar doğrultusunda uygulamaya geçerler. Ortada hükümetin işçi alımıyla ilgili bir kararı yoksa (Atilla Öksüz’ ün işçi alımıyla ilgili farklı bir bilgisi mi var bilmiyorum), TTK Genel Müdürü ve GMİS Genel Başkanı aralarında her konuda anlaşmış olsalar, Hazine “Ne iyi oldu da anlaştınız, alın size 3 bin işçi” mi diyecek?)

Enerji Bakanı, TTK Genel Müdüründen başka bir şey duyuyor.
Sendikadan başka bir şey duyuyor.
Milletvekillerinden başka bir şey duyuyor.
İl Başkanından başka bir şey duyuyor.
Ama her ne hikmetse Enerji Bakanı hazineyi ikna etmek için gerekli performansı göstermiyor.

(Bu “her ne hikmetse” şaşkınlık vurgusunun yapıldığı satırlarda, “her ne hikmetse” AKP hükümetinin işçi alımı konusundaki hikmeti özellikle es geçiliyor!)

TTK ile GMİS arasındaki görüş ayrılıkları süreci baltalayan önemli nedenlerden biri olarak görülüyor.

(Bu satırda, özellikle TTK’ ya bir işçi alımı süreci olduğu, fakat bu sürecin TTK ile GMİS anlaşmazlığı nedeniyle baltalandığı anlaşılıyor.)

TTK Genel Müdürü Burhan İnan, Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Eyüp Alabaş’ın katıldığı televizyon programına telefonla bağlanmış ve işçi alımıyla ilgili düşüncelerini açıklamıştı.
İnan, yeni alınması istenen işçiler için ürettiği kömür kadar ücretlendirme önerisini bir yana bırakıp, sabit ücret ve prim sistemini birlikte uygulanabileceğini söylemişti.
“Sabit ücreti konuşalım” diyen İnan’ın Pusula’daki açıklamaları da bu yöndeydi.
“Performans sisteminin ruhuna aykırı olmasına karşın iş barışının korunması adına sabit ücreti konuşabiliriz” dedi.
Ne oldu biliyor musunuz?
O gün bugün TTK Genel Müdürü ile GMİS yöneticileri bir araya gelemediler.
O ‘sabit’ ücret üzerinde konuşup Ankara’ya birlikte gitme ve süreci hızlandırma yoluna çıkamadılar.
Kendilerini buluşturması beklenen Enerji Bakanı Müsteşarı’na telefon açıp “Sayın müsteşar biz aramızda bir kez daha konuştuk. Hemen gelmek istiyoruz” diyemediler.

(Sanki Enerji Bakanı ve Müsteşarı’nın gözleri Gerede’ den, Kızılcahamam’ dan bir çırpıda aşıp geliversinler diye bizimkileri bekliyor! Siyasette yanıltma haber ve kamuoyunu çarpık yönlendirme, birileri adına böyle sağlanıyor demek ki?)

Siyaset – Sendika –TTK üçgeninde üretilen dedikodu ve bencil yaklaşımların galip geldiğini görüyoruz.
Çalışanlar Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Eyüp Alabaş’ın bu durumda daha etkin bir rol almasını bekliyordu.
TTK Genel Müdürü Burhan İnan’ın son çağrısının ardından sendikanın bu rahat tutumunu anlamak mümkün değil.

TTK ve Sendikanın yöneticilerine “Yatağa birlikte girin” diyen yok.
Masada buluşunlar, samimi olsunlar.
İl Başkanını da davet etsinler.
Ne dertleri varsa masada çözsünler.
Ancak kuruma işçi alınmasını engellemesinler.
( Evet, bu isteğe aynen katılıyorum, engellemesinler birader! Bu beceriksizlikleriyle engel olmasalar, hükümet yarın TTK’ ya işçi alacak belki de!)

İleriki yıllarda ne olur, hükümetin TTK ile ilgili gizli bir planı var mıdır?
Bu soruların yanıtını gerçekte kimse tam olarak bilemiyor.
Şüphe ve ihtimaller bir tarafa.
TTK ve GMİS’ in duruşu yeterli değil.
Başka hesaplar nedeniyle TTK’ nın önünü kapatmasınlar.
Önce sendika ve TTK yönetiminin samimiyetini görelim.
TTK ve GMİS’ in ortaya koyacağı ciddiyet süreci hızlandırır.
Başka hesaplaşmalar ne TTK’ ya, ne GMİS’ e, ne de Zonguldak’a yarar.

Önümüzdeki haftanın konusu bu olsun.
Başka hesaplarınızı başka yerde görün.
Kuruma bir darbe de siz vurmayın!
(Yukarıdaki satırları okurken inanamıyorum, ortada kapitalist sistem yok, hükümet yok, sanki fantastik bir bilim kurgu romanı okuyoruz! AKP Zonguldak İl Başkanı’ da koltuğunda otururken kıs kıs gülüyordur herhalde?)

***

TTK’ ya işçi alımı konusunda birinci önerimiz TTK ve GMİS yönetimlerinin ortak görüş sağlaması.
İkinci önerimiz her iki kurumun birlikte hareket ederek milletvekillerini harekete geçirmeleri.
Üçüncü önerimiz Zonguldak medyasının ve tüm kurumların bu çabaya destek olmaları.
Zonguldak bunu başarabilir.
Zonguldak’ta hala alternatif iş alanları oluşturulamadıysa TTK’ yı düşünmek zorundayız.
Kenti, istihdamı, ekonomiyi düşünüyorsak TTK’ ya işçi alımı konusunda destek olmak zorundayız.
Bir süredir bunu anlatmaya çalışıyoruz.

TTK Genel Müdürü Burhan İnan ve GMİS Genel Başkanı Eyüp Alabaş’a yönelik eleştirilerimizin altında da bu var.
Önce kendi aralarında fikir birliği sağlayacaklar.
Çok zorda olsa sağlayacaklar.
(“Gerekirse maden işçisi satılsın” yorumu da çıkabilir buradan… Nasıl olsa 2006 yılında açılmış, maden işçilerini düşük ücretle işe alma taktikleri. Baktılar oluyor bu iş Şimdi de Sabit bir maaş yok, işe yeni alınacak işçiler “Performansa Dayalı Ücret” alacak diyorlar.)
Bizim için daha önemli olan sürecin nasıl işleyeceği ve hangi sonuçların çıktığı.
Alabaş oldukça umutluydu.
Görüşme çok güzel geçmiş.
Sürecin hızlandırılması üzerine konuşmuşlar.
Enerji Bakanlığı Müsteşarı’na TTK Genel Müdürü Burhan İnan ile birlikte gitmeye karar vermişler.

Hazineyi ikna etmenin yollarını da birlikte arayacaklar.
Detayları çok konuşamadık ancak anladığım kadarıyla ortak bir zeminde birlikte hareket ettiklerinde Hazine’yi daha iyi ikna edebileceklerine inanmışlar.
Görüşmemiz sırasında da söyledim
“Siz sabah akşam birlikte olmak zorundasınız”
Olay budur işte.
Çünkü TTK ve GMİS’ in uzlaşamadığı yerde kimse kolay kolay ne işçi almaya yanaşır ne başka problemlerin çözülmesine.
(Affınıza sığınarak burada italik görüş yazmayı bitiriyorum. İtalik değil düzde yazsam, bu mantığa yorum ya da eleştiri yazmak gerçekten zor.)
Bölge siyasetçileri isteseler bu işleri çok kolay çözebilirler ancak nedense o duyarlılığı göremiyoruz.
İnan ve Alabaş’ın görüşmesinden yansıyan bu olumlu ışığın ardından şimdi bize daha fazla görev düşüyor.
Bu konudaki gelişmeleri sayfalarımızdan aktarmaya devam edeceğiz.
Çünkü bu işçi işi çok fazla uzadı.
İnan ve Alabaş ortak bir zemin yakalayabildiyse hep birlikte itici kuvvet olmak zorundayız.
Zonguldak Milletvekilleri, siyasi partilerin il başkanları, odalar, gazeteciler ve bu kentte yaşayan herkes bu düşünceye sahip çıkıp hamleye ortak olmak zorunda.
Başka işleri bir yana bırakıp TTK’ ya kızan da, sendikaya kızan da bu işe bir el atarsa neden olmasın?

***

TTK’ da ki gelişmeleri sık sık gündemde tutarak Genel Müdür Burhan İnan’a çağrılar yapıyoruz.
Aynı çağrıları GMİS Genel Başkanı Eyüp Alabaş ve Ak Parti İl Başkanı Hamdi Uçar’a da yapıyoruz.
Bu üç isim sıkı sık bir araya gelip TTK hakkında ortak politika belirlemekten aciz durumdaydı.
Biz de bu acizliği yaklaşık 3 hafta aralıksız işledik.

Bu haber ve yorumlardaki ısrarımızın çıkış noktalarından biri de Burhan İnan’ın Harun Ersoy’un programına bağlanarak ifade ettiği sözleriydi.
Baskılarımız etkili olmuş olacak ki İnan, Alabaş ve Uçar birlikte akşam yemeği yediler.
İnan ve Alabaş’ı buluşturan ise Hamdi Uçar oldu.
Buluşmanın içeriğiyle ilgili Hamdi Uçar’dan bilgi alabildik.
Kendisi birlikte Enerji Bakanına gitme kararı aldıklarını söylemişti.
Demir Medya Genel Koordinatörü Harun Ersoy konuyu canlı tutmak adına dün çok güzel bir tespitte bulunmuş.
Bu konuda yeni bir şeyler söylemek yerine aynı yazıyı paylaşmanın daha anlamlı olacağını düşündüm.
Belki daha iyi anlaşılır:
Atilla Öksüz’ ün PUSULA gazetesindeki köşesine alıntı yaptığı Yeni Adım Gazetesi yazarı Harun Ersoy’un yazısı:

“PUSULA’ da geçtiğimiz hafta yayınlanan bir habere göre Ak Parti İl Başkanı Hamdi Uçar devreye girdi, TTK Genel Müdürü Burhan İnan ile Genel Maden İş Genel Başkanı Eyüp Alabaş, bir araya geldiler..
Geldiler de ne oldu?.
Kurumu yeni işçi alımı konusunda uzlaşma sağlandı mı?
Bunu bilen yok.
Zaten, buluşma sonrasında yapılan bir açıklama da yok.
Uzlaşma sağlanabilmiş olsa, ortak ya da ayrı ayrı bir açıklama yapılır, kamuoyuna duyurulurdu...
Demek ki sağlanamamış!..
Peki neden?
Genel Maden İş Sendikası Genel Başkanı Eyüp Alabaş’la 67 TV’de yaptığımız canlı yayın programına telefonla katılan TTK Genel Müdürü Burhan İnan, Alabaş’ın yaptığı son teklif için “o’na da varız” dememiş miydi?
Sayın İnan, canlı yayında Alabaş’ın teklifine böyle demek zorunda kaldı da sonradan mı caydı?..
Tanıdığım kadarıyla, Sayın İnan, Alabaş’ın teklifini analiz etmeden, böyle bir davranış sergilemez, böyle bir sorumluluğun altına da girmezdi.
O halde, Genel Maden İş boyutunda, kuruma işçi alımıyla ilgili göremediğimiz, anlamakta zorluk çektiğimiz bir sorun ya da hesap var!..

Gerek kurum çalışanlarının gerekse Zonguldak kamuoyunun bunu bilmeye, öğrenmeye hakkı yok mu?.
Öyle ya, kurumdan emekliye ayrılan işçi sayısı her geçen gün artıyor, işçi açığı büyümeye devam ediyor, üretim hızla düşüyor, hem kurum hem de Zonguldak ekonomisi de bu durumdan olumsuz yönde etkileniyor..
Bu gidiş iyi değil..
Bir yandan kurum, diğer yandan Zonguldak hem kan kaybediyor hem de zaman..
Buna kimsenin hakkı yok..
Bu anlaşmazlık, bu sessizlik akla farklı sorular getiriyor..
Çünkü, bilgilendirilmeyen toplum, söylentiler üretir, gerçeği yansıtmayan yorumları getirir..
Örneğin, yeteri kadar bilgilendirilmediğimizden olacak, benim aklıma şöyle sorular geliyor.
Kuruma işçi alınmazsa, üretim daha da düşecek, zararı 500 milyon liraya dayanacak, bu zararı “sübvanse” etmek istemeyen hükümet de, TTK-GMİS uzlaşmazlığını gerekçe yapıp “madem öyle işte böyle” diyerek kurumu özelleştirir mi?
Hükümetle sendika arasında “gizli” bir pazarlık var da, sendika bunun için mi anlaşmazlık yaratıyor..
Gördüğünüz gibi, suskunluğu tercih eder, açıklama yapmaz, kamuoyunu bilgilendirmezseniz, bizim de bu tür sorular gelir aklımıza.
Genel Maden İş Genel Başkanı Eyüp Alabaş’a soruyorum:
TTK Genel Müdürü Burhan İnan, son teklifinize “o’na da varız” dediği halde, nedir istediğiniz?
Var mısınız, yok musunuz?
Açıklayın da öğrenelim..
Bu işi uzatarak, hükümetin kurumu özelleştirme hesaplarına çanak tuttuğunuzu farkında değil misiniz?
Enerjinin hammaddesi olan taşkömürü, demir-çelik sektörünün de vazgeçilmez en önemli kaynağı..
Taşkömürü altın dönemini yaşıyor, fiyatları tavan yapıyor..
“Ya düşerse” gibi bir olasılık üzerinden kömür satış fiyatlarına takılıp, anlaşmazlık çıkarmanın, zaman kaybetmenin anlamı var mı?..
Önce kurumu yaşatacak sonra bu hesapları yapacaksınız..
Siz önce “günü” kurtarın..
“Günü” kurtaramazsanız, sonraki günlerde sizi kurtarmaz..
Bu hükümet, sizin istediğiniz koşullarda kuruma işçi almaz, kurum zararını da “sübvanse” etmez...
Görün, anlayın artık..”

“Böyle diyor Ersoy.
Kendisi de aynı endişeyi taşıyor.
Süreç çok hızlı işliyor.
Bir saat bile çok önemli.
Bu sürecin TTK ve Zonguldak’ın aleyhine olmasından endişe ediyoruz.
Burhan İnan, Eyüp Alabaş ve Hamdi Uçar’ın mümkünse diğer işlerini kısa süreliğine askıya alıp sabah akşam bu işle meşgul olmalarını ve sonuçlandırmalarını bekliyoruz.
Bizler gazeteciyiz.
Olayın daha iyi anlaşılması için daha ne yapmamız gerekiyor?
En fazla yazabiliyoruz.
Gazeteci olmasak başka şeyler de yapabilirdik.
Ayrıca bu üç isim neden bir araya gelip basın karşısına çıkamaz, kamuoyunu bilgilendiremezler?
Nedir bu korkaklık onu da anlamak mümkün değil.
Zonguldak ve Zonguldak’ın siyasetçileri bu işe seyirci kalmaya devam edebilir.
Ancak bizim konunun peşini bırakmaya niyetimiz yok.
Diğer gazeteci ve köşe yazarı arkadaşlarımızın da desteğine ihtiyacımız var.
Görelim kim ne kadar samimi, kim ne kadar istekli.” Diyerek bitiriyor Atilla Öksüz yazısını…

***
Bu iki gazeteci ve köşe yazarı arkadaşların yazılarından anlıyoruz ki Bu ülkede sermaye sınıfının tercihlerinin, TÜSİAD’ın, MÜSİAD’ın, Ankara’ da ki hükümetin, meclisin, AB’nin, ABD’nin ve NATO’nun hiç önemi yok!

Sanki Emperyalizm, kapitalizm diye bir olgu ve bu sömürü sistemlerinin bir işleyişi yok!

Doğrusu, bu yazılar AKP’ ye pek iş bırakmıyor. AKP’nin söylemesi gereken her şey söylenmiş Sendikaya aba altından sopa gösteriliyor, sendika TTK’ nın özelleştirilmesi ve kapatılmasına neden olacağı fasaryasıyla tehdit ediliyor. “Genel Müdürün önerdiği model ve teklife razı ol!” yoksa AKP buraya işçi almaz dayatması var.

Bir de böyle bir örnek nerede görülmüş Daha bu kuruma işçi alınıp alınmayacağı, alınacak olsa bile ne zaman alınacağı belli olmadan işçi sendikası bir sömürü modelini kabul etmeye zorlanıyor. Doğmamış, ne zaman doğacağı belli olmayan çocuğa don biçmeye, kendi örgütlülüğünü dinamitlemeye, maden işçilerine ihanete ve kendi varlığını inkâra zorlanıyor.

Farz edelim ki Ankara’ da AKP hükümeti Bakanlar Kurulunda TTK’ yı satma, özelleştirme ya da kapatma kararı aldı. Zonguldak’ ta da yine sevgili Atilla Öksüz’ ün zorlamasıyla bir araya gelen TTK Genel Müdürü ve GMİS Genel Başkanı, “Ulan bu gazeteciler bu iş işin bu kadar uğraşıp yırtınıyor da, bize de yazıklar olsun!” diyerek, yeni işe alınacak olan işçilerin ücretlerinde ve işe alınacak işçi sayısında hemen mutabakata varıp anlaşıyorlar…

Geriye ne kaldı?

Ankara’ ya kimin arabasıyla gidilip gidilmeyeceği, ya da özel arabayla değil de otobüsle mi gidileceği konusu. Eğer otobüsle gitmeye karar verilirse, bir de yan yana iki kişilik bilet ayarlamak var tabi!!!

Sonra doğru Ankara’ ya… Kim tutar sizi?

Recep Adıgüzel 'ın Son Yazıları