Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Gökdemir

Orhan Gökdemir

Türk usulü şarlatanlık

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 02:03 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 02:03

Sözlüğe göre şarlatan, kendi bilgi ve niteliklerini veya mallarını överek karşısındakini kandıran, dolandıran kimse demek. Özcesi bilir geçinen kimse. Kelimenin İtalyancadan geldiği söyleniyor. İddia şöyle; Papalık Ortaçağ’da günahkâr insanları, tabii bir miktar para karşılığında, tanrıdan aldığını iddia ettiği yetkiye dayanarak affediyor ve ellerine bir de resmî belge tutuşturuyordu. Günahlar ve günahkâr çok olunca belge de değere bindi. Bazı uyanık İtalyanlar bu af vesikalarını taklit ederek günahkâr İtalyanlara papalığın fiyatından çok daha ucuza satmaya başladı. Belgesi sahte diye cennetin kapısından döndürülen oldu mu bilinmez, tanrı şarlatanların günahlarını affetsin. Ama herhalde bu belge işi çok yaygın bir meslek haline gelmiş olmalı ki, sahte af belgesi işi ile iştigal eden bu kimselere “ciarlatano” denmeye başlandı. Kelime o günlerin bakiyesidir.

İtalyanlar icat etmeseydi, bir yolunu bulur biz üretirdik kesin. Büyük çabaya da gerek duymazdık, bizim haber kanallarını bir akşam seyretmemiz yeterdi bunun için. Ne çok şarlatanımız var!

xxx

Madem etimolojiden başladık, devam edelim. “İç bade güzel sev var ise akl u şu’ûrun / Dünya var imiş ya ki yoğ olmuş ne umurun…” Ziya Paşa’dan ödünç bu meşhur dize.  “Aklın ve bilincin varsa şarap iç, güzel sev; dünya varmış, yokmuş umurunda olmasın” diyor Paşa. Bade, anlaşılacağı gibi Farsça içki demek. Bade’den “badeleme” nasıl türetilmiş bilmiyorum ama geçtiğimiz yıllarda meşhur olmuş bir deyim bu da. Baktım, argoymuş, anlamı oral seks yaptırmak.

Ülkenin gündemine birkaç yıl önce Bursa’da polis tarafından yapılan bir tarikat operasyonu ile girmiş. Mahkeme tutanaklarına göre Bursa'da sahte şeyh Uğur Korunmaz, kadın-erkek demeden müritleriyle Kırklar Dergâhı dediği evinde cinsel ilişkiye girmiş ve onları cennet vaadiyle “badelemiş”. Polis tarafından yakalanınca eylemini "ilişkiye girmesem delirirlerdi" diye savunmuş. Üstelik makul sebepleri de varmış bu fiili yapması için; dediğine göre piri de onu badelemiş ve badelene badelene terfi edip şeyh olmuş. Yine polis tutanaklarına göre, müritleri şeyhlerinin badeleme isteğini yerine getirmekle yetinmeyip nişanlı, eş, yenge, anne, kardeş bilcümle dost ve akrabalarını da getirmiş. Davada, başlangıçta badelemeci şeyhten şikâyetçi olan 17 müritten 14'ü "şeyhin badelemesi sonrası dertlerine derman bulduklarını" söyleyerek şikâyetlerinden vazgeçmiş. Yani bizimkilerin aklı ve bilinci olmadığı için günah olan “bade” yerine sevap olan “badeleme” yapıp, güzel yerine de şeyhlerini sevmişler. E memlekette inanç özgürlüğü var.

Şeyh bir şarlatan belli ama müritlerin durumu daha umutsuz. Boşuna dememişler şeyh uçmaz mürit uçurur diye. Müritler badelemeye bu kadar teşne olduktan sonra şeyh ne yapsın, indirecek şalvarı, mecbur.

xxx

Şarlatan var şarlatan var! Vaziyeti öyle “Akdenizli doğası”na bağlayıp geçemiyoruz yani. İtalyan şarlatan başka Türk şarlatan başka. Bence Türk versiyonu daha zengin, daha çeşitli. Bunun sebebi, Türk versiyonların çoğalıp ülke sathına yayılmış olması. Haliyle her meslekten, her inançtan örneklerine rastlamak da çok mümkün. Bazen o kadar doğal bir hal alıyor ki böyle gösteriler, insan kendisinden şüphe ediyor.

Tenzih ederiz gerçi ama bir büyükşehir belediye başkanımız darbe girişimin ardından çıkıp çok çarpıcı açıklamalar yaptı örneğin. Fethullah Gülen insanları üç harfliler (cinler) ile kontrol altına alıyordu. İddia değildi bu üstelik, Gülen kendisine de cinler göndererek bunu denemişti. Başarıya ulaşmasını Allah engellemişti ki, işlerinin başında belediye başkanını korumak olduğu zaten aşikâr.

Geçtiğimiz günlerde yine çıktı, akıllar zarar bir açıklama daha yaptı. Fethullah Gülen 14 Ağustos’ta ABD desteğiyle Marmara’da büyük bir deprem yapmayı planlıyordu. Planladığı gibi yapar, deprem gerçekleşirse bu Fethullah Gülen’in ABD ile işbirliği içinde olduğunu ortaya çıkaracaktı. Yok, yapamazsa bu Fetö’nün bir şarlatan olduğu anlamına gelecekti.

Gördünüz mü şarlatanlığı? Bu asla bir İtalyan’ın aklına gelmez, gelse bile kendine bile söylemez. Türk usulü şarlatanlıktır bu…

Daha vahim bir örnek… Prof. Dr. Ahmet Keleş, eskiden Fethullan Gülen’in yakınıymış. Çok şükür bugünlerde çok yakın olmadığından derdest edilmekten kurtulmuş. O da eski hoca efendisinin yanında şahit olduklarını çıkıp kamuoyu ile paylaşmış. Şöyle anlatıyor; "Birisi, kahvaltıda Gülen'in ağzını sildiği peçeteyi aldı ve bir kısmını yırtıp yedi, bizzat şahidim. Gülen'in ağzını sildiği peçeteyle gömülmek isteyenler dahi var." Profesör Keleş’in anlattıklarına göre Gülen’in kesilen tırnakları ve saçları atılmaz saklanırmış. Gülen’in tıraş olduğunda kesilen saçları bile kutsal sayılıyormuş. Şeyh ilkokul mezunu, müridi bir profesör. Mükemmel bir Türk usulü “ciarlatano” vakası daha.

xxx

Bu bir düzeltme yazısı aynı zamanda. Mart ayında şöyle bir tweet atmışım; “Başbakanın yanındaki cübbeli, sapıklara ‘bademci’ diyormuş... Anlamı erkek çocuklarla eğleşmeymiş.” Bu tweet aslında bizim mahallenin cemaatlerin fantezi dünyasına ne kadar uzak, bu dünyanın ne kadar cahili olduğunun bir kanıtı aslında. Badem ve bademciyi tamamen uydurmuşum. Oysa aslı bade ve badelemeciymiş. Cehaletimi itiraf edip, utancımla baş başa bırakıyorum kendimi.

Fakat bu arada tweetin altına bir sürü cübbeli âdemin arzı endam ettiği bir fotoğraf da iliştirmişim. Bu cübbeli âdemler zamanın Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret etmişler ve bu fotoğrafı çektirmişler. Fotoğraftaki cübbelilerden biri de Cübbeli Ahmet Hoca’ymış, 40 küsur kitap yazan saygın bir din adamı olduğunu belirtiyor dilekçesinde. Dedim ya cahiliyiz bu camianın, bir sürü cübbeli arasındaki bir cübbelinin diğerlerinden farklı, özel olduğunu nereden bilelim? Alınmış tabii cehaletimize, şikâyet etmiş savcılığa. Avukat arkadaşım Özgür Murat Büyük’le gidip verdik ifademizi. “Cübbeli sapıklara bademci demiyorsa bizim açımızdan bir sakınca yok” dedik. Badelemeymiş zaten, onu da bilememişiz? Bu da benim “ciarlatano”luğum…

xxx

E tamam şarlatanlık kötü ama bunun için şarlatanlara inanacak ahmaklar lazım. Şarlatanı var eden iklimdir yaygın ahmaklık.

Dinin ve dindarlığın tek şartı olarak türbanı göstereceksin, sanki Arapçasını okuyormuş ve anlıyormuş gibi Türkçe Kuran'a karşı çıkacaksın, sonra kafan karışınca gidip “Kuran ne diyor” diye hocaya, şeyhe, pire danışacaksın. O da bu salaklığı görünce badeleme ister haliyle.

Hırsızlık için “günah işleme özgürlüğü” diyen ilahiyatçıyı, politikacı için “Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplamış lider” diyen taşra şarlatanı yalakayı unutmadık daha. İçinden geçtiğimiz dönemin baskın karakteridir şarlatan, çünkü din-iman diye diye halkın büyük kısmı ahmaklaştırılmıştır. Sıraya girmiş şeyhlerimiz sabırsızlanıyor, o nedenle inanç özgürlüğü istiyoruz şiddetle. 

Müritler badelemeye bu kadar teşne olduktan sonra şeyh ne yapsın? İndirecek şalvarı, mecbur.

Orhan Gökdemir 'ın Son Yazıları