Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Neslişah Başaran

“Liyakat nişanı affetmez”

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:47 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:47

Ünlü Fransız çizer Jacques Tardi, önceki gün, Fransız Hükümeti tarafından kendisine verilen légion d’honneur'ü yani Türkçe adıyla liyakat nişanını kabul etmediğini açıkladı.

Tardi’yi geçtiğimiz yıllarda Versus yayınları tarafından Türkçe’ye çevrilerek basılan Halkın Çığlığı adlı Paris Komünü’nü anlattığı üç ciltlik çizgi romanından tanırsınız. Tardi’nin, Jean Votrin’in Komünü anlatan romanından yola çıkarak çizdiği bu kitapta Paris Komünü temsili hayali kahramanlarla, komüncülerin gözünden resmedilir ve okumayanlara şiddetle tavsiye edilecek çok başarılı ve etkileyici bir çizgi romandır. Tardi, çizimleri iki seneden fazla süren bu kitabında Fransa resmi tarihi tarafından yok sayılan Komünü yeniden gündeme getirmiştir.

Tardi ödülü, “hiçbir iktidar tarafından rehin alınmak istemediği ve özgür kalmak istediği” için reddettiğini açıkladı. Yani verilen ödül ile aslında düşündüklerine ve söylediklerine ipotek konmuş olacağını söylemek istiyordu.

Tardi’nin bu hareketi aydın tavrının ne olması gerektiği üzerine daha fazla düşünmemiz için yeni bir vesile sunduğu için de önemli. Tam da Orhan Pamuk aldığı ödüllerle aydın olunamayacağının iyi bir örneğini vermişken. Bundan iki ay önce Orham Pamuk da aynı ödüle, yani Fransız liyakat nişanına layık görülmüş ve kendisi Fransa Kültür Bakanı Aurélie Filippetti’nin elinden büyük bir memnuniyetle ödülünü almıştı.

Pamuk’un herhangi bir ödülü reddetmeyi aklından geçirip geçirmediğini bilemiyoruz ama kendisine verilen ödülleri arkasına alarak emperyalistler adına konuşmak ve hedef tahtasına konmuş bir lideri tehdit etmek konusunda gösterdiği heves aslında bu ödüllerin tam da -reddedenlerin kaygılarını haklı çıkartarak- neye hizmet ettiğini bize göstermiş oluyor.

Nobel ödülü örneğinde de gördüğümüz gibi bu ödüller aynı zamanda bir teslim alma mekanizması olarak işlev görüyor. Gücünü halkların yanında tavır almasından, haklıyı savunmasından, ezilenlerin yanında olmasından, eşitliği adaleti savunmasından alan değil, emperyalistlerin ya da muktedirlerin takdirinden alan bir “aydın” tipolojisini şişiriyor. O ödül töreninden bu ödül törenine koşanlar, Louvre Sarayı’nda bakanların elinden göğsüne nişan takılanlar artık neyin söylenmesi neyin söylenmemesi gerektiğini iyice öğrenmiş oluyorlar. Makbul olan Arap Baharı ise hemen ona güzellemeler döşemeye, hedefteki Yugoslavya ise Miloseviç’in ne kadar gaddar Suriye ise Esad’ın ne kadar da zalim olduğunu keşfetmeye başlıyorlar.

Konumuz olan légion d’honneur Napolyon tarafından 1802 yılında verilmeye başlanmış ve modern Fransa’da her yıl ikisi asker olmak üzere beş kişiye veriliyor. Şimdiye dek 681 kişiye verilmiş olan bu ödülü, pek çok Fransız aydını ve sanatçısı reddetmişti. Bunlar arasında Nobel Ödülü’nü de reddetmiş olan Jean-Paul Sartre, Albert Camus, Simone de Beavoir, Léo Ferré, Louis Aragon, Picasso gibi isimler de var.

Fransız şansonlarının önemli ismi George Brassens de liyakat nişanını reddetmiş ve ardından da ödülü tiye alan ve ödülün verildiği kişileri nasıl değiştirdiğini anlatan bir şanson da bestelemişti. Şarkının nakaratına katılmamak mümkün değil: “Liyakat nişanı affetmiyor”.

Namuslu ve kaba saba bir şanson yazarı

Dobra dobra konuşmayı seven
Allah kahretsin, salak, orospu, vs.
Tüm şarkılarında geçen.
Bir gün ilham gelmiş
Tamamen tesadüf
İçinde küfür geçmeyen bir şarkısını
Hemen davul zurnayla ödüllendirmişler.
Şimdi ise bu haçı takınca onun,
Artık “bok” demeye hakkı yok.
Büyük şövalyenin böyle belden aşağı kelimeleri
Ağza alması hoş olmaz
Liyakat nişanı affetmez.

Neslişah Başaran 'ın Son Yazıları