Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Neslişah Başaran

İslam, emperyalizm ve Mali

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:48 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:48

İslamcı silahı militanları bir ülkede “özgürlük savaşçıları” diğerinde “terörist” yapan nedir? Çok basitçe, emperyalizmin müdahale ajandası.

Emperyalist ülkeler için Ortadoğu’da ya da Afrika’da İslam işlerine geldiği durumda tehdit, işlerine geldiği durumda müttefik olarak görecekleri bir unsurdan ibaret.

İslamın egemen olduğu ülkelerde yaşayanlar için durum çok farklı biliyoruz. Ancak meseleye emperyalizmin müdahalesinin gerçekten bir zemini var mı diye baktığımızda mesele çok daha başka bir boyut alıyor.

Suriye’de önemli olan “Esed zulmüne” karşı mücadele, diktatöre karşı mücadele edenlerin İslamcı olup olmamaları önemli değil, Esed bir gitsin sonra bakarız, ABD, Fransa müdahalesi iyi bir şey değil ama “Esed” daha mı iyi, önemli olan Esed gitsin.

Mali’de İslamcı teröristler laik hükümeti tehdit ediyor. Fransa askeri müdahalede bulunmasa iyi olurdu tabii ama müdahale de edilmeden olmaz, bırakalım İslamcılar iktidarı ele mi geçirsin? (Bunu diyen solcu da olur mu demeyin. Fransız Komünist Partisi’nin Afrika kökenli yöneticilerinden biri Fransa’nın müdahalesinin gerekli olduğunu ancak BM’in belirlediği çerçevede devam etmesi gerektiğini savundu. FKP de resmi açıklamasında operasyonu karşısına almadan askeri müdahalenin risklerine değinmekle yetindi.)

Emperyalist ülkelerden bakarak ya da onların gözlükleriyle bakarak somut durumlarda bu müdahaleleri haklı çıkarmaya çalışmak mümkün elbet. Buralardan bakılınca üçüncü dünya ülkelerinde ille tutulacak bir taraf bulunur, demokrasi, insan hakları gibi “evrensel değerler” adına illa müdahale edilmesi gerektiğine ikna olunur. Peki bunun karşılığı “Doğuculuk” yapıp, “bu ülkeler kendi yağıyla kavrulur, zaten Batı’nın değerleri daha mı üstün ki?” demek mi? Tabii ki hayır. Görülmesi ve gösterilmesi gereken bugün bu ülkelerdeki sorunların, emperyalizmin 100-200 yıldır bu coğrafyaya gerçekleştirdiği müdahalelerin doğrudan sonuçları olduğudur. Dolayısıyla da emperyalizmin yeni bir müdahalesiyle çözülmez ancak daha yeni müdahalelerine zemin hazırlar.

Kısacası Mali’de yaşanan İslami terörizm de Fransa’nın bu ülkedeki sömürgeci geçmişinin bir ürünüdür ve Fransa’nın bölgedeki varlığı sürdükçe bu sorunun çözümü zaten mümkün olmayacaktır.

Xavier Beauvois’nın Cezayir’de geçen İnsanlar ve Tanrılar filminde şöyle bir sahne vardır: Manastırları silahlı İslamcı militanlar tarafından tehdit edilen Fransız Katolik rahipler bölgenin idari yöneticisini ziyaret eder ve sorunu çözmelerini bekler. Cezayirli yönetici onlara ülkelerinin hala bu sorunla uğraşmasının nedeninin ülkeyi yıllarca geri bıraktıran Fransız sömürge dönemi olduğu hatırlatır.

Mali ve Fransa’nın 1960’lı yıllara kadar sömürgesi olmuş Sahra Altı Batı Afrika ülkeleri söz konusu olduğunda da, İslam’ın sömürgecilik döneminde bölgede önceki yüzyıllara göre çok daha hızlı ve etkili şekilde örgütlendiğini görüyoruz. Sömürge yönetimleri bu konuda son derece pragmatik bir politika izlemişlerdir. İslamcı örgütlenmeler bölgedeki Fransız varlığına karşı mücadele etmedikleri sürece kendilerine bir tehdit gözüyle bakılmamış hatta İslamcılar ve sömürge yönetimleri işbirliğine başlamıştır. İslamcı liderler de Fransızlar ile karşı karşıya gelmemeye özen göstermişler ve zorunlu kalmadıkça silahlarını sömürge yönetimine çevrimemişlerdir. Hatta Mali’nin hemen yanı başındaki Senegal’de İslamcı bir lider, Amadu Bamba, işi yüzyılın başında Fransızlara boyun eğmeyi vaaz eden bir fetva yayınlamaya vardırmıştır . Fransızlar kendisini daha sonra liyakat nişanı ile ödüllendirmiştir.

İşte İslamcı örgütlenmeler Mali’de 1960’a kadar etkinliklerini bu şekilde arttırmayı başardılar. İslamcı silahlı militanların son saldırılarına kaynaklık eden, Mali’nin kuzeyi ve güneyi arasındaki eşitsizliğin de yine sömürge döneminin bir kalıntısı olduğunu da ekleyelim.

Son olarak, İslamcıların Ocak ayında başlayan saldırıları da yine doğrudan Fransızların bölgeye dönük emperyalist müdahaleleri ile bağlantılı. Fransa ve ABD’nin Libya’da Kaddafi’ye karşı silahlandırdığı İslamcı militanlardan bir kısmının Mali’nin kuzeyine dönerek saldırıların başlamasında önemli bir rol oynadığı biliniyor.

Ama “Esed karşıtı”, ama “İslamcı terörist”, emperyalistler kendi yarattıkları sorunlardan müdahaleye zemin bulmakta zorlanmıyor. Kısacası Mali, emperyalizm karşıtlığının günümüzün pusulası olmaya devam ettiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

[email protected]

Neslişah Başaran 'ın Son Yazıları