Neslişah Başaran
Avrupalı bir “sosyalist” liderin zor seçimi
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:04
Belki duymuşsunuzdur. Çingene asıllı 15 yaşında bir genç kız, Leonarda, geçtiğimiz günlerde “demokrasinin beşiği” Fransa’dan sınırdışı edildi. Annesi, babası, kardeşleri, tüm ailesi ile birlikte. Lyon’dan apar topar bir uçağa bindirildiler ve geldikleri yer olan Kosova’ya geri gönderildiler. Fransa makamları ülkelerinin Kosova olduğuna karar vermişti. Halbuki 15 yıldır Avrupa’da, bu yılların çoğunda da Fransa’da yaşıyorlardı. Leonarda belki de bir Avrupa şehrinde doğmuştu. Fransız makamları için önemsiz. Leonarda tüm eğitimini Fransız okullarında almıştı. Önemsiz.
Genç Leonarda, sınıf arkadaşları ile birlikte bir okul gezisindeyken polisler tarafından apar topar gözaltına alınarak götürüldü. “Kaçmasını önlemek için”miş. Çünkü suçu büyük. Ailesi 15 yıldır Avrupa’da “kağıtsız” olarak yaşıyordu. Tıpkı diğer yüzbinlerce göçmen gibi. Yani bir Avrupa ülkesinde oturma izinleri ya da vatandaşlıkları olduğunu gsöteren herhangi bir kağıtları yoktu. Ama yüzbinlerce kaderdaşları gibi bir evde oturuyor, sigortasız ve güvencesiz bir işte çalışıyor ya da okula gidiyorlardı. Taa ki işgüzar bir polis memuru, koyu tenli yüzlerine, çekik gözlerine ya da kalın kaşlarına bakarak “kağıtlarınız lütfen” diye soruncaya kadar.
İşte böyle bir olay geçtiğimiz günlerde Leonarda’nın kavruk yüzlü babasının başına geldi. Sonra bütün ailenin izi sürüldü. Anne ve kardeşler yaşadıkları evde “yakalandı”. Leonarda ise arkadaşları ile birlikte okul gezisindeydi. Polis Leonarda’nın öğretmenine ulaştı. Leonarda’nın sınıf arkadaşları ile birlikte içinde bulunduğu otobüsün hemen ilk karakola çekmesi istendi. Leonarda’nın öğretmeni direndi. Hep birlikte okul gezisinde olduklarını bunun Leonarda da dahil çocuklar için iyi olmayacağını söyledi. Polis de “hemen yakalanması gerektiğini”. Sonuçta otobüs durdu. Leonarda polisler tarafından yakalanarak ailesi ile birlikte apar topar bir uçağa bindirilerek sınırdışı edildi.
Leonarda’nın bir lise öğrencisi olması, Fransa’da liselileri ayağa kaldırdı. Paris’te ve Leonarda’nın liseye gittiği Strazburg’da yüzbinlerce lise öğrencisi derslerini kırdı ve arkadaşları ile dayanışma için sokağa çıktı. Onlar “ne suç işledi?” diye soruyorlardı. Muhtemelen içlerinden pek çoğu solcu liselilerdi. Ve kendilerine uzatılan kameralara “sol bu değil” diyorlardı. Çünkü “sosyalist” bir partinin iktidarda olduğu bir ülkede yaşıyorlardı.
Şimdi bir yıl kadar geriye gidelim. Hatırlarsanız Sosyalist Parti’nin adayı François Hollande seçimlerde iktidardaki Nicolas Sarkozy’yi yenerek cumhurbaşkanı olmuştu. Seçimlerin ikinci turunda Sarkozy ile başbaşa kalan Hollande’ı FKP dahil pek çok sol kesim desteklemiş, Hollande’ın seçimi kazanması sembolik değeri büyük Bastille Meydanı’nda büyük bir coşkuyla kutlanmış, yıllardır emekçilerin ve göçmenlerin burnundan getiren Sarkozy’ye karşı Hollande’ın iktidarı “solun zaferi” olarak sunulmuştu.
Açık söylemek gerekirse Sarkozy’nin muzır ve şeytani bakışları karşısında Hollande’ın kırpıştırdığı gözleri ile saf saf bakması, her seferinde elini kolunu nereye koyacağını bilemeyen beceriksizce hareketleri sempatik gelmiyor değil. Ancak Hollande’ın seçilmesi ve Sosyalist Parti’nin iktidara gelmesi ile kriz içerisindeki Avrupa’da emekçilerin refaha kavuşacakları, Sarkozy’nin titizlikle sürdürdüğü neo-liberal dönüşümlerin, sosyal devletin tırtıklanmasının, hak kayıplarının son bulacağı, göçmenlerin daha iyi muamele görüp Fransız makamları tarafından “bağra basılacağı” , güzel bir deyimle ifade etmek gerekirse “olmayacak duaya amin demekti”. Sol denebilecek kimi unsurlar bunu neden görmedi ya da görmek istemedi bunu şimdilik bir kenara bırakalım.
Denebilir ki en büyük beklenti göçmenler konusundaydı. Bu başlıkta sağın tavrı malum. Fransızların başına ne geliyorsa göçmenler yüzünden geliyor. Sol’da ise sosyalistinden komünistine her zaman daha insani bir tavır hakim oldu tahmin edileceği üzere. Dolayısıyla Leonarda’nın hem “kağıtsız” hem de çingene olduğundan sınırdışı edilmesinin ardından “sol bu değil” diyerek sokaklara çıkan liseliler bunu kastediyorlardı.
Aslında Leonarda ve ailesinin sınırdışı edilmesi Hollande iktidarı açısından “sürpriz” bir gelişme olarak nitelenemez. Hollande’ın göz kırpıştırmalarına karşılık acı gerçekleri söylemek üzere orada olduğu anlaşılan İçişleri Bakanı Manuel Valls bundan birkaç hafta önce çıkıp açık açık “Çingeneler Fransız toplumuna entegre edilemezler. Nereden geldilerse, Romanya’ya ya da Bulgaristan, oraya geri gönderilmeleri gerekiyor.” demişti. Leonarda konusunda da Valls kararlı tavrından ödün vermedi ve “Bu aile Fransa’da yasal yollardan bulunmuyordu, sınırdışı edilmeleri yasalara son derece uygundur ve geri dönemezler” dedi.
Ne var ki kameralar karşısında gözlerini kırpıştıran Hollande’ın kalbi dayanmadı tabii. Ne de olsa kendisi acımasız Sarkozy’ye karşı son umut olarak seçilmişti. Ve tuttu şöyle dedi: “Leonarda tek başına Fransa’ya geri dönebilir, eğitimine devam edebilir.”
Şimdi sosyalistler Hollande’ın kuyuya attığı bu taşı çıkarmaya çalışıyorlar.
Yani Fransa’nın iyi yürekli demokrasisi Leonarda’yı ailesi ve eğitimi arasında seçim yapmaya zorluyor. 15 yaşındaki bir genç kız ailesini hiç gelemeyecekleri bir ülkeye giderek geride bırakacak ve liseyi Fransa’da bitirecek. Sonrasının ne olacağı da tabii ki meçhul. İyi yürekli Hollande’ın iki dudağı arasında demek daha doğru.
Aslında söz konusu olan Leonarda’nın değil Hollande’ın ya da başlıktaki gibi ifade edersek Avrupa’da bir sosyal demokrat liderin seçimi. Leonarda tercihini net bir şekilde yaptı: “Ailem olmadan hiçbir yere gitmem” diye yanıt verdi hemen. Asıl zor olansa Hollande’ın seçimi. Kriz dönemlerinde sosyal demokrasinin kapitalizme “makyaj yapma” işinin imkansızlığını görüp içişleri bakanının işini kolaylaştırmaya mı koyulacak ya da kameralar karşısında gözlerini kırpıştırıp saf saf bakmaya devam ederek sosyalistlerin işini daha da zora mı sokacak. İki durumda da Fransa’da sosyalistlerin mevcut koşullarda yeniden umut olma şanslarının olmadığını söylemeye bilmem gerek var mı?
Not: Görüldüğü üzere bir süre ara vermek zorunda kaldığım soL Portal’daki yazılarıma yeniden başladım. Bundan sonra Salı günleri burada olacağım. Yeniden Merhaba.