Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Neslişah Başaran

ABD Mali müdahalesinin neresinde?

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:49 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:49

Bugün itibariyle, Fransa’nın Mali askeri müdahalesi üçüncü haftasına girdi. Üç gün önce Fransa Mali’ye 3.500 yeni asker gönderdi ve böylelikle Mali’deki Fransız askeri sayısı 4.500’e ulaştı. 1.200 Fransız askeri de Çad, Nijer, Senegal gibi komşu ülkelerde konuşlandırılmış durumda.

Fransız medyası operasyonun başladığı günden bu yana “Fransa Mali’de yalnız mı bırakıldı?” sorusunu soruyor ve ABD ve İngiltere’nin bölgeye neden asker göndermediğini sorguluyor. Geçtiğimiz günlerde İngiltere Mali’ye birkaç yüz asker gönderebileceğini açıkladı. Operasyonun başından beri hem İngiltere hem de ABD Fransa’ya istihbari ve lojistik açıdan destek oluyorlar.

Dolayısıyla, her ne kadar Mali’deki kara operasyonuna asker göndererek destek olmamış olsa da ABD’nin bu operasyonun baş aktörlerinden biri olduğunu destekleyecek pek çok veri söz konusu.

***

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande 2012 Mayıs ayında ABD Başkanı Barack Obama ile gerçekleştirdiği ikili görüşmenin ardından, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Fransız halkına söz vermiş olduğu gibi, 2012 sonunda Afganistan’dan Fransız askerlerini çekmek konusunda kararlı olduğunu açıklıyor ve ekliyordu: “Bununla birlikte Afganistan konusunda destek vermeye başka yollardan devam edeceğiz.”

2011 başında Libya’ya karşı NATO müdahalesinde Fransa’nın başı çekmesi, Ortadoğu ve sonrasında görüleceği üzere dünyanın geri kalanındaki emperyalist müdahalelerde daha atak davranmaya karar verdiğinin göstergesi oldu. Bu aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrası Fransa-ABD ilişkilerinin en yakın olduğu dönemdi. Nicholas Sarkozy’nin en Amerikancı Fransız cumhurbaşkanı olduğu dile getiriliyordu. Ancak Hollande’ın selefini bu konuda fazlasıyla aşacağı kısa sürede anlaşıldı. Amerikan medyası da hemen Hollande ile Obama’nın nasıl daha çok yakıştıkları konusunda tespitler yapmaya başladı.

Hollande gerçekten de seçim kampanyasında Fransız askerlerini 2012 yılı içinde Afganistan’dan çekme sözü vermişti. Cumhurbaşkanlığı yarışında Sarkozy ile yaptıkları “ateşli” tartışmaların başlıklarından biri de buydu. Sarkozy, Fransa’nın Afganistan’dan 2013’te çekilmesinin daha uygun olacağını iddia ediyordu Hollande ise 2012 diye diretiyordu. Koalisyon güçleri ise Afganistan’dan 2014 itibariyle Afganistan’dan çekilme kararı almıştı.

“Diğer yollar”ın neler olduğu aradan çok geçmeden görülmüş oldu. Fransa Suriye konusunda ABD’yi hiç yalnız bırakmadı ve Suriye’ye karşı müdahalenin ABD’den sonraki en ateşli savunucularından biri haline geldi (Burada Türkiye’yi es geçtiğim zannedilmesin, emperyalistler arasındaki sıralamayı kastediyorum).

Suriye’ye yönelik bir müdahale beklenirken, Mali’ye yapılan ani askeri müdahalenin de ABD’nin planlarından bağımsız olmadığını görmek gerekiyor.

Fransa’nın Mali’deki sömürgeci geçmişi, bölgedeki uranyum kaynakları üzerindeki kontrolünü yitirmek istememesi, askeri müdahalenin nedenleri arasında elbette. Ancak Kuzey Afrika ülkelerinde son iki yılda yaşana gelişmeler ile birlikte Afrika kıtasının da emperyalist planlarda Ortadoğu ölçeğinde bir rol oynamaya başlaması, Afrika üzerinde emperyalist rekabetin son yıllarda yoğunlaşması ve belki de en önemlisi ABD’nin 11 Eylül saldırılarının hemen ardından Sahel adı verilen bölgede (Sahra Çölü’nün güneyi ile Sudan tropik bölgesinin üst kısmı arasında kalan ve Afrika’yı boydan boya kesen kuşak) yaptığı yığınak, Fransa’nın Mali müdahalesinin nereden çıktığını açıklamak için olmazsa olmaz nitelikte.

Dolayısıyla, Mali müdahalesini ve emperyalist planlar içerisindeki yerini anlayabilmek için ABD’nin hemen 11 Eylül sonrasında devreye soktuğu Pan-Sahel Initiative adlı projeyi ve onu izleyen AFRİCOM’u dikkate almamız gerekiyor. 2003 yılında uygulamaya konulan Pan-Sahel Initiative öncelikle Sahel bölgesindeki dört ülkeyi, Mali, Nijer, Çad ve Moritanya’yı kapsıyordu ve birkaç yıl içinde Tunus, Cezayir, Fas, Senegal ve Nijerya’yı da içine alacak şekilde genişletildi. Bu, El Kaide gibi İslamcı örgütlerin bölgedeki varlıklarını bahane ederek ve “terörizmle mücadele” adı altında ABD askerlerinin ve istihbarat örgütlerinin bu ülkelerde konuşlanarak silahlı güçlere eğitim verdikleri projenin adıydı. 2006 yılında ABD bölge ülkelerindeki askerlerini ve operasyonlarını koordine etmek üzere AFRİCOM’u kurdu.

ABD kaynakları 2012’nin Nisan ayında Mali’de gerçekleşen askeri darbenin Pan-Sahel Initiative tarafından eğitilen askerler tarafından gerçekleştirildiğini dile getiriyor. Yine aynı kaynaklar son on yıl içerisinde Moritanya ve Nijerya’da darbe yapan askeri güçlerin yine bu proje kapsamında Pentagon tarafında eğitilmiş olduklarını, Çad’da 2006’da başarısız bir darbe girişiminde bulunan askerlerin de yine Pan-Sahel Initiative projesi dahilinde ABD eğitiminden geçmiş olduğunu söylüyor.

Kısacası Sahel’de, hükümet ordularından, askeri darbecilere, oradan da İslamcı silahlı militanlara kadar tüm silahlı güçler ABD “tezgahından” geçmiş bulunuyor. Dolayısıyla, Fransa’nın yüzyıllar süren sömürgeci geçmişinin yanında, bölgede bugün ipleri asıl elinde tutanın ABD olduğu görülüyor.
[email protected]

Neslişah Başaran 'ın Son Yazıları