Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İzge Günal

Polisler ve emre itaat

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:12 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:12

Berkin Elvan’ın öldürülmesi hepimizin içini acıttı. Bir kamu görevlisinin, bir polisin, hedef gözeterek bir çocuğa ateş edip onu öldürmesini toplum kabul edemezdi, etmedi de. Yurt çapında protesto eylemleri oldu ama bunlar da polisten aynı tepkiyi gördü insafsızca ve yasaları çiğneyerek yine halkın üzerine saldırdılar, yine geride çok sayıda yaralı bıraktılar.

İnsan şunu düşünüyor hemen: halka saldıran bu polislerin hepsi katil ruhlu mu? Bu polislerin tümünün tedavi gerektiren psikiyatrik bir rahatsızlığı mı var? İşte tam da bu noktada akla ünlü Milgram deneyleri geliyor.

İnsanın kendi vicdani değerleriyle çelişmesine karşın, otoritenin isteklerine uymaya ne denli eğilimli olduğunu ölçen bir dizi deneye verilen addır Milgram deneyleri. Yale Üniversitesi’nden Stanley Milgram deneylerine başladığında Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılanması da başlamıştı. Milgram’ın merak ettiği şey, Alman vatandaşlarının milyonlarca Yahudi’yi ölüme götürme emirlerine neden itaat ettikleriydi. Acaba itaat insan psikolojisinin olağan bir parçası mıydı?

Deneye katılanlar gazete ilanıyla bulunmuştu. Hepsine peşin olarak para ödeniyor ve deneyi tamamlamasalar bile paranın geri alınmayacağı garantisi veriliyordu. Deneyin “cezanın öğrenme üzerindeki etkisini” araştırmak için yapıldığı söyleniyordu. Deneklere öğretmen rolü veriliyor ve öğrenci rolünü oynayan bir kişiye bazı sözcük çiftlerini ezberlemesi gerektiği söyleniyordu. Deneydeki önemli nokta, öğrenci hata yaptıkça öğretmenin (yani deneğin) elektroşok vereceği idi. Elbette şok verilmiyordu ama denek böyle zannediyordu ve çığlık efektlerini duyuyordu. Öğrenci hata yaptıkça elektriğin voltajı arttırılıyordu.

Deney sonucu korkunçtu: katılımcıların tümü 300 voltu tereddütsüzce aşmış ve yüzde altmış beşi en yüksek değer olan 450 volta kadar çıkmıştı. Sonraları koşullar ve deneklerin sosyal statüleri değiştirilerek deneyler tekrar edilmiş ve sonuç değişmemişti. Milgram son ulaştığı noktayı şöyle özetliyordu:

“Deneyde bin kişi üzerinde yaptığım gözlemlere dayanarak ve bu deneyler sonucunda oluşan ve şekillenen sezgilerime göre, Nazi Almanya’sında gördüğümüz türde ölüm kampları ABD’ye kurulsa, orta ölçekli bir Amerikan kasabasından bile yeterli personeli çıkarabilirsiniz.”

Sonraları, Zimbardo benzer bir deneyi üniversite öğrencisi kızların üzerinde yineledi. Burada masum olduğunu bildikleri yine kendi üniversitelerinden bir öğrenciye şok vermeleri istendi. Neredeyse tümü, kurbanın çığlıklarına ve ağlamasına (yine bunlar gerçek değildi) karşın elektrik vermeye devam ettiler. Kurbanın kendi okullarından olması, masum olduğunu bilmeleri ve acı çekmesi sonucu değiştirmemişti.

Bu ve benzer deneylerin sonuçlarıyla ilgili yorum ve eleştiriler hala sürmektedir. Kesin olan bir gerçek, bir insanın normal koşullar altında başka bir insana zarar vermek istemeyeceğidir. Ancak zorlama altında kişiyi kendi davranışları için bir otoritenin onayını aramaya sevketmektedir.

Açıktır ki, bunların hiç birisi polisin saldırganlığını affettirmez, kader kurbanı deyip geçilemez, şu anda evlerinde normal insanlar gibi otursalar da.

Birey olmayı becerebilen kişiler her durumda otoriteye karşı gelip, insanlık dışı hareketlerden uzak duracaktır. Deneylerde az olsa böyle kişiler çıkmıştır. Görünen o ki, yeni bir insan yaratmak hiç de kolay olmayacak.

İzge Günal 'ın Son Yazıları