İzge Günal
Gizli örgütler
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:09 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:09
Bundan yaklaşık 150 yıl önce bugünlerde (16 Şubat 1866) gizli kurulan bir örgüt, yerüstüne çıkıp ilk yasal toplantısını yapmıştı. Bu örgütün ismi Osmanlı Tıp Derneği (Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye) idi. Yani sanıldığı gibi politik değil, bilimsel bir dernekti.
Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye’nin kuruluşu 1862’ye kadar gider. O dönemde tıp eğitimi Fransızca yapılıyordu. Örgütün ana hedefi eğitimi Türkçeleştirmek ve bu amaçla çalışmalar yapmaktı. Bugün böyle bir amaç için gizli örgüt kurmak çok garip gelse de o yıllarda garip karşılanan tıp eğitiminin Türkçe yapılmasını istemek, hatta bunu düşünebilmekti. Sadece halk değil, okumuş kesim de böyle düşünüyordu.
Tıp Fakültesi öğrencisi Aziz İdris Bey ve birkaç arkadaşı bir süredir aralarında gizli gizli konuştukları bu konuda düzenli çalışma yapabilmek için yer arama çabasındayken, konuyu öğrenen Tıp Fakültesi matbaa müdürü Hacı Arif Bey’in odasında çalışmalara başlarlar. Hemen sonrasında güvenlik gerekçesiyle çalışmalarını üyelerden Vahit Bey’in konağına kaydırırlar. Ancak iki ciddi sorunları vardır: Birincisi toplantıları sürekli aynı yerde yapmaları dikkat çektiği için sık sık yer değiştirmeleri gerekmektedir. İkinci sorun ise, örgüt üye sayısının hızla artması ve her yeni toplantı için daha büyük mekan gerekmesidir. Neyse ki, ikinci sorun bir tür çözüm haline gelir: Örgüte sonradan katılan Hayrullah Efendi Tıp Fakültesi Dekanı olunca legalleşmeye karar verirler ve 16 Şubat 1866’da ilk yasal toplantılarını yaparlar.
Örgütün bundan sonraki çalışmaları anadilde eğitim konusuyla sınırlı kalmayıp genel olarak eğitim ve bilimin tüm sorunları ele alınmaya başlanmıştır. Ancak dernek Abdülhamit döneminde tekrar yasaklanmış, Meşrutiyetle birlikte tekrar kurulmuş ve sonrasında da yavaş yavaş sönümlenmiştir.
Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye ilk kurulan gizli bilim örgütü değildi aslında. Daha gerilere gittiğimizde karşımıza 1820’de kurulan Beşiktaş Bilim Derneği (Beşiktaş Cemiyet-i İlmiyesi) çıkar. Dernek Beşiktaş-Ortaköy civarında oturan bir grup aydının bilim sorunlarını konuşmak için bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Önderliğini İsmail Ferruh Efendi’nin yaptığı bu grup, kendi aralarında özellikle fen bilimlerindeki gelişmeleri tartışırlar. Bilgiye ulaşma kaynakları çok kıt olduğu için, konuşma içerikleri de doğal olarak çok sığ olur. Genellikle, kulaktan dolma bilgilerle kendi aralarında bir tür sohbet toplantısıdır aslında yaptıkları. Toplantıları kısa sürede ilgi çeker ve katılımcıların, bu nedenle de üye sayılarının artması nedeniyle toplantılar konferans şekline, konular da daha yetkin oldukları tarih konusuna doğru kayar.
O dönemde Osmanlı’daki tek yüksek öğrenim ve bilim kuruluşunun Askeri Mühendislik Okulu olduğu düşünülürse, toplumdaki bilim açlığını anlamak zor olmayacaktır. Ancak bu ilgi derneğin de sonu olur ve Bektaşi örgütlenmesi oldukları gerekçesiyle 1826 yılında kapatılıp, kurucuları çeşitli yerlere sürgüne gönderilmiştir. Geriye kalanlar bir süre gizlilik koşuları altında etkinliklere devam etmeye çalışsalar da, çok kısa sürede açığa çıkıp onlar da sürgüne yollanmıştır.
Eğer bir toplumda bilim yoksa gizli bilim örgütlenmelerinin ortaya çıkması bir zorunluluktur kanımca. Ama bugün Türkiye’ye baktığımda ne ciddi bir bilim üretimi ne de gizli bir bilim örgütü görebiliyorum. Acaba bunlardan birisi var da benim mi haberim yok?