Emrah Kartal
Carandiru Hapishanesi Katliamı
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:54 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:54
Emrah Kartal'ın “Carandiru Hapishanesi Katliamı” başlıklı yazısı 17 Nisan 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
São Paulo eyaletindeki Carandiru Hapishanesi’nde, 2 Ekim 1993’te meydana gelen isyanı “bastırmak” için yerleşkeye baskın yapan özel tim polisi toplam 111 tutukluyu öldürmüş, bu olay Carandiru katliamı olarak anılagelmişti. Bir zamanlar Latin Amerika’nın en büyük hapishanesi olarak anılan Carandiru, 2002 yılında kapatıldı yıkılarak yerleşkesinde Gençlik Parkı kuruldu. Carandiru Katliamı davası hala devam ediyor. Pazartesi günü başlayan ve dün devam eden duruşmada tanık olarak katliamdan şans eseri kurtulmuş tutuklular dinlendi. Katliamın baş sorumlusu, katliamı gerçekleştiren timin komutanı, Ubiratan Guimarães 2006 yılında silahlı suikast sonucu öldürülmüştü. Evinin duvarında “Ettiğini buldun” yazıyordu. Suikast hala aydınlanmadı, ancak suikasti PCC adı verilen, kendine hapishanedeki baskılara karşı mücadele etmeyi hedef koyan suç örgütünün gerçekleştirdiği düşünülüyor. Duruşmada 26 özel tim mensubu polis onlarca tutuklunun katledilmesinden sorumlu olarak yargılanıyor.
Carandiru Katliamı Brezilya dışında da bilinir, ünlüdür. Bunun nedeni Katliam’a ilişkin popüler kültüre mâl olmuş çalışmalardır. Katliam hakkında yazılan kitaplar, kurgusal ve belgesel filmler katliamı toplumsal belleğe kazımayı başarmıştır. Türkiye’de de gösterilen “Carandiru” isimli film hem Carandiru’daki farklı karakterleri Hapishane doktorunun gözünden ve hatıralarından aktarmaktadır. Hapishane uyuşturucu çetelerinin, tecavüzcülerin ve hırsızların bir arada mahkûm olarak yaşadığı bir yerdir. Filmdeki karakterler dışarda, aslında gecekondu mahallelerinde ve varoşlarda hayat bulan tiplerdir. Onları ancak Brezilya’da görür ve tanırsınız. Filmin kahramanlarını Brezilya’da Rio de Janeiro ve São Paulo gibi şehirlerde yaşadığınız zaman tespit edebilir, onların ve olayın aslında kurgusal olmadığına inanırsınız. Bu filmin ayırt edici özelliği buydu. Karakterlerin sonu da yaşamla örtüşür. Ya ölür, ya da şans eseri hayatta kalırlar…
Gerçekte 20 yıl önce gerçekleşen olay aslında Brezilya’da toplumda belli zamanlarda belli yaşam alanlarında gerçekleşen olaylardan biri niteliğinde, normaldi. Santa Maria şehrinde diskoda ölen 200 kişi, belediye otobüsü kazasında ölen 10 kişi, futbol stadyumu inşasında ölen işçi, futbol karşılaşmasında ölenler, trafik kazasında, doğumda derken katliamla iç içe bir yaşam. İki yıl önce Rio de Janeiro’da Complexo Alemão adlı şehrin en büyük gecekondu bölgesinde uyuşturucu çetelerine karşı büyük bir operasyon başlatıldı. Operasyon, çetelerin havaalanı yolunda seyir halinde iki halk otobüsünü, polisin gecekondu bölgelerine baskısını protesto etmek için yakması üzerine başlatılmış, bunun sonucunda çete reisleri başka mahallelere kaçmış ve saklanmışlardı. Olan gecekondu bölgesinde yaşayan halka oldu. Birçoğu kendi yaşam alanında şiddete maruz kaldı, ya da polis veya çete tarafından soyuldu. Şu anda pek çok gecekondu bölgesi pasifize edilmiş durumda ancak ne suç bitiyor, ne de uyuşturucu trafiği son buluyor. Sadece trafik el değiştiriyor…
Carandiru Katliamı sonrasında yaşananlar da aynen bu şekilde. Carandiru’daki mahkûmların, toplumun ezilmiş, yoksul kesimlerinden daha altta olduklarını, özel tim polisinin isyan eylemine karşı takındıkları çok sert tutum göstermiş oldu. Yoksullar ve ezilmişler de toplumda, dışarıda, en alttaki kesimi oluşturuyor. Şehrin ücralarında yaşamaya mahkûm ve yaşam alanlarından sürülmeye, her an ölmeye ve öldürmeye hazırlar.