Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Emrah Kartal

Brezilya’da isyan ve yüksek gerilim

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:58 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:58

26 Haziran 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Brezilya’da, Türkiye’deki Haziran Direnişi sürecine benzer bir ayağa kalkışın eli kulağındayken, eylemlerin şiddeti ve yoğunluğu hızlı bir şekilde düşüverdi…

Hemen belirtmek gerekiyor ki, São Paulo’da başlayıp Rio de Janeiro’ya ve oradan 8 eyalet ve yaklaşık 150 küçüklü büyüklü kente uzanan eylemlerde halk, Türkiye’den, Gezi Parkı Direnişi’nden güç ve moral aldı. Türkiye’dekine benzer bir şekilde sosyal medya ilanları hazırlandı, semboller kullanıldı. Gaz maskesi, eylemlerin ilk günlerinde makyaj kutusuyla aynı öncelikte yer alıyordu kadınların çantasında…

Bugüne gelindiğinde halk da eylemlere dair birçok soru işareti taşıyor, sokağa çıkmakta tereddüt ve yer yer korku yaşıyor. Bunların en önemli nedeni örgütsüzlük veya halkın deneyimsizliğine karşın ona güven ve cesaret verecek, omuzdaş örgütlerin alanlardaki kısırlığı.

Türkiye’de başta Gezi Parkı’nda direnen ve örgütsüz olmayı örgütleyen kişi ve kesimlerin korkusu ya da önyargısı, alabildiğince şiddetlenen polis saldırılarıyla ve halk forumlarındaki tartışmalarla önemini ve anlamını yitirdi. Türkiye’de hâlâ, yeterince örgütlenemiyor ya da “güçsüz” denilse de Haziran Direnişi sürecinde görüldü ki, başta 1 Mayıs’lar olmak üzere her parti veya ilerici demokratik kitle örgütünün mücadele deneyimi ve onların kitlesinin direnişe bilinç olarak hazır oluşu, polisin şiddetine karşı koymada, dayanışmada ve yer yer ileri adımlarda halkın Taksim’de, Hatay’da, Gazı Parkı, Dikmen ve Kızılay’da, ayakta dik durmasını sağladı.

Brezilya’da eylemlerin en büyük eksikliği ve üzerinde ne yazık ki kavga noktasına gelinen “sol partiler” konusundaki apolitik ve önyargılı duruş, haklı taleplerle çıkılan sokaklarda birçok mevzinin kaybedilmesine yol açtı. Birleşik Sosyalist İşçi Partisi ve Komünist partilerin militanları eylem alanlarında saldırıya uğradı. Partiler eylemlerin etkisini kırmamak ve provokasyonlara yol vermemek için militanlarını eylemlere bayraksız ve pankartsız biçimde gönderiyor. Bunun dışında bayrak ve ulusal marş, ilk defa tartışma konusu oluyor. Ülkede eylem alışkanlığını ilk defa bu yıl kazanan gençler, sağcı parti ve grupların provokasyonları nedeniyle Brezilya bayrağıyla eylemlere katılmamak gerektiğini düşünüyor. Sağcıların, bayrak, marş gibi unsurları öne çıkararak gerçekleştirdikleri şovenist ve Dilma karşıtı söylemlerinin önünde durmak için öğrenciler ve sol örgütler, bayraklı eylemlere katılmama çağrısı yapıyor. Gerici Liberal Hıristiyan parti ve grupların argümansız ve aslında Dilma’nın başkanlığını hedef alan çıkarcı tavırları eylemlerin niteliğini şu an için belirleyen ana değişken diyebiliriz. Solun sağcı grup ve partilere adeta alanı bırakması on yıla yayılan hareketsizliğin ve güçsüzlüğün bir yansıması olarak eylemlerde üzüntü verici bir şekilde gözlemleniyor.

İşçi Partisi (PT) hükümetini, iktidarındaki yaklaşık 10 yıllık süreçte, sağcı ve faşist güçler adeta semirmiş. Eylemlerin en büyük paydası olan gençler ve kent yoksulları, eylemlerin başlıca talebi olan ulaşım zamlarının geri alınması, eğitim ve sağlık alanındaki fahiş fiyatların düşürülmesi için bir nebze olsun ilerleme sağladılar. Ancak, komünistlerin dediği gibi, “parmağı vermemek için yüzüğü bırakan” iktidarın ulaşım zamlarının geri almanın dışında henüz görüşme aşamasında daha uzun soluklu, iktidar dışındaki kesimlere inisiyatif vermeyen tutumunu sürdürüyor. São Paulo merkezli Movimento Passe Livre (Serbest Geçiş Hareket-“Geçiş” burada Brezilya’da otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarındaki turnikelere atıfla kullanılıyor. Türkiye’de “otobüse binmek” şeklinde tarif edilen eyleme denk düşüyor) hükümetle görüşmelerini sürdüren asıl inisiyatif konumunda. Her eyalet ve şehirde halkın farklı talepleri var. Ülkede hâlâ aklı başında olan sol, neoliberalizm ve özelleştirmelerin, artan eşitsizliğin karşısında sosyalist alternatifi ve antikapitalist duruşu öne çıkarıyor. PT hükümetinin halkın değil kapitalistlerin refahını yükselttiğini ve sağcı popülizmin halk arasında yaygınlaştığını deşifre eden sol gibi hareket etmeyen büyük sol partiler ya bu süreçte silkinecek ya da PT hükümetinin kuyruğunda alanlarda ve sokaklarda halktan “dayak yiyerek” varlığını sürdürecek. Ülkede ayağa kalkmakta tereddüt etmeyen gençlerin adresi sol olmazsa, Hıristiyan faşist güçler hayatın her alanında sokakları halka kapatacak, eşitsizliğe karşı yükselen isyanda olduğu gibi, ülkede dizginleri ele almak için fırsat kollamaya ve güçlenmeye devam edecek.

Emrah Kartal 'ın Son Yazıları