Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Emrah Kartal

Brezilya derken…

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05

Bir seneyi aşkın süredir “okyanus ötesinin berisi”nden yazarken kendi merakım, ilgim ve işim dolayısıyla Latin Amerika’nın en büyük ve bir o kadar da az tanınan ülkesi Brezilya’daki hayata ve insanların gündelik adetlerinden, geleneklerine, genel politik kavrayış ve tutumlarına dair yazıyorum. Kısacası, güncel ve gündelik yaşama dair bilgileri politik ve sosyolojik bir bakış açısıyla yorumluyorum.

Alabildiğine uzun toprakların büyüklüğüyle oranladığımızda ancak küçük bir kısmında bulundum. En çok da ülkenin kuzeydoğusuna dair yazdım. Bölgenin özgünlüğüyle birlikte bölgeyle Türkiye’deki bazı kültürel özellikler ve geleneklerin benzerliğini oldukça dikkat çekici bulmuşumdur. Brezilya’dan yazılara kaynaklık eden sosyolojik ve politik doku, sosyal ve kültürel benzerlikle açıklanamayacak kadar derin ve kendine has çelişkileri barındırıyor. Kuzeydoğu Brezilya denilen coğrafya, içerisinde Bahia, Ceará, Prnambuco, Alagoas, Paraiba ve Rio Grande Norte eyaletlerini barındırıyor. Bu eyaletler ülkenin en geniş tarım alanlarından işçi havzalarına kadar ekonomik çeşitlilikler barındıran, Lula döneminden itibaren sanayi alanında sıçramalar yaşayan, yüzlerce yıldır kuraklıkla boğuşan, gelişmiş güney eyaletlerine göç veren, Brezilya’nın entelektüel birikimini yönlendiren bölgeyi meydana getiriyor.

Benim bölgeye baktığım nokta ise bunların hepsi ve hiçbirisi… Kuzeydoğuda ilk bulunduğumdan beri algımın odağında bulunan inanç ve dindi. Türkiye’de olduğu gibi Brezilya’da da dinselleşme, özellikle Haziran eylemlerinin öncesinde halkın gündemindeydi. Kıvılcımı yakan ulaşım zamlarıydı, ancak Evanjelik bakanın eşcinsellere yönelik saldırısı ve çağdışı açıklamalarıyla halk bir umutla tepki gösterir diye beklediği hükümete ve partilerine karşı, genelinde politikacılara karşı, büyük tepki gösterdi.

Ancak güncel politik gündemin yanı sıra Brezilya’da halk kültürünün hücrelerine işlemiş inançlara dair ritüeller Portekiz, Hollanda, İspanyol sömürgeciliğine ve köleciliğine karşı bir kimlik haline gelmiş. İnanç sembolleriyle başkaldırının sembollerinin iç içe geçtiği bir süreç… Bu anlamda Türkiye’de tek başına Aleviler üzerinden anlatabileceğimiz “inanç” olgusunun ezilenler için pozitif yönlerini Brezilya’da dinin halk tarafından yaratılan sembollerinde görüyor, bununla birlikte geçmişin ezilenlerinin inançlarında din olgusunun öne çıktığını gözlemleyebiliyoruz. Bence bu yanıyla inanç politikleşemediği ya da ezilen halkın inisiyatifinden uzaklaştığı oranda bir bölgede sıkışıp kalıyor kendine has bir hücre olarak yaşamını sürdürüyor. Orada geçmişten bugüne tarihin tüm seyrini görmekle birlikte işlevinin pozitif yanlarını yitirdiğinin farkına varıyoruz. Tam da bu noktada sanatçı ya da sosyal bilimcinin kuzeydoğu Brezilya’yı gözlemlerken ve yorumlarken bu politik noktadan bakması gerektiğini düşünüyorum.

Emrah Kartal 'ın Son Yazıları