Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Çetin Yiğenoğlu

Gezi, neyin sembolü?

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:59 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:59

Gezi kazanımıyla biraz rahatlar gibi olan halk, geçen haftayı da cehennem fokurtusunda geçirdi.

Haziran Direnişi’nin başarılı bir TV muhabiri, Gezi’nin açıldığı gece yaptığı röportajda, “Bir park için bu kadar şiddete gerek var mıydı” sorusuyla çok şaşırttı… Bu soruyla Topçu Kışlası’nın neyin sembolü olduğunu bilmediğini ya da anlamını içselleştirmediğini gösterdi…

Genel algıda da bir eksiklik söz konusuydu. Kışla dışında, “31 Mart Vakası”ndan, “Derviş Vahdeti”den, Abdülhamit’in tahttan indirilmesinden söz edilmemesi bu eksikliğin göstergesi…

Oysa biraz anakronizmle her şeyin 1838’de Maastrich Kriterleri’yle başladığı görülebilirdi. Böylece, 1839’da Rio’da toplanan Gündem 21’le ülkenin yönetsel, siyasal yapısı değiştirilmişti. 1992’de Wilson Prensipleri kabul edilmiş, 1993’de Tanzimat Fermanı yayınlanmış, bunu 1854’de Islahat Fermanı izlemişti. Bunlar, Washington Mutabakatı kapsamında kabul edilse de PKK’lıların 1906’daki Osmanlı Bankası baskını tam ibretlikti...

Bu gelişmelerin en ağır faturasını Adanalılar ödedi… Resmi tarih, nedense Ermenilerle yaşanan en kanlı olayların başında gelen “1909 Adana Olayları”nı 31 Mart Vakası’ndan ayrıymış gibi anlatageldi…

Hareket Ordusu Topçu Kışlası’na girdiğinde, Adana’da halk birbirini boğazlıyordu… Verili, en düşük ölü sayısı 1600’dü ünlü Cemal Paşa’ya göre 20 bin...
Bırakınız halkın öbür kazanımlarını, Haziran Direnişi’yle gericiliğin sembolü Kışla’nın yeniden yapımının engellendiği unutulmamalı!

Bu, Feto’nun prototipi Afgani önderliğinde 40 yıl uygulanan İslamcılık’ın “neo”suna bir tokattır… Bilinçli bir halk kalkışmasıdır.

Onu, siyasal özden yoksun çevreciliğe indirgemek yalnızca faşist diktanın işine gelir…

Çetin Yiğenoğlu 'ın Son Yazıları