Temiz eliniz kaldı mı?
Yayın Tarihi: 01.11.2025 , 23:51 Güncelleme Tarihi: 02.11.2025 , 09:45
“‘Rüşvet ve yolsuzluk ifadelerinin bulunduğu bir operasyon sebebiyle istifa ediniz ve beni rahatlatacak deklarasyonu yayınlayınız’ şeklinde tarafıma baskı yapılmasını kabul etmiyorum. Etmiyorum çünkü, soruşturma dosyasında var olan ve onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan’ın talimatıyla yapılmıştır. Bu minval üzere bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa ettiğimi açıklıyorum. Bu milleti ve vatanı rahatlatmak için sayın Başbakan’ın istifa etmesi gerektiğine inandığımı ifade ediyor, yüce milletime saygılar sunuyorum.”
Erdoğan'ın iktidarda olduğu yıllar içerisinde yaşadığı en uzun günlerden biriydi 17 Aralık. AKP'nin Fetullahçılarla yol ortaklığının resmen sona erdiği yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının başladığı gün Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar istifa ettiğini açıkladığı NTV canlı yayınında Erdoğan'ı da istifa etmeye çağırıyordu.
Bayraktar’la beraber İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da bakanlık görevlerinden istifa etmişlerdi, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ise görevinden alınmıştı.
Soruşturmanın Erdoğan ailesine uzandığı, Bilal Erdoğan’ı ilk kez kamuoyunda bu denli tanınır hale getiren süreçte yeni atanan İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın Erdoğan konutunda yapılacak olası arama ve gözaltıları engellemek üzere özel tim görevlendirdiğini de biliyoruz.
Keza yine soruşturma kapsamında alınan Reza Sarraf’ın adının bizzat Erdoğan tarafından ileriki süreçlerde önce halk kahramanına sonra haine nasıl çıkarıldığına da şahit olduk.
Pek çok benzerleri gibi sonunda FETÖ sümeninin altına sürülen 17-25 Aralık operasyonu çok sayıda ismin siyasi kariyerini bitirmiş ama yaklaşık 1 yılın ardından yapılan meclis oylamasında dosyanın Yüce Divan’a gönderilmemesine karar verilmişti. Gelgelelim kriz anının iktidar için belli ki en zayıf halkası konumundaki Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar, 2021 yılında hala "Dosyam var, dosyada ne varsa kabul ediyorum, benim suçum. Telefondaki konuşmalar bana aittir, tapeler bana aittir, renkli çekilen kameralar, teknik takiptekilerin hepsi bana aittir" ifadelerini kullanıyor, “Allah beni kayırdı ve kurtardı. Şu anda çok iyiyim, atmaca gibiyim” diye de ekliyordu.
Büyük bir özgüvenle, aradan yıllar geçse de hala “ben suçluyum” diyebilen Bayraktar’ı Allah’ın değil başka güçlerin kayırdığı ortada. Peki nereden geliyor bu özgüven?
Suça konu olan soruşturmada her kapının “başbakan talimatına” çıktığını bilmekten elbette. Onun için “Beni attı ama reisten ayrılmadım” diyor. Kendisini 8 yıl önce istifaya davet ettiği reisinden hiç ayrılmadığını ileri sürüyordu.
Bugüne gelelim.
Köprünün altından çok sular aktı ama düzen aynı düzen: Holdingler ve tarikatlar düzeni…
Aziz İhsan Aktaş iddianamesinin 2019 gerisine, AKP belediyeciliğine uzanacağı konuşuluyor ve kimileri de bunun, Erdoğan iktidarının bir tür kendini temize çekme operasyonuna dönüşebileceğini ileri sürüyor.
Bakın bunlar oluyordu, biz de takip ediyorduk. İşte şimdi neşteri vurup atıyoruz, kanserli yapıyı söküyoruz. Dokunulmaz denilen kimse yoktur, dokunacağız, temizleyeceğiz…
Yapabilirler mi? Erdoğan iktidarı kendi unsurlarına da yönelen bir “temiz eller” operasyonu başlatabilir mi?
Külliye’yi bir holding merkezi, bakanlıkları bu holdinge bağlı şirketler haline getiren, devleti böyle yöneten, özel okul patronlarından, hastane sahiplerinden, CEO’lardan, müteahhitlerden kabine kuran anlayış nereyi kimle temizleyecek?
İşte Erdoğan’ın iktidarı boyunca “kelle vermeme” hassasiyetinin kaynağını en iyi anlatan örnek, Erdoğan Bayraktar!
Şimdilerde bir başkası, havuz medya düzeninin en kilit isimlerinden Kenan Tekdağ örneğinde de bu yarım ağız tehdit mesajlarına rastlıyoruz. Beni öldürmeye karar verdiysen, sen de yanarsın…
Ama iktidar için kötü haber:
Temiz eller kurban ister. Ve AKP’de bu dava için kurban olmayı göze alacak kimse görünmüyor. Çünkü ortada paradan başka güdülen bir dava da bulunmuyor.
Buna rağmen yolsuzluk soruşturmasının AKP’ye uzanmasını göze almanın ise iki sebebi olabilir. Ya kontrolsüzlük maskesine bürünmüş bilinçli bir sabotaj ya da kaynağını dışarıdan alan meşruiyete verilmiş açık çek. Böyle bir çekte yazan rakamı halkın sırtından ödemeyi planladıklarını ise söylemeye bile gerek yok...
Maalesef hayvan terli. Ödenmeyecek, ödemiyoruz!