Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

BlackRock’ın masasında demokratlar, otokratlar

Türkiye’nin bu bataklıktan çıkması için köklü bir kopuşa ihtiyacı olduğunu en başa yazacağız. Devrimin güncel tutulması tarihsel bir görev. Demokratmış, otokratmış bunları kesmek gerekir. Hele bu yapay taraflaşmada Özel’in konu mankenliğine soyunanlar, aman bizden uzak olsunlar!

Yayın Tarihi: 11.04.2026 , 21:56 Güncelleme Tarihi: 12.04.2026 , 00:01

Geçtiğimiz hafta savaşın iyice kızıştığı bir dönemde Dolmabahçe’den servis edilen görüntüler, Türkiye’nin içine sürüklendiği tabloyu emekçiler açısından tüm açıklığıyla ortaya koyuyordu. İktidarın ekonomi ve enerji yönetiminin, dünyanın en büyük varlık yönetim şirketlerinden, kan emici BlackRock’ın üst düzey yöneticileriyle aynı masaya oturması, hele ki bölgedeki gerilim bu kadar tırmanmışken, sıradan bir diplomatik temasın ötesinde anlamlar taşıyordu. İran’a karşı başlatılan savaşın Körfez’de yarattığı sonuçlar, Erdoğan’ın devreye girerek “ürkmüş sermayeyi” Türkiye’ye çekme hayallerine kapı aralamış olsa gerek. Nitekim geçtiğimiz hafta “Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi haline getireceğini” bizzat ifade etti.

Ancak ortada ciddi bir sorun var. Türkiye uzun süredir Körfez’den gelen swap, mevduat gibi sıcak para girişleri ve kısa vadeli sermaye hareketleriyle günü kurtarmaya çalışıyordu. Bu modelin sınırlarına gelindiği artık açık. Mehmet Şimşek de faiz artırımları, kemer sıkma politikaları ve ücretlerin baskılanmasıyla uluslararası sermaye çevrelerine verdiği “rasyonaliteye dönüş” mesajını inandırıcı kılmaya çalışıyor. Dolmabahçe’deki fotoğraf da bu çizginin bir devamı niteliğinde. Rota doğrudan finans kapitalin merkezine kırılmış durumda.

Peki BlackRock neyi temsil ediyor?
Bu noktada “gizli güçler” ya da “karanlık odaklar” anlatılarına başvurmaya hiç gerek yok. Gerçek zaten son derece açık ve sert. BlackRock, trilyonlarca doları yöneten, emeklilik fonlarından devlet varlıklarına kadar uzanan devasa bir finans grubu. Yatırım yaptığı ülkelerde fabrika kurmak ya da kalkınma planlarına uyum sağlamak filan gibi bir önceliği de yok takdir edersiniz. Amaç en yüksek getiriyi en kısa sürede elde etmek. Bunun yolu da çoğu zaman daha fazla özelleştirme, kamu varlıklarının değersizleştirilmesi ve enerji ile altyapı gibi stratejik alanlarda garantili kâr modellerinin yaygınlaştırılmasından geçer.

Bir şeyi kaldı mı ki memleketin satıp suyunu çıkarmadıkları? Bir kısmı zaten özelleştirilmiş enerji dağıtım ağları, yeni maden sahaları, limanlar… Hepsi “verimlilik” ve “yatırım çekme” başlığı altında bu tür fonların radarına giriyor. Halka düşen ise daha dolgun faturalar, güvencesiz çalışma ve düşük ücretler oluyor.

Zaten ne konuşmuş olacak BlackRock CEO’su Dolmabahçe’de? “Maliyetleri düşürün!” diyecek. Maliye Bakanı’nın uzmanlık alanı!

Türkiye’de artan stajyer sömürüsü, mesleki eğitim adı altında ucuz işgücü yaratılması ve kayıt dışı çalışmanın yaygınlaşması, hepsi aynı mantığın uzantısı.

İktidarın para sevdasına karşı ana muhalefetin sunduğu vizyon ise “o parayı biz daha iyi getiririz, Batı bize daha çok güvenir” sığlığını aşamıyor. Geçenlerde CHP lideri Özgür Özel’in çizdiği siyasi rota ve kurduğu uluslararası sözde taraflaşma ekseni, Türkiye’nin gerçeklerinden ne kadar kopuk olunduğunu bir kez daha gösterdi. Büyük bir stratejik okumaymış gibi sunduğu "dünya genelinde demokratlar ve otokratlar kavgası var" tezi bugünün Türkiye'sinde hiçbir geçerliliği olmayan, içi boş bir illüzyon. İktidarı salt bir "otokrasi" parantezine alıp, Batı’nın cilalı ve de eli kanlı siyasi merkezleriyle “demokrat” olarak birlikte hizalanmak her zaman olduğu gibi sömürü gerçeğini perdelemekten başka bir sonuç doğurmuyor.

Özel, bir yandan sırtını Trump karşıtı Amerikan Demokratlarına dayarken, diğer yandan Türkiye’nin paçasını bu devasa uluslararası sermayenin tasallutundan kurtarabileceğini mi zannediyor?

Ya da ana muhalefetin gerçekten böyle dertleri var mı?

Böyle dertleri olmadığından mı iktidar için bu kadar kullanışlı olabiliyor?

Mesela BlackRock gibi finans devleri Özel’in tarif ettiği cepheleşmede ne yana düşüyor?

Özel'in ileri sürdüğü gibi iyi kalpli demokratlarla kötü niyetli diktatörlerin kavgasını değil, sermaye düzeni ile bu düzende ayakta kalmaya çalışan yığınların kavgasını yaşıyoruz. Siz ekonomi politikanızı bu sömürü ağına daha fazla entegre olmak, uluslararası fonlara şirin görünmek üzerine kurduktan sonra, adınızın demokrat veya otokrat olmasının yaşam mücadelesi veren milyonlarca emekçi için hiçbir anlamı olmaz.

Türkiye’nin bu bataklıktan çıkması için köklü bir kopuşa ihtiyacı olduğunu en başa yazacağız. Devrimin güncel tutulması tarihsel bir görev. Demokratmış, otokratmış bunları kesmek gerekir. Hele bu yapay taraflaşmada Özel’in konu mankenliğine soyunanlar, aman bizden uzak olsunlar!

Berkay Kemal Önoğlu 'ın Son Yazıları