Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ayşe Şule Süzük

Ayşe Şule Süzük

Karanfil Yangını ve bir albüm

Derken, derken Eylül giderayak müjdelerle geldi. Usulcacık, alçakgönüllüce bir albüm bıraktı avuçlarıma: Sevgili Cem Yarkın’ın “Gitme Kal” adını verdiği albümü bu.

Yayın Tarihi: 28.09.2025 , 08:28 Güncelleme Tarihi: 28.09.2025 , 10:55

Telaşlı bir yaşamak uğraşısı içinde karabatak gibi bir görünüp bir kaybolan umuttan ve sevinçten başlayalım. Heybemize dolduracağımız zeytin, soğan ve ekmek kadar doğal ve kadim bir azık bu: umut ve sevinç. 

Ama Eylül ne zaman geldi de geçiyor? 

Sessizce, soluklanmadan ama gözle görünür bir ivecenlikle arkasına bakmadan, kayacak ellerimizden belli ki… Herkes gitsin, bütün ışıklar sönsün, burayı atlayalım. Burayı unutalım, burayı geçelim, hiç yaşanmamış gibi olsun şu 21. yüzyılın ilk çeyreği mesela. Ama yirmi-otuz sene de eski yüzyıldan atalım, olmaz mı? 
Olur belki…

Ege’ye gidelim. O zeytin ağacının gölgesinde kulağımıza ninni gibi gelen tatlı derenin şırıltısına kulak verelim. Herkes gitsin; bütün gökdelenler, bütün bankalar, atom bombaları, kitle imha silahları, bütün kan emiciler, bütün mezar soyguncuları, ışıltılı kostümleri ile el ele vermiş bütün canavarlar gitsin. Puf, yok olsun.
Eylül’den dileğim bu idi.

Bunların hiçbiri olmadı.

Karabasan günleri devam ediyor. Tamam. Dünyaya ve memlekete şöyle bir tepeden baktığımda karanlık bir sis perdesinin üstüne o kesif kokuyu; çürümüş, dağılmış, dökülmüş et kokusunu duyuyorum. Eğrilmiş insan iskeletleri ile aç çocuk gözleri upuzun yatıyorlar boydan boya. Alışma, diyorum kendime.  Karanlığa çok bakınca yüreğin uyuşur; gören gözün görmez olur. Nasır bağlar duyguların. Karanlığa çok bakma, kaybolursun. Gücün tükenir, yorulursun. Karanlığa çok bakma; kötürümleşir ellerin, ayakların. Yutmadan seni karanlık sen onu yut; tersyüz et, kendin gibiyi ara o karanlık kuyuda, kuyu her şeyi ve herkesi yutamıyor. Dikkatli bak, orada olmalı iyi bak… Bir adım daha, ha gayret. Gördün mü?

Derken, derken Eylül giderayak müjdelerle geldi. Usulcacık, alçakgönüllüce bir albüm bıraktı avuçlarıma: Sevgili Cem Yarkın’ın “Gitme Kal” adını verdiği albümü bu.

Neye ihtiyacımız var? 

Güzel haberlere, yüzümüzü güldüren hikâyelere, dost sesine, bir şeylerin değişebilecek olmasına yönelik umuda ihtiyacımız var. Dante, “Sen yoluna devam et, herkes ne derse desin.” der. Cem bunu yapıyor. Sabırla ve aşkla devam ediyor müziğe, vazgeçmiyor. Müziğine inceliğini, kırılganlığını ama bunlardan daha fazla yumuşacık umudunu ve inancını koyuyor. İnsana dair bir inanç bu, temelsiz değil. Temelsiz olmadığını kanıtlıyor birbirinden güçlü dizelere sahip şairler… Onlar ki bizden, onlar ki aydınlık yüzümüz, babamız, evimiz, memleketimiz. Bütünleştiriyor kollarını sanatın, bizleri toparlıyor. Cem, şiirden müzik dokuyor. Müziğe şiiri armağan ediyor. Edebiyatın insana değen, insana iyi gelen, insanı inşa eden anaçlığında bizleri yekpâre bir insanlık çınarının dallarında buluşturuyor. 

Az şey mi? Değil. 

Güzel bir roman okuduğumda, güzel bir şiirden dizeler aklıma geldiğinde, ansızın bir şarkı dilime dolanıp da günümü aydınlattığında neşeleniyor ve güçleniyorum. Hepimiz böyle değil miyiz? O zaman sanata, iyi sanata ihtiyacımız var. Çünkü o iyi sanatta insanlığın geçmişi, bugünü ve geleceğiyle harmanlanmış verimli ve ışıklı bir yol var. Üstelik Eric Hobsbawn “Sözcükler çoğu kez belgelerden daha canlı tanıklardır” dediğinden ve “kılıcın yarası bir, kalemin yarası bin” olduğundan koca şairlerimizin sesi müzik olmuş “Gitme Kal”dan atlayıp bizi tutuyor, sarıyor, kucaklıyor. 

Şairler gülümsüyor. Sevgili Mehmet Barış’tan “Gitme Kal”, “10 Eylül”, “Karanfil Yangını”; Hasan Hüseyin Korkmazgil’den “Güzel Günler” ve “Bıçak Kemikte”; Nâzım Hikmet’ten “Kelam”; Melih Cevdet’ten “Barış Olsun Da Gör”; “Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan “Çocuklar Korkunç”; Harun Güzeloğlu’ndan “Yağmur” ve Gabriela Mistral’den “Değilim Bir Başıma” şiirlerinden oluşuyor albüm.

Yüzü gülüyor eylülün. Değer bilmek, unutmamak, kıymet bilmek, umut dokumak, yumuşakça dövüşmeye çağırmak, elini uzatmak… Cem’in bestelerinden şairlerin güçlü dizelerinden yaşamımıza, bugünümüze sızıyor, yağmur sonrası kokusu gibi içimi dolduruyor müzik… Tazelenmişim gibi geliyor. Ay parlıyor, kuş ötüyor, çocuklar oynuyor…  Cem ise bestelerine dair şöyle diyor: “Şarkının diğer sanat eserlerinden farklı bir gücü var. Bir romanı belki bir kez okursunuz, bir filmi birkaç kez izlersiniz ama bir şarkıyı defalarca dinleyebilirsiniz. Dolayısıyla şarkılar tekrarlandıkça büyüyen bir çağrıya dönüşür. Bir şarkı bir anda insanları ortak bir paydada buluşturabilir. Melodiler halkın belleğini diri tutan, mücadele anlarında ortak bir nefese dönüşen bir güç taşır,” Ne yaptığını biliyor, usta işi biricik bir sanat parçası, bir albüm var elimizde. Devam ediyor Cem, “Gitme Kal”ı, bu ülkenin en güzel kelimelerini, en cesur seslerini ve en kırılgan anılarını bir araya getirmek için yaptım. Şairlerin kaleminden süzülen hakikatleri notalara dökerken hem geçmişin direnişini hem bugünün umudunu duyacaksınız. Bu albüm, yalnızca dinlenmek için değil hissetmek ve hatırlamak için var.”

Söylediği gibi hatırlanacak ve hissedilecek belli ki, karanfil bize geçiyor. 

Sevgili Metin Tapkı ise perdenin arkasındaki adam. Düzenleme, mix ve mastering, Metin Tapkı tarafından yapılmış. Canlı kayıtlar Cem’in ev stüdyosunda gerçekleşmiş. Akustik gitarlar yine Cem tarafından çalınmış. Şarkı icraları AI teknolojileriyle Metin Tapkı tarafından oluşturulmuş. AI yani yapay zekâ pek başarılı. Korkirem… Bu yapay zekâ parmağı çok su kaldırır. Müzisyenler bunu konuşsun. Şaka bir yana dinleyin “Gitme Kal”ı, seveceksiniz, çok seveceksiniz. 

Sevgili Mehmet Barış’ın güzelim dizeleriyle bitirelim. Karanfil Yangını ile…

"İvecen bir kardelen
dışı çiğdem içi fıstık yeşili
bir soruyu içliyor;
Gölgesinde dinlenir mi bir çınar,
söyleyin hangi çiçek kendine kokar?
Nisan’ın muştusuna şaşırdınız mı? 
O bir karanfil yangınıdır
Elden ele, dilden dile kardeşler
iletin! Çoğalsın karanfiller!

Ne demişti Şiirin Mor Külhani Abisi?
“Aşk örgütlenmektir, bir düşünün abiler”

Ayşe Şule Süzük 'ın Son Yazıları