Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Öğrenmenin üçlü sırrı

Amerikalı sosyolog Wright Mills, öğrenmenin, bilgiyi içselleştirmenin üç temel sürecinden söz eder: Okumak – Düşünmek – Yazmak. Bu üçlü süreç, öğrenmeyi daha kalıcı hale getirdiği gibi süreçlerin birinin eksikliği de konuya ilişkin unutkanlığa yol açabiliyor…

Yayın Tarihi: 29.11.2025 , 23:21 Güncelleme Tarihi: 30.11.2025 , 00:01

Günümüzde birçok kitap okuyoruz ya da bilgi ediniyoruz, peki bu bilgilerin daha kalıcı olması için ne yapmamız gerekir? Diğer bir deyişle öğrendiğimiz bilgileri içselleştirebilmek için nasıl bir yöntem izlemeliyiz?

Amerikalı sosyolog Wright Mills’in "Toplumbilimsel Düşün" (Çeviren: Ünsal Oskay, Kültür Bakanlığı Yayını, 1979) isimli kitabında bu konuya ilişkin önemli bilgiler var. Wright Mills’in söz ettiği üçlü süreç şöyle: Okumak – düşünmek - yazmak.

Önce yazarımız hakkında kısa bir bilgi verelim: Wright Mills (1916 -1962), akademik kariyer de yaparak 1946'dan 1962'deki ölümüne kadar Columbia Üniversitesi'nde sosyoloji profesörü olarak yaşamını sürdürdü.

Mills’in “Toplumbilimsel Düşün” dışında Türkçeye çevrilmiş kitapları şunlardır: Marksistler (Ağaoğlu Yayınevi, 1966), Dinle Yankee (Ant yayınları, 1969), İktidar Seçkinleri (Bilgi Yayınları, 1974).

Üçlü süreç

Şimdi Wright Mills’in öğrenme süreciyle ilgili yöntemine gelelim. Öncelikle bir konu üzerinde çalışmaya başladığımız zaman ya da bir kitabı okurken not almak, okuduktan sonra üzerinde düşünmek ve ardından da kendi sözcüklerimizle kitabı özetlemek, kendi yorumumuza göre yazıya döküp değerlendirmek.

Bu üçlü süreçle okuduğumuz kitabı daha iyi özümseyip içselleştirebiliriz. Özellikle yazmak eylemi, düşünceleri daha kalıcı hale getiriyor. Evet, biraz zahmetli ama okuduğumuz konuyu iyice hazmedebilmek açısından gerekli oluyor.

Zaten bizim üstat “sakallı” da (Karl Marx) diyor ki; “Okuduğum her kitaptan özet çıkarma alışkanlığı edindim”. Marx’ın bu görüşünü aktaran Francis Wheen, “Karl Marx” isimli kitabında, filozof için “bu asla terk etmeyeceği bir alışkanlıktı” saptamasını yapıyor.

Sosyoloji profesörü Mills, bu üçlü sürecin birbirini takip etmesini, aksi halde bilginin yeterince içselleştirilemeyeceğini, özellikle yazma sürecinin ardından yeni düşüncelerin ve yeni okuma ihtiyaçlarının ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Bu süreçlerdeki eksiklik, konuya ilişkin unutkanlığa da yol açabiliyor.

Düşün ustalığı

Şimdi de Prof. Dr. Mills’in “düşün ustalığı” dediği konu üzerinde biraz duralım. Mills, aslında “düşün ustalığı” derken öğrenmeye, entelektüel faaliyete bir bütün olarak bakıyor ve bu anlamda çalışma ve yaşam biçiminin birbiriyle uyumlu olması gerektiğini ifade ediyor.

Bugünkü yaşamımız, geçmişimizden etkilenerek biçimleniyor, gelecek yaşamımız da büyük ölçüde bugünkü yaptıklarımızla belirlenebilecektir. Bu prensibe sadık kalmamızı öğütleyen Mills, not tutmanın önemine değiniyor.

Günlük not tutmak, gerek okuduklarımızdan, gerekse günlük yaşamımızda gördüklerimizden, sokaktaki konuşmalardan hatta rüyalarımızdaki düşüncelerimizi bile not etmenin yararlı olacağını söylüyor.

Yazmanın önemi

Not tutmak, yazma alışkanlığı da sağlıyor, örneğin her hafta bir şeyler yazdıkça elimiz işlerlik kazanıyor, kafamız da canlılığını koruyor. Bu arada çevremizdeki insanlarla da fikir alışverişinde bulunmak, daha sonra bunları kağıda dökmek de önemli bir çalışma yöntemi.

Okuduklarımızı, söylenenleri, sistematik bir şekilde kendi sözcüklerimizle ifade etmek, yeni savlar ortaya koyabilmek öğrenme sürecinin yararlı aşamalarıdır. Tabii bunları yazarken açık ve basit bir dille sunmak da, daha sonra okuyan açısından sağlıklı bir algılama süreci yaratacaktır.

Profesör Mills, diyor ki, “Yazmak, aynı zamanda kişiye kendisini okunmaya değer biri olarak görebilme olanağı da verebilecek ciddi bir edim olmalıdır”. Yazma süreci, keza insanda yeni düşüncelerin, fikirlerin oluşmasına da katkı sağlayacaktır.

Yaşamın anlamı

İnsan yaşamındaki tüm öğrenme süreci, aslında yaşama bir anlam kazandırmak, kendi geleceğimizi bir ölçüde görebilmek, içinde yaşadığımız toplumsal ve tarihsel koşulların farkına varabilmek ve gerektiğinde daha iyi bir yaşam ve dünya için çaba harcamayı da içermektedir.

Wright Mills, okuma, düşünme, yazma sürecini, öğrenmeyi, daha geniş tanımıyla hayatın anlamına vakıf olmayı şu cümlelerle özetliyor:

“Bireyler, kendi yaşam çevrelerinde ilişki kurmak durumunda bulundukları çeşitli küçük küçük toplumsal ortamlarda da, çoğu kez yapısal değişimlerin yol açtığı sorunlarla karşılaşırlar. Bu nedenle kişisel ortamlardaki değişimleri anlamak için de, bunların ardındaki toplum yapısındaki değişimlere bakmamız gerekir.”

Özetle kişisel sorunlarımızın arkasında yatan toplumsal nedenlerin farkına varabilirsek kendi kişisel yaşamımızda da daha sağlıklı bir yol çizebiliriz. Bunun için de hem kişisel, hem toplumsal olayları algılamamızda bir dünya görüşüne, tutarlı bir yönteme sahip olmak, bu anlamda sağlıklı bir öğrenme süreci yaşamak ve onun için çaba harcamak önemli gözüküyor…

Atilla Özsever 'ın Son Yazıları