Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Burjuvazinin ‘faşizm’ kartı

Klasik faşizm, 1929 ekonomik buhranı sonrasında yükseliş kaydettiği gibi bugünün dünyasında da kapitalizmin krize girmesiyle birlikte neofaşist bir dalga çıkış halinde. Burjuvazi her zaman “faşizm” kartını yedekte tutar. Tarihten de ders alarak günümüzde antifaşist mücadele nasıl yürütülmelidir?

Yayın Tarihi: 25.01.2026 , 23:59 Güncelleme Tarihi: 26.01.2026 , 00:00

Dünyanın birçok yerinde faşist hareketlerin yükselişte olduğu dikkati çekiyor. ABD (Trump) başta olmak üzere İtalya’da (Meloni), Macaristan’da (Orban), Arjantin’de (Milei), İsrail’de (Netanyahu), Hindistan’da (Modi) faşizan lider ve partiler iktidarda bulunuyor.

Öte yandan Fransa’da aşırı sağcı, faşizan Marine Le Pen’nin partisi RN (Ulusal Birlik) 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde en yüksek oyu aldı, son ulusal seçimlerde de birinci parti olmamakla birlikte ikinci sıraya yerleşti.

Yine Almanya’nın aşırı sağcı faşist partisi AfD (Almanya İçin Alternatif), ikinci parti konumunu koruyor. Avusturya’da ise aşırı sağcı, faşist nitelikteki yabancı düşmanı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ), son seçimlerde en fazla oyu alan parti konumundadır. Ancak FPÖ, merkez partilerin koalisyonu sonucu hükümet dışında kaldı.

İsveç’te aşırı sağcı İsveç Demokratları Partisi, ikinci parti ve koalisyon ortağı olmayıp hükümete dışarıdan destek veriyor. Hollanda, Portekiz, Norveç gibi ülkelerde de aşırı sağcı faşizan partiler hükümetlerde yer almamakla birlikte genelde ikinci parti konumunda bulunuyorlar.

Neofaşist dalga

Görüldüğü gibi dünyada aşırı sağcı, neo (yeni) faşist bir dalga yükseliş halindedir. 1920’lerin, 1930’ların Avrupa’sında yükselen bir sosyalist hareket, bir işçi sınıfı mücadelesi söz konusuydu. Bu anlamda burjuvazi için bir “komünizm tehlikesi” mevcuttu. O dönem Avrupa’daki tekelci sermaye, bu gelişmeyi durdurmak için “faşizm” kartını ileri sürdü.

Kuşkusuz yine o dönemde ağır bir ekonomik bunalım (1929 Bunalımı) vardı. Sermaye sınıfı, bunu aşmak için de faşist hareketlere bel bağladı ve iktidara gelmesine destek verdi.

Günümüzde ise klasik faşist dönemde olduğu gibi bir “komünizm tehlikesi” yok ancak kapitalist sistem yine krizde ve ülkelerde yoksullaşma artıyor. Özellikle 2008 krizi sonrasında ekonomide derinleşen bir durgunluk ve işsizlik dikkat çekicidir.  

Keza mevcut burjuva iktidarlarının toplumları yönetme kabiliyetinin azalması ve göçmen sorunu, egemen sınıfların yine faşist hareketlerle bağ kurmasını önceliyor. Bu çerçevede emekçiler ve sosyalistler açısından faşist tehlike gündemdedir. ABD’de Trump’ın tavır ve uygulamaları, emperyalizmle faşizmin birlikteliğini ortaya koyuyor.

Militarizm ve faşizm

Günümüzdeki faşist zihniyet, teknolojik ve kültürel unsurları kullanarak ırkçılık, göçmen karşıtlığı, kadın düşmanlığı gibi temalara başvuruyor ve dijital tekelci sermaye bu süreci ve militarizmi destekliyor.

Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde savunma harcamaları artıyor, hükümetler militarist bir anlayışı körüklüyor. Egemen sınıflar, ekonomik krizi militarist söylemlerle güvenlik endişesini öne sürerek aşmaya çalışıyorlar.

Burjuvazi, bir yandan emekçi sınıfları bölmeye çalışıp direnişlerini engellemek isterken diğer yandan da her kriz döneminde olduğu gibi faşist hareketlerle ittifaka yöneliyor.

Sonuç itibariyle burjuvazinin en sömürücü ve saldırgan kesimi olan tekelci sermaye, hegemonyasını sürdürebilmek için faşist hareketlere başvuruyor. Başka bir deyişle burjuvazi, her zaman yedekte tuttuğu “faşizm kartını” yeniden “cepheye” sürüyor.

Antifaşist mücadele

Bu koşullarda faşizmle nasıl mücadele edilecektir? Faşizmi doğuran koşullar kapitalizmin krizi bağlamında ortaya çıktığına göre, sosyalistlerin, komünistlerin mücadelesi kapitalizmi de hedef alan bir mücadele olmasını gerekli kılıyor.

Yoksa sadece faşist güçlerin, partilerin seçim yoluyla yenilmesi, geçici olarak geri çekilmelerine yol açar. Nitekim ABD’de sol ve ilerici güçler, kapitalist düzene yönelik bir mücadele de sürdürmedikleri için Trump ikinci kez iktidara geldi.

O nedenle faşizme karşı mücadelede, demokratik güç birliğinin yanı sıra bazı temel konularda neoliberalizmi aşan emeği ve kamusal çıkarı merkeze alan bir ekonomik yönelime gitmek zorunlu hale geliyor (Bakınız: Prabhat Patnaik’in “Modern dünyanın eski karanlığı: Faşizm adlı yazısı, 20 Ekim 2025, Birgün).

Nasıl yapılmalı?

Türkiye’de siyasal İslamcı faşizan rejimin değiştirilmesi yönündeki mücadele kuşkusuz önceliklidir. Burada sol, sosyalist örgütlerin işçi sınıfı dahil tüm emekçi kesimi harekete geçirebilecek birleşik bir mücadeleye, demokratik bir güç birliğine ihtiyaç vardır.

1920’lerin İtalya’sında, 1930’ların Almanya’sında olduğu gibi antifaşist mücadeleyi zayıflatacak tarzda solun birbirini suçlayan davranışlardan kaçınmak gerekiyor.

Ülkemizde sol kesimin farklılıklarını değil ortak noktalarını öne çıkarıp emek kesimi temelinde –ki toplumun yüzde 70’ini oluşturur– antiemperyalizm, laiklik ve demokrasi temalarını da ön plana alarak bir mücadele sürdürmesi gerekli gözüküyor.

Bu mücadele sürecinde emekçi sınıfların ve toplumun tüm yoksul kesimlerinin somut sorunlarını dikkate alan, çözüm öneren ve önceleyen bir yaklaşım da önemlidir. Keza son tahlilde sosyalistlerin, komünistlerin iktidara gelebilecek politik süreçleri ve araçları oluşturmaları da gerekiyor.

Türkiye, yol ayrımında

Faşizme karşı mücadele ve nihayetinde burjuvazinin iktidarına son verilmesi için işçi sınıfının öncü unsurlarının örgütlenmesi önem kazanıyor. Bu bağlamda militan işyeri temsilcileri, mücadeleci sendika şube yönetimleri örgütlenmede önemli unsurlardır.

Keza beyaz yakalı diye nitelenen “yeni proletaryanın” da özelliklerine uygun örgütlenme modellerini geliştirmek gerekiyor. Bu mücadele süreçlerinde yeni teknolojinin olanaklarından yararlanılması da hesaba katılmalıdır.

Ülkemiz ciddi bir yol ayrımındadır: Ya bu mevcut iktidar, faşizmi tüm kurum ve kurallarıyla yaşama geçirecek şekilde inşa edecek ya da tüm demokrasi ve emek güçleri bu faşist yönetim ve anlayıştan mücadele ederek kurtulacaktır. İkinci seçeneği başarmak, görevimizdir… 

Atilla Özsever 'ın Son Yazıları