Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Alpaslan Savaş

Alpaslan Savaş

Ekim Devrimi yazısı

En umutsuz anda bile işçi sınıfına güvenmek ve onun iktidarından başka hedefi olmayan bir partinin devrime hazırlığını kesintisiz sürdürmek… Buna tarih öğretmenin, Ekim Devrimi dersi de diyebilirsiniz.

Yayın Tarihi: 05.11.2025 , 22:50 Güncelleme Tarihi: 06.11.2025 , 00:00

1917 yılının Şubat ayında patladı devrim. Çara bağlılığıyla nam salmış Volinsky İmparatorluk Muhafız Birliği halka doğrultmaları için emir verilen silahları bırakınca olanlar oldu.

Şaşırtıcıydı ama beklenmedik değildi. Askerler kendi ülkelerinin burjuvaları için savaşmaktan, işçiler ordular için kölelik koşullarında çalışmaktan yorulmuştu. Açlık ve yoksulluk had safhadaydı. İşçi direnişleri, asker ailelerinin eylemleri, boykotlar gözleniyordu. Öte taraftan Çarlık rejimi iyice saldırganlaşmış fakat aynı zamanda zayıflamıştı. Yani çok alametler belirmişti.

Bir de devrimin Bolşevik partisi ve işçi sınıfı vardı. Onlar da şaşırtıcıydı.

Lenin’in önderliğindeki Bolşevik Parti’nin Şubat devriminin patlak vermesinde diğer pek çok örgüt gibi özel bir rolü yoktu. Sürgündeki lideri Petrograd’a henüz dönmüş Bolşevik örgüt, yüz milyonluk İmparatorlukta birkaç on bin kişi bile değildi. Bolşevikler bundan on ay sonra işçi sınıfını temsil edecek noktaya gelip iktidarı aldı. Bu sonuç kelimenin tam anlamıyla şaşırtıcıdır.

Ama daha çok hayranlık uyandırıcıdır. İki nedenle. Birincisi, Bolşevikler varlık nedenini devrime bağlamıştı. Daha 1902’de buna gölge düşürecek, bir başka deyişle kendileri için iktidar alternatifi olmayacak her şeyden koptular. O tarihten beri, onlardan biliyoruz, devrimin güncelliği devrime hazırlıktır. İkincisi, Şubat-Ekim arasındaki siyasi hızdır. 1914’te başlayan savaş işçi sınıfının savaşı değildi. Bu nedenle emperyalist savaşı iç savaşa dönüştürmeli, gelişen devrimde kritik rol oynayacak işçi sınıfı, devrim ilerlerken adım adım pek çok fabrikada ve işletmede kontrolü eline almalıydı. Yani Bolşeviklerin mevcut kriz anında sermaye sınıfını hareketsiz bırakmak için bir planları vardı. Kararlılıkla ve hızla uyguladılar. Şubat devriminde ortaya çıkan geçici hükümet ile işçi-asker Sovyetleri ikiliğinde, bu planın bir parçası olarak Bolşeviklerin yaptığı ‘bütün iktidar Sovyetlere’ çağrısı, bu kararlılığın ve hızın sonucudur.

Avrupa’daki sınıf kardeşlerine göre daha örgütsüz ve daha geri olan Rus işçi sınıfından, emperyalist hesaplara sağlam bir darbe indirip yüzyıla damga vuracak bir işçi devleti ortaya çıkarması pek de beklenmiyordu. Bu nedenle Ekim Devrimi’nin işçi sınıfı da şaşırtıcı ve bir o kadar hayranlık uyandırıcıdır.  

Şubat devrimi patlak verdiğinde, devrimin başkenti olan Petrograd’ta sanayi işletmeleri sahipleri ve yöneticilerinin pek çoğu kaçtı ya da fabrikadaki işçiler tarafından kovuldu. İşçiler üretimi müdürler, mühendisler, kimi durumda ustabaşılar olmadan sürdürmek ya da aç kalmak seçenekleriyle karşı karşıya kaldılar. Fabrikadaki bölüm ve atölyelerden temsilciler belirleyip komiteler kurdular, sonra da fabrikaları bu komitelerle yönetmeye başladılar. Başlangıçta zor oldu. Teknik bilgi ve deneyimsizlik büyük problemler çıkardı. Ama cüretleri çarpıcıydı:

“Hatırlayın, patron bir teknik uzman değildi, mühendislik, kimya ya da muhasebe bilmiyordu. Tek yaptığı şey sahip olmaktı. Teknik yardım ihtiyaç olduğunda, bunu onun için yapacak kişileri işe aldı. Şimdi patron biziz. O halde mühendisleri, muhasebecileri ve diğerlerini biz işe alalım ve onlar biz işçiler için çalışsınlar!”1

O fabrikaların birinde komite toplantısı sırasında işçilerden birinin ayağa fırlayarak söylediği sözlerdi bunlar.

Kömürleri tükendiğinde, Baltık filosunun deposundaki binlerce ton kömürü Petrograd’daki fabrikalara denizciler komitesi teslim etti. Trenlerle ulaşım aksadığında, demiryolu işçileri komitesi yüklerin taşınması için devreye girdi. Çarın adamları ya da patronlar, işleri bozmak için kendi adamlarını fabrikaya sokmaya kalktığında işçi alma ve çıkarma işlerini komiteler üstlendi. Farklı fabrikalardaki komiteler ilişkiye geçerek birbirlerinin ihtiyaçlarını karşıladı. Yan yana geldiler, kendilerini temsil eden işçi delegelerini seçtiler, adına ‘Sovyet’ dedikleri taban örgütlenmesini yarattılar. Bu seferki, 1905 genel grevinde ortaya çıkardıkları ama sonra sönümlenen komitelerden daha ileri oldu. Onlara askerler katıldı, peşlerinden köylüler. Ekim ayında bütün iktidarın eline geçtiği Sovyetler işte bunlardan, yani sıradan işçiler, köylüler ve her ikisinden askerlerden oluşuyordu.

Şubat öncesinin ‘zayıf’ olarak nitelenen işçi sınıfı gücünü o on ayda hayranlık uyandıracak ölçüde gösterdi.

İktidarı alan işçi sınıfı bir yıl geçmeden ilk Anayasasını yaptı. Üstelik sömürücülerine hiç taviz vermeden. Rusya topraklarını “İşçi, Asker ve Köylü Vekilleri Sovyetleri’nin Cumhuriyeti” olarak ilan ettiler. Ülkelerini devrim coğrafyasındaki tüm ulusların özgür birliği olarak tanımladılar. Kurdukları iktidarın temel görevinin insanın insanı sömürmesinin sona erdirilmesi olduğunu ilk Anayasalarına yazdılar. Bu amaçla tüm topraklarına, yer altı ve yer üstü kaynaklarına, fabrikalarına, maden ve demiryollarına, yani tüm üretim ve ulaşım araçlarına işçi sınıfı adına el koydular. Kısaca, daha işin başında, her şeyi emeğin olduğunu ilan ettiler.

En umutsuz anda bile işçi sınıfına güvenmek ve onun iktidarından başka hedefi olmayan bir partinin devrime hazırlığını kesintisiz sürdürmek… Buna tarih öğretmenin, Ekim Devrimi dersi de diyebilirsiniz.

Ekim Devrimi 108 yıldır büyük insanlığın kutup yıldızıdır. Belki şu anda bu yıldız parlamıyor fakat ortaya çıkardığı deneyim tüm insanlık adına en ileri evrensel değerleri temsil etmeye devam ediyor.

Daha iyisini henüz yapamadık. Daha iyisini mutlaka yapacağız.

  • 1

    “Sovyetler İşbaşında” John Reed, Ekim 1918 (Ekim Devriminin romanı Dünyayı Sarsan On Gün’ün yazarı John Reed bu makeleyi, editörlüğünü Max Eastman’ın yaptığı ve ABD’de bolşevizme destek sağlama çabalarına öncülük eden The Liberator isimli aylık dergide yayınladı.

Alpaslan Savaş 'ın Son Yazıları