Who shot Bedrettin Cömert?

13/02/2010 Cumartesi
Who shot Bedrettin Cömert?

Mehmet Ali Ağca’nın hapishaneden çıkış tarihi, öldürdüğü gazeteci Abdi İpekçi ve başka bir faşist katilin kurbanı Hrant Dink’in ölüm yıldönümleri ile neredeyse çakışınca, medyada Ağca’nın ilk günlerdeki kahramanlık görüntülerinin yerini İpekçi ve Dink aileleri ile aynı acıyı yaşamakta olan ailelerin hesap soran görüntüleri aldı.

İzleyenlerin kolay kolay unutamayacağı bir görüntü ise bir TV programında Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi’nin babasının kurşunlardan delik deşik olmuş kanlı gömleğine sarılarak hesap sorduğu görüntüydü. Bu görüntü hiç görmediğimiz kurşunlarla delinmiş başka bir kanlı gömleği hatırlattı: Bedrettin hocanın gömleğini!

Sanat Cephesi dergisinin Nisan 2007 tarihli 14. Sayısında “Bedrettin Cömert’i Kim Öldürdü?” isminde “tek perdelik bir polisiye oyun”um yayınlanmıştı. İnternette bir yerlere de bu yazının İngilizce başlığını koymuştum.

Yaklaşık bir yıl sonra Bedrettin hocanın İtalya’da yaşayan küçük oğlu Kemal bu başlığı görüp benimle iletişime geçti. Babasını kimlerin neden öldürdüğünün yanıtını bu oyunda bulabileceğini düşünmüştü.

Bedrettin hoca öldürüldüğünde Kemal’le aynı yaşlarda iki küçük çocukmuşuz. Cinayetin ardından hocanın eşi Maria, çocuklarını kendi memleketi İtalya’ya götürmüş.

Kemal’le katiller ve cinayetin nedenleri üzerine uzun uzun İngilizce yazıştık, uzun yıllar birbirinden ayrı kalmış iki kardeş gibi.

soL portal editörlerinin ve okuyucuların anlayışına sığınarak bu hafta bu köşede “İzmir’in Sesi” yerine Ankara’da geçen bu “oyun”dan bazı sahneleri paylaşmak istiyorum.

SAHNE IV

Rüzgar bir masada unutulmuş derginin sayfalarını çevirirken, derginin içindeki Hamlet oyunundan yapılmış alıntılar canlanıp konuşmaya başlar.

hamlet:

düşünüyorum da, adı ne olursa olsun,

ister hayvanlara özgü bir unutkanlık,

ister, sonuç üzerinde kılı kırk yararcasına

durmaktan ileri gelen

ödlekçe bir kuruntu- öyle bir duygu ki,

dörde bölünse, bir parçası bilgelik,

öteki üçü korkaklık olurdu

…gerçekten büyük kişi

büyük gerekçe olmadan harekete geçmez

ama şeref söz konusuysa

bir saman çöpünde bile

çatışma nedeni bulma büyüklüğünü gösterir…

rosencrants:

bana sünger mi diyorsunuz lordum?

hamlet:

evet bayım kralın lütuflarını, ödüllerini,

yetkilerini çeken bir sünger. Bu gibi adamlar

krala en iyi hizmeti yaparlar sonunda.

maymunun fındığa yaptığı gibi, o da bu adamları

önce ağzının bir köşesinde tutar, sonra ortaya

alır, sonra da yutuverir. Senden istediği şeyleri

topladığın zaman, seni şöyle bir sıkıverecek ve

ey sünger, kupkuru kalacaksın yine.

rosencrants:

ne demek istediğinizi anlayamadım lordum.

hamlet:

buna sevindim. keskin sözler aptal kulaklarda

uykuya yatar.

SAHNE VI

“30 Mart 1979'da Avrupa Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu'nun eski başkanı Lokman Kondakçı, İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'e Bedrettin Cömert olayında emri, dönemin ÜGD Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun verdiğini, onun üzerinde de Ramiz Ongun'un yer aldığını" söyledi. Yaklaşık aynı tarihlerde Cömert cinayeti’ni araştıran Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi, cinayetin azmettiricisi sıfatıyla Abdullah Çatlı hakkında tutuklama kararı çıkardı.

SAHNE VIII

Kokteyl partisi. 2000’li yıllarda lüks bir otel terasında bir yaz gecesi. Bedrettin Cömert’in eski çalışma arkadaşları bu kokteylde teadüfen bir araya gelmişlerdir.

Ertuğrul Özkök artık Hürriyet Gazetesi genel yayın yönetmeni olmuş, Emre Kongar da Sakıp Sabancı ile aynı masada karşılıklı kahkahalar atıp neşeli saatler geçirdiği TV programlarına katılacak kadar yükselmiştir. Hacettepede ki 1., 2., 3 ve n. profesöler de koltuklarını iyice sağlama almışlardır.

4. öğrenci:

Bedrettin Cömert’i kim öldürdü?

Koro:

Ne demek istediğinizi anlayamadık, lordum.

-SON-

ÖNCEKİ YAZILARI