Şeytan Çarpması ve Şeytan Taşlama olarak 1 Mayıs

04/05/2013 Cumartesi
Şeytan Çarpması ve Şeytan Taşlama olarak 1 Mayıs

12 Eylül faşizminin bir lisede nasıl tezahür edebileceğinin iyi bir örneğiydi bizim lise: 60. Yıııııl an-a-do-lu liiiiiiseeeesiiiiii. Lisenin marşı böyle okunuyordu. 80’lerin henüz başlarıydı.

Bir öğrenci kafası duvarlara çarpa çarpa hastanelik edilmişti. Suçu neydi hatırlamıyorum.

Ama heavy metal müzikle tanıştığımız dönemin en önemli hadisesi okulun duvarına sprey boya ile W.A.S.P. yazılmasıydı.

Suçlu bulunmalıydı!

Ne Deep Purple ne de Uriah Heep, ne Moğollar ne de Cem Karaca’yı duymuşluğumuz vardı.

Sık sık derslere baskın yapılarak çantalar aranırdı. Benim çantamdan Pink Floyd’un ‘The Wall’ albümü çıkmıştı. Kapaktaki kıç resmine ters ters baktığını hatırlıyorum müdür yardımcısının ve korktuğumu.

Öğrenci alınırdı sınıflardan... Öyle devrimci olanlar falan değil... Bu kelimenin ne anlama geldiğini aramızda bilen var mıydı bundan bile emin değilim. Yaramazlık yapanlar... Yalvarırdı müdür yardımcısı bir öğrenci ismi alabilmek için dersin hocasından. Dayanamaz öterdi bir hoca.... Acaba benim ismimi mi verecek diye dehşet içinde beklediğimiz anlar....Dışarı çıkartılan öğrencinin çığlıklarını dinlerdik, hiç bir derste olmadığı kadar büyük bir sessizlik içinde. Tokatlar... Tekmeler... Tokatlar... Kemikler...Yumruklar...Duvarlar.... Tanıktırlar....

Beden eğitimi dersinin faşist hocası top oynamak için okulun bahçesine giren köy çocuğunu bir güzel dövmüştü, derste boy sırasına giren bizlerin gözleri önünde.

Oysa hocamız daha önce uyarmıştı köyün çocuklarını, bahçeye girmeyin kafanıza top gelir diye!

Bu sene ki Taksim yasaklamasının gerekçesi de böyle bir şeydi çukurlar var, çukura düşüp kimse yaralanmasın!

Çukura düşüp yaralanan tek bir kişiye dair bir haber duymadık ama gaz bombaları, coplar, tekmeler, kemikler, yumruklar, duvarlar, sokaklar tanıktırlar mutlaka...

Çukurdan vatandaşları korumanın bedeli en az iki koma!

Faşizmin şiddeti şeytan çarpması...

***

İzmir’inki yine bildiğiniz 1 Mayıs.

Alana giren şeytan taşlayıp çıkar.

Kalabalık kitleler var, coşku var, öfke var, şenlik var, gençlik var, helva yok!

Kortejin henüz yarısı bile girmeden tören başlar.

Bütün bir sene piyasadan kafasını çıkartmayan müzik grupları devrimci sahnelerini alır.
Alana giren şeytan taşlayıp çıkar.

Doldur boşalt!

İzmir’inki yine bildiğiniz 1 Mayıs.

Sanki Ankara Nazım Kültür Hikmet Merkezi’ne çıkan sokağın üstündeki İzmir Apartmanı gibi.

Görünce insanın burnunun direği sızlar. İzmir gibi ama İzmir’de değil.

Cumhuriyet meydanı’ndaki kızıl bayraklar, Kadıköy gibi ama Kadıköy’de değil.

Ama helvanın kokusu var, İzmir’de de, Dersim’de de, Antakya’da da, duyanın burnunun direği sızlar.

Düzeltme: Geçen ayki yazıda Nevzat Evrim Önal’ın ‘Bulut Atlas’ filmine dair soL gazetesinde olumlu bir eleştirisi çıktığını yazmıştım. Nevzat hoca çok hoş bir uyarıda bulundu: ‘Tom Hanks’in oynadığı bir filme dair olumlu bir şey yazmam mümkün değil.’ dedi. Bu hata için okuyucudan ve kendisinden özür dilerim.

ÖNCEKİ YAZILARI