İzmir’in Sesinin Muhasebesi

03/10/2009 Cumartesi
İzmir’in Sesinin Muhasebesi

KENTİN SESİ - İZMİR Yazıları

Geçen hafta Alsancak’taki yeni binasında faaliyet göstermeye başlayan İzmir Nazım Kültürevi’nin (NKE) adresini tarif etmeye çalıştığım yazının altında yayınlanan bir yorum/eleştiri üzerine yazmak istiyorum [1].

İzmir ya da genel olarak bir kent ve daha bir çok önemli bulduğum konu üzerine yeniden düşünmemi sağladığı ve böylece bu köşenin bir muhasebesini yapmama vesile olduğu için eleştirisini ileten okura teşekkür ederek başlamalıyım.

Başlangıçta İzmir NKE’yi tarif etme tarzına yönelik gibi görünen eleştiri aslında genel olarak bu köşedeki yazıları hedef alıyordu.

Eleştirinin bir boyutu hep Gültepe, Bayraklı, Alpaslan, Çiğli gibi yoksulların değil de yazarın ikamet ettiği varsayılan Karşıyaka, Güzelyalı, Bostanlı, Kordon, Hatay gibi zenginlerin yaşadığı semtlerin anlatıldığını ima ediyordu. Eleştirinin diğer boyutu da bu mekanların üstelik panayır yeri gibi anlatıldığını söylüyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse bu iki eleştiride de bir parça doğruluk payı var.

35-35.5 ayrımı
Bu vesileyle dönüp 7 aydır bu köşede yayınlanan yazıları istatiksel olarak tekrar gözden geçirmeye çalıştım. Doğru, İzmir’i bir panayır yeri gibi anlattığım yazılar çoğunlukta.

Ayrıca Kordon ve Hatay da bu köşede en sık yer verilen ve yazarın en sık ziyaret ettiği semtler.

Evet ne yazık ki şimdiye kadar Bayraklı, Alpaslan, Çiğli’ye yer verilmediği de doğru ama yine ne yazık ki Karşıyaka, Güzelyalı, Bostanlı semtlerine de yer verilmemiş. Diğer yandan Gültepe, Basmane, Konak, Eskiizmir, Buca, Kadifekale ve Balçova semtlerinden sözedilmiş.

Sonuç olarak bu eleştirilerin içerdiği bir parça da olsa doğruluk payının üzerini çizen şey ise eleştirideki siz-biz ayırımıdır. Zengin semtlerde yaşayanlarla yoksul semtlerde yaşayanlar arasındaki ayrım.

Çiğli Bostanlı’nın hemen arkasıdır. Çiğli’de ya da İzmir’in en eski ve güzel semtlerinden birisi olan Bayraklı’da hiç mi zengin yoktur? Güzelyalı’nın hemen bir iki sokak üstünde yoksulluk hiç mi kol gezmez? Karşıyaka caddelerini her gün para babaları mı doldurmaktadır?

Kordon boyunca banklarda, taşlarda, çimenlerde oturan yoksul kalabalık ya da her hafta sonu maç çıkışlarında Alsancak’tan ana avrat düz giderek geçen taraftar güruhu hangi semtlerde yaşamaktadır? Alsancak’ın yanı başındaki Kahramanlar’ın zenginliğine ne demeli ?

En ucuzcu işporta tezgahlarından adım atılamaz halde olan Hatay caddesi’nin sakinleri kimlerdendir?

Söz konusu olan bir kent dahi (?) olsa siz-biz ayrımının ölçütünü başka bir yerde aramak gerektiğini düşünüyorum. Bizim ölçütümüz sınıfsaldır, kabaca söylemek gerekirse üretim araçlarının özel mülkiyetinin kime ait olduğuna bakar.

Başka türlü bir ölçüt bizim için 35-İzmir ve 35.5-Karşıyaka ayrımı kadar yol açıcıdır!

Panayır
Hep zenginlerin semtlerini, bir de karnaval havasında anlatmak bardağı taşıran son damla olurdu, eğer panayır kavramının gerçek anlamından habersiz olsaydık.

Öncelikle panayırın mekanı kent merkezidir. Bu anlamda İzmir’i panayır gibi anlatmak isterken sürekli kentin çeperlerini konu almak mümkün değil.

“Zenginlerin müziği” cazın duayenlerinden oluşan Ayşe Tütüncü Üçlüsü’nün son albümünün adı da panayır. Panayırın ne anlama geldiğini sadece müziğiyle değil albümü anlatan sözleriyle de son derece çarpıcı bir biçimde anlatmış Tütüncü:

“Panayır'ı yaparken Pieter Bruegel'in tablosu bir kez daha yakaladı beni, ..., o resimdeki panayırda -ve bence hayatta da- her şey yanyana, içiçe, öyle ki, birbirini boğazlayanlar ve sevişenler, kuduranlar ve uyuklayanlar, yiyenler ve kusanlar, ip atlayanlar ve hıçkıranlar ve kedi yakalayanlar...hepsi bu tablodaa..!” [2]

Ne yazık ki İzmir’in bu tablodan, Pieter Bruegel'in (baba) "Panayır ve Büyük Perhiz" [3] (1559) tablosunda resmettiği Ortaçağ panayırından eksiği yoktur.


Devrim

Madem zengin semtleri, “panayır yeri gibi tanımladığınız yerler bizim için iş çıkışı koşar adım vapurdan otobüse geçiş yollarıdır genellikle”, madem “biz Karşıyaka, Güzelyalı, Bostanlı, Kordon, Hatay İzmir'ine diğer taraftan bakanlarız”, o zaman neden sol hareket eylemlerini Karşıyaka İskele, Konak Meydanı ya da Alsancak, Gündoğdu Meydanı’nda gerçekleştiriyor?

Yanıtı basit! 1 Mayıs neden Taksim’de kutlanmaya çalışılıyorsa o yüzden!

Paris komüncüleri iktidarı aldıklarında neden Paris’in göbeğindeki Vendome sarayı önünde devirdikleri sütunla birlikte fotograf çektirdilerse o yüzden!

Ekim devriminin başlangıcı neden St. Petersburg’un göbeğindeki kışlık sarayın Bolşevikler tarafından ele geçirilmesiyle anılıyorsa o yüzden!

Muhasebe
Umarım okuyucu bu muhasebeden yazarın 7 aydır burada olağanüstü şeyler yazdığı sonucunu çıkardığını düşünmez. Kuşkusuz eleştirilecek çok daha fazla şey var. Bunların listesi için bir 7 ay daha yazmak gerekebilir. Ama bir yerden de başlamak gerekiyor, birlikte.

Geçen haftaki yazının en azından bir eksiğini tamamlayarak başlayalım. İzmir NKE’yi aşağıdaki tariften daha rahat bulabilirsiniz:

“Kıbrıs Şehitleri'nde sahip olduğu kitabevinde kendine solda hatırı sayılırlardan çevre yapıp akşamları alkol eşliğinde devrimci geyik çevirenlerin üç kuruşa 7 gün, günde on saat çalışan elemanlarının, küfürlerini savurdukları cadde”nin bir yerinden 2. Kordon’a çıkın.

[1] İzmir Nâzım Kültür Evi’ne Nereden Geçelim

[2] Ayşe Tütüncü (not: sitede müziği dinlemek de mümkün)

[3] Pieter Bruegel

ÖNCEKİ YAZILARI