Tevfik Fikret aydınlığı 148 yaşında

24/12/2015 Perşembe
Tevfik Fikret aydınlığı 148 yaşında

Tam 148 yıl önce bugün dünyaya merhaba diyen Tevfik Fikret’in belki de en önemli niteliği, gelecek güzel günlere yürekten ve içtenlikle inanan bir aydın olmasıydı.

İnanın diyordu, “Elbet sabah olacaktır…”

Aklın ve bilimin egemen olacağına… Eşit ve özgür yurttaşların yeni bir ülke kuracağına iki kere iki dört kesinliğinde inanan bir öncü.

Geçen haftayı Aziz Nesin haftası ilan etmiştik. 100’üncü doğum günü vesilesiyle Aziz Nesin’i andık. “Aziz Nesin Olunmalı” dedik… Nesin’den yarım asır önce, hemen hemen aynı günlerde Tevfik Fikret doğmuş demek ki… Fikret ile Nesin arasında kuşak farkı var: Fikret, Nesin’den nerdeyse yarım asır büyük. Ancak Fikret ile Nesin’i birleştiren, yakınlaştıran, ortaklaştıran dinamik aynı: Bu topraklarda süregelen iki yüz yıllık ilericilik-gericilik kavgası…  

Dönemin diktatörü Abdülhamit’e isyan eden Fikret… Darbenin şefi Evren’e bayrak açan Nesin…

Ortaçağa, bağnazlığa, hurafelere itiraz eden Fikret… Akıl dışılıkla, yobazlıkla, gericilikle savaşan Nesin…

31 Mart gerici ayaklanmasında Fikret’i hedef alan yobazlar… Sivas yangınında “Şeytan Aziz’i bize verin” diye böğüren gericiler…

Fikret ile Nesin’i ortaklaştıran bir başka özellik ise gerici, yobaz, tutucu zihniyetin her ikisinden de nefret etmesi.

İşte tam da bu nedenle tarihsel ve günceldir Tevfik Fikret. İki yüz yıllık kavganın düşünsel öncülerinden, önemli sembollerinden olduğu için değerli, bugün de.

Bu iki yüz yıllık kavgayı şöyle betimliyor Yalçın Küçük:

“Bizim” ile “onlar” arasında bir kavga var; iki yüz yıla yaklaştı, sürüyor. “Biz” kütleyi ayağa kaldırma, kendi ayaklarının üstünde, kendi kafasının kontrolünde yürür hale getirmeye çalışıyoruz. “Onlar” kütleyi külçe yapmak istiyorlar. “Biz” kütleye nitelik içermek istiyoruz. “Onlar” niteliği yok edip posayı yönetmeye çalışıyorlar. “Biz” kütleyi elektriklendirmek istiyoruz. “Onlar” elektrik veriyorlar. “Biz” çalışıyoruz çabalıyoruz; ayağa kaldırıyoruz. “Onlar” falakaya yatırıyorlar. “Biz” evrenin en güzel iki yaratığının insanın başı ve yıldızlar olduğuna inanıyoruz. Güzel insan başını daha da güzelleştirmeye çalışıyoruz. Özgür insan başının en güzeli olduğunu düşünüyoruz; güzelleştirmeyi özgürleştirmek olarak alıyoruz. “Onlar” özgürleştirdiğimiz insan başlarını yıldızsız bir gecenin sabahında asıyorlar.

Tevfik Fikret de insan başını özgürleştirmek, dolayısıyla güzelleştirmek savaşımının en önemli öncülerinden bir aydın.

“Bu memlekette bir gün sabah olursa Haluk” diye başlayan şiirini “Elbet sabah olacaktır” inancıyla devam ettiren, okurlarına, şiirinin diliyle “İnanın” diyen, inanç aşılayan, iyimserlik öğütleyen bir aydın.

Gericiliğe ve tutuculuğa karşı ilk itiraz bayrağını açanlardan Fikret… “Tarih-i Kadim” adlı şiiri metafiziğe, mistifikasyona, köhnemişliğe başkaldıran ilk şiirlerden. İstibdat döneminde yazılmış ancak o dönemde basılamamış bir şiir. Mehmet Akif’in tepki gösterdiği, şiirsel olarak eleştiremediği için Fikret’i “Protestanlara zangoçluk etmekle” suçladığı şiir.

O dönemde Tevfik Fikret-Mehmet Akif kavgası, ilericilik-gericilik kavgasının sembolleşmiş isimleri haline gelir.    

Ve dün olduğu gibi bugün de ilericiler, solcular, cumhuriyetçiler Akif'in temsil ettiği gericiliğe karşı Fikret'i ve temsil ettiklerini savunmak zorundadırlar. Şu anda iktidarda olan Akif’in karşısında, Fikret’in temsil ettiği değerlere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Akif'e karşı Fikret'i savunmak, faşizme, yobazlığa, gericiliğe ve bunların hepsinin kökü ve destekleyicisi olan sermaye düzenine karşı mücadele etmenin önemli enstrümanlarından biri.

Ve yine Fikret’in en güncel şiirlerinden biri: Han-ı Yağma… Özellikle AKP iktidarının yağma, talan ve hırsızlık üzerine kurulu zihniyetine, neredeyse bir asır önceden ışık düşüren bir şiir olarak karşımıza çıkıyor.

“Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin / Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”

Aradan onlarca yıl geçse de, egemenlere, iktidarlara, sermayedarlara dokunan bir şiir. 1912’de yazılan şiirin 2010’lar Türkiye’sine ışık tutması da Fikret’in ne denli öngörülü ve çağının önünde olan bir aydın olduğunu göstermiyor mu? Fikret’in “halkın hakkını, hukukunu hırsızlara, yağmacılara karşı koruyan kamucu ve halkçı bir aydın” kimliğini görmemek olanaksız bu şiirde…

“Aziz Nesin olunmalı” demiştik geçen hafta… Tevfik Fikret de olunmalı elbette…

Fikret diktatörlüğe, bağnazlığa, karanlığa karşı sıkmıştı yumruğunu… Biz Fikret’i kapsayarak aşmak istiyorsak eğer, diktatörlüğün, bağnazlığın, karanlığın besleyici ve destekleyicisi sermaye düzenine karşı da sıkmalıyız yumruklarımızı, açmalıyız bayraklarımızı…

[email protected]

twitter.com/_ahmetcinar_