Bir atama, bir cinayet, bir ölüm…

18/06/2015 Perşembe
Bir atama, bir cinayet, bir ölüm…

Üçü de aynı gün düştü ekranlarımıza.

Yan yana üç fotoğraf, üç hayat, üç olay.

***

Atanan…

19 yaşında. Genç, dinamik, enerjik! Adeta ateş parçası! Özel bir “üniversitede” hazırlık okuyor. En önemli özelliklerinden biri babasının AKP milletvekili olması. Bu “enerjik” ve “enerji dâhisi” delikanlı iki satırlık bir dilekçeyle önce Kars Valiliği’ne özel kalem müdürü olarak atanıyor. Devlet memuru yapılıyor. Hemen ardından Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na getiriliyor!  

Ülkenin nasıl parçalandığının, kavramların ve kurumların nasıl tersyüz edildiğinin, Türkiye’nin nasıl devletsizleştirildiğinin, hukukun ve teamüllerin nasıl yerle bir edildiğinin net bir fotoğrafı.

Ehliyetsizliğin, liyakatsızlığın, birikimsizliğin, yeteneksizliğin, haksızlığın yüceltilip devlet yönetimine yerleştirildiğinin bir kanıtı.

Her yıl 2 milyondan fazla genç, kamu personeli olabilmek için kurslardan kurslara, sınavlardan sınavlara ter döküp çile doldururken; bu AKP mebusunun biricik oğlu, babasının kuzusu, “enerji dâhisi” 19’luk delikanlı, Kars Valiliği’ne yazdığı iki satırlık “Münhal bulunan Özel Kalem Müdürlüğü kadrosuna atamamın yapılmasını saygı ile arz ederim” dilekçesiyle kamu personeli oluveriyor. Oradan da hooop Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na geçiveriyor.

Modern kamu yönetiminin yıkımıdır bu.

Ortaçağın en önemli özelliklerinden olan, “birilerinin adamı olmak” ölçütünün kamu yönetimine her düzeyde yerleşmesidir.

Ülke A’dan Z’ye bu ve benzeri deselektif atamalarla yönetilmektedir. Yetenek, liyakat, donanım, birikim gibi evrensel kriterler yerin dibine batırılmış, yok edilmiştir.

Yobazist diktatorya, “uzatılmış bir Ortaçağ”ı yaşatmaktadır Türkiye’ye.

Şimdi ülke, bu “dâhi” çocuğun enerji sorunlarına getireceği çözümleri beklemektedir!

“Yeni Türkiye” diye ilan ettikleri budur.

***

Cinayet…

Onlar “iş kazası”, “takdir-i ilahi”, “dikkatsizlik”, “fıtrat”, “kader” deseler de, adlı adınca cinayet: İş cinayeti.

16 yaşında. Kayseri Mimar Sinan Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi 2. sınıf öğrencisi. Okullar tatile girer girmez, ailesine ekonomik destek için inşaatta çalışmaya başlıyor. İnşaatın 8. katında dengesini kaybedip düşüyor, yaşamını yitiriyor. Bu ve benzeri iş cinayetleri bazen 301 işçinin aynı anda ölmesiyle, bazen teker teker ölümlerle sürüyor. Her gün, her saat, her sektörde, her kentte…

Cinayetin faili bellidir: 16 yaşında bir lise öğrencisini, okulların kapanmasıyla birlikte inşaatta çalışmaya mecbur ve mahkum eden koşullara kim sürüklediyse memleketi, işte onlardır bu cinayetin azmettiricisi, tetikçisi, müsebbibi.

“Yeni Türkiye” diye ilan ettikleri budur.

***

Ölen…

Morrison Süleyman.

Tarikatlara dayalı İslâmofaşist sermaye diktatörlüğünün öncü müfrezesi.

Dünden beri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Doğu Perinçek'e dek liberalizm ya da milliyetçilikle lekelenmiş sağlı sollu siyasal müntehirlerin ağıt yakmak için sıraya girdikleri Süleyman Demirel.

Katil sürüsü NATO'yu "başarı öyküsü" diye nitelendiren, Yugoslavya'yı parçalayan NATO müdahalesini alkışlayan, özelleştirme karşıtı kamucu tutumu "zenginlik düşmanlığı" olarak değerlendiren Morrison Süleyman ölmüş, badem gözlü olmuş!

Siyasete adım attığı Adalet Partisi kongresinde propaganda malzemesi olarak, ABD Başkan Yardımcısı Lyndon Johnson ile çekildiği fotoğrafını dağıtan,  öylelikle parti yönetimine giren ve referansının ABD emperyalizmi olduğunu gizlemeyen bir siyasetçi.

Hayatı boyunca ABD’nin ve emperyalizmin hizmetini harfiyen yerini getiren, soğuk savaş yıllarının Türkiye taşeronu Demirel, aynı zamanda bu topraklarda dinselleşmenin, gericileşmenin, neo-liberal sömürünün ve tekelci sermayeye tam boy teslimiyetin “sağ-muhafazakâr” distribütörü. Zübükleşen siyasetin öncüllerinden. Bugünkü ucube düzenin yaratılmasına tohum ekenlerden. Cumhuriyet devrimine ihanet edenlerden. Tipik bir sol-sosyalizm düşmanı. Klasik bir eşitlik-özgürlük-ilericilik karşıtı. Diliyle, üslubuyla, imgesiyle bir “halk adamı”, “köylü-çiftçi dostu” diye pompalanan; aslında çokuluslu tekellerin hizmetinden bir an bile çıkmayan bir politikacı.

Bu faşizan, sömürgen düzenin yaratılmasında ön alanlardan.

Her seferinde “darbe mağduru” diye parlatılıp, sözde “mağduru” olduğu darbelerin istikrar içinde sürmesini sağlayan eski restoratörlerden.

Soma’da, Ermenek’te, Torunlar’da, 16 yaşındaki lise öğrencilerinin öldüğü cinayetlerde Kenan Evren’in, Turgut Özal’ın, Tansu Çiller’in, Tayyip Erdoğan’ın ne kadar vebali varsa, Morrison Süleyman’ın da o kadar payı vardır.

“Yeni Türkiye” diye ilan ettikleri ucubenin erken dönem “baba”larından.

***

Aynı gün içinde meydana gelen bir hukuksuz atama, bir korkunç cinayet ve bir beklenen ölüm, aynı tablonun içine sığmaktadır. Birbiriyle bağlı ve bağlantılıdır. Birini diğerinden ayırmak olanaksızdır.

Ülkenin biçimsizleşip amorflaşması, çerçevesizleşip şekilsizleşmesi de, yoksul liselilerin inşaatlarda can vermesi de; Demirel’in temsil ettiği siyasal zihniyete neden-sonuç ilişkisiyle sımsıkı bağlıdır çünkü.

16 yaşındaki inşaat işçisi lise öğrencisi ile 91 yaşındaki Demirel’in aynı gün içinde ölmelerinin sırrı, bu tabloda yatmaktadır. O tabloyu paramparça etmek görev ve sorumluluktur.

[email protected]

twitter.com/_ahmetcinar_