Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yemen halkına karşı Suudi-İsrail işbirliği: Mekke Anlaşması’yla Türkiye İsrail’le aynı safta mı yer alacak?

AKP iktidarı halkı Mekke İttifakı’na “İsrail’i caydıracağı” propagandasıyla ikna etmeye çalışırken, Ankara sokaklarında Meclis’e getirilen anlaşmaya karşı “İsrail askeri olmayacağız” sloganları yükseldi. Suudi Arabistan’ın Yemen halkına karşı İsrail’le gizli askeri işbirliği ise giderek daha fazla gün yüzüne çıkıyor.

Yemen halkı başkent Sana'da Suudi Arabistan'ın saldırılarına karşı yürüyüşte krallığın Mekke'ye saldırı iddialarını kınayan bir pankart taşıyor.

Burcu Günüşen

Yayın Tarihi: 22.10.2026 , 16:21

AKP hükümetinin Suudi Arabistan ve Pakistan ile Ağustos ayında imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’yla ülkemiz Yemen halkına karşı savaşın cephesi haline getirilmek isteniyor.

Ağustos’ta imzalanıp geçtiğimiz günlerde Meclis’e getirilen anlaşmaya karşı dün TKP’nin Ankara’da düzenlediği eylemde “İsrail'in askeri olmayacağız”, “ABD’nin askeri olmayacağız” sloganları atıldı, Suudi petrolü için ülkemizin gençlerinin ölüme gönderilemeyeceği söylendi.

Bu sloganlar, iktidarın iddiasının tam aksi yönde.

İktidar partisinin yandaş kalemleri, bir süredir söz konusu anlaşmanın "İsrail'in planlarını bozduğunu" öne sürüyor.

Oysa gerçekler bambaşka bir yöne işaret ediyor.

Gerekçenin çürüttüğü yalan

Peki iktidarın ve yandaş basının İsrail’in bölgedeki yayılmacılığına ve saldırganlığına karşı “caydırıcı” olacağı propagandasıyla halkı ikna etmeye çalıştığı bu ittifak gerçekte neden ABD ve İsrail çıkarlarına hizmet ediyor?

Bunu anlamak için birinci olarak, Meclis’e sunulan anlaşmanın gerekçesine bakmak gerekli. Gerekçede aynen şu ifadeler yer alıyor:

Anlaşmanın etkin şekilde uygulanmasıyla Orta Doğu bölgesinde sağlanması hedeflenen istikrar ve güvenlik ortamının üyesi olduğumuz diğer bir ittifak olan NATO'nun Avrupa-Atlantik güvenliği bağlamındaki amaçlarıyla da uyumludur. Anlaşma kapsamında üstlenmekte olduğumuz yükümlülükler, ülkemizin NATO kapsamındaki hak ve yükümlülüklerine halel getirmemektedir.”

Yani ABD’nin ve NATO’nun bölgedeki çıkarlarıyla tamamen uyumlu bir ittifak kuruluyor. NATO’nun Körfez ülkelerine yönelik genişleme hedefinin ilk pratik adımı da Mekke İttifakı’yla yerine getirilmiş oluyor.

Filistin direnişi durdurmuştu: Suudi-İsrail normalleşmesi başladı bile

İkinci olarak ise, Trump yönetiminin İbrahim Anlaşmaları’na Suudi Arabistan’ı dahil etme planının bu yılın ortalarından itibaren ilk gizli adımlarının atıldığına dair ABD ve İsrail basınına yansıyan gelişmeleri görmek gerekiyor.

Bilindiği gibi Suudi Arabistan-İsrail “normalleşme”si, 7 Ekim 2023’te Filistin direnişinin başlattığı Aksa Tufanı operasyonuyla sekteye uğramıştı. İsrail’in bu tarihten itibaren Gazze’de giriştiği  soykırım nedeniyle Suudi Arabistan’ın kamuoyunu İsrail’le normalleşmeye ikna etme olasılığı ortadan kalkmış, Riyad’daki krallık Filistin devleti tanınmadıkça İsrail’le İbrahim Anlaşmaları’na katılmayacağını deklare etmişti.

Yemen’de başkent Sana’daki Ensarullah hükümeti ise soykırım boyunca İsrail’e karşı Filistin direnişine büyük destek vermiş, Kızıldeniz’i İsrail gemilerine kapatarak İsrail'in güneyindeki Eylat Limanı'nı tamamen iflas ettirmişti.

ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırılarıyla Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından Suudi Arabistan’ın Yemen’deki saldırılarına da Ensarullah yanıt vermiş ve Babülmendep Boğazı’nı Suudi bağlantılı gemilere kapatmıştı. Suudi Arabistan ise Temmuz ayında Yemen’de Sana hükümetine karşı ülkedeki kukla hükümetin güçleriyle birlikte saldırılara yeniden başladı.

Suudi krallığı düzenlediği yüzlerce hava saldırısında Yemen topraklarında aynı İsrail’in Gazze’de yaptığı gibi pazar yerlerini, yerleşim binalarını hedef aldı, binlerce sivil yaşamını yitirdi.

Flydubai uçağı olayı bir simge oldu

ABD’de yayın yapan bağımsız haber platformu SheerPost’ta bu ayın başında yayımlanan bir makale, Suudi Arabistan’ın Yemen’e karşı saldırılarında İsrail ile yaptığı gizli askeri işbirliğini ortaya koydu.

Yazıda İsrail ile Suudi Arabistan’ın Yemen halkına karşı yeni bir “yumuşak normalleşme” dönemine girdiği yorumu yapıldı.

Bu “normalleşme”nin en somut simgelerinden biri ise 30 Eylül’de BAE’den İsrail’e gitmekte olan Flydubai yolcu uçağının “kaçırılma kodu” gönderdikten sonra Suudi Arabistan’da bir havalimanına acil iniş yapmasıyla yaşandı.

İsrailli yetkililer iki ülke arasındaki ilk ticari uçuş kolaylığını sağladığı için Suudi krallığına övgüler yağdırırken, Başbakanı Netanyahu'nun ofisinden “Her İsraillinin Suudi Arabistan’a müteşekkir” olduğu açıklandı.

Aynı Suudi Arabistan, Temmuz ayında bir İran sivil yolcu uçağının ülkeye inmesini engellemek amacıyla Yemen’de Sana Uluslararası Havalimanı'nın pistini bombalayarak Yemen’e saldırılarını başlatmıştı.

Yemen halkına karşı adım adım Riyad-Tel Aviv işbirliği

SheerPost’taki makalede de işaret edilen, geçen ayın başından itibaren Riyad ile Tel Aviv arasındaki gizli askeri işbirliğine dair basına yansıyanlar şöyle:

Eylül başı: İsrail Suudi Arabistan’a Yemen’e saldırı için istihbarat sağlamaya başladı

İsrail'in ulusal yayın kuruluşu Kan News, Eylül ayı başındaki haberinde Tel Aviv'in Suudi Arabistan'ın Yemen içinde vurulacak bir hedef bankası oluşturmasına yardımcı olmak için istihbarat sağlamaya başladığını bildirdi. Bu durum iki taraf arasında resmi bir diplomatik bağ bulunmamasına rağmen İsrail’in askeri alanda Suudi Arabistan'a şimdiden yardım ettiğini gösterdi. Arap basını söz konusu haberi görmezden geldi.

‘İsrail’den yardımı Muhammed bin Selman istedi’ iddiası

İsrailli gazeteciler Amichai Stein ve Amir Bohbot'un haberine göre Suudi Arabistan ile İsrail, Yemen’e karşı istihbarat desteği konusunda CENTCOM aracılığıyla görüştü. Haberde bölgesel diplomatik kaynakların görüşmeleri doğruladığı belirtiliyor. Aynı dönemde CENTCOM Komutanı Brad Cooper, Muhammed bin Selman ile Cidde'de görüştü. Bu görüşme Suudi makamları ve Amerikan savunma kaynakları tarafından doğrulandı. Israel Hayom’un iddiasına göre İsrail istihbaratının Suudilere aktarılması için CENTCOM'dan yardım isteyen taraf bizzat Muhammed bin Selman'dı.

Eylül ortası: Suudi ve İsrailli komutanlar Almanya’daki toplantıda buluştu

Eylül ortasına gelindiğinde ABD hükümetine yakın Axios CENTCOM’un Almanya’da gizli bir toplantı düzenlediğini duyurdu. Bu toplantı İsrailli ve Suudi askeri yetkilileri de bir araya getirdi. İki ülke ordusu komutanları İran ve Yemen’le ilgili konuları görüştüler. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir söz konusu toplantıya katıldığını doğruladı. Toplantıda Suudi Arabistan, ABD ve İsrail’in dışında BAE, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Ürdün ve Mısır da yer aldı.

Selman'ın Kahire ziyareti: ABD’den İsrail teklifi

Mekke İttifakı’na dahil olmasa da Mısır da Türkiye ve Pakistan gibi Suudi Arabistan’a asker desteğini parlamentosundan geçirmeye çalışıyor. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Eylül’de Mısır’da Cumhurbaşkanı Sisi ile görüşmüştü. Ancak bu ziyaret kapsamında en dikkat çekici olan, CENTCOM yetkililerinin Yemen’de Ensarullah’a karşı “İsrail’i de içerecek bölgesel bir komuta yapısı ve koordinasyon mekanizması” kurulması yönünde defalarca teklif sunması oldu.

Netanyahu’nun BAE ziyareti: Suudi delegeyle görüşme

Bir başka dikkat çekici gelişme ise Netanyahu’nun 27 Eylül'de Abu Dabi'yi ziyaretinde yaşandı. İsrail Başbakanı orada yalnızca BAE lideri Muhammed bin Zayed ile görüşmekle kalmadı, İsrail Kanal 14 Haber'e göre Netanyahu, Suudili bir delegeyle de gizlice bir araya geldi.

Pentagon şefi İsrail’de, ABD Suudi Arabistan’da diplomatik personelini düşürüyor

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth bu hafta başında İsrail'in güneyindeki Ovda Hava Üssü'nde Netanyahu ile görüştü. Ziyaret önceden duyurulmamıştı. Hegseth daha sonra görüşmeyi doğruladı ancak görüşmenin içeriğini açıklamadı. Görüşme ABD-İsrail’in İran’a yeni saldırı tehditleri arasında gerçekleşirken hemen ertesinde ABD’nin Suudi Arabistan’daki diplomatlarına Ensarullah misillemelerini gerekçe göstererek ülkeyi terk etme talimatı vermesi dikkat çekiyor.

Suudi Arabistan’ın başkentinde İsrailli subaylar

İsrail merkezli JFeed 19 Ekim tarihli haberinde Suudi Arabistan'da görevlendirilen Pakistanlı bir subayın Riyad'daki istihbarat toplantısında CENTCOM personeliyle birlikte İsrailli subayları gördüğünü yazdı. Henüz resmi olarak doğrulanmayan haber Yemen’e karşı saldırılarda Suudi Krallığı’nın İsrail’le askeri işbirliğine yönelik en çarpıcı gelişme olarak görülebilir.

İstanbul'da buluşacaklar: İngiltere, Fransa, Almanya, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan

Tüm bu gelişmeler olurken ülkemiz İngiltere, Fransa ve Almanya ile Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır dışişleri bakanlarını bir araya getirecek toplantılara ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın başkanlık edeceği ve Cuma günü İstanbul’da yapılacak toplantılarda NATO’nun bölgedeki çıkarları doğrultusunda atılacak adımların şekillendirileceğini öngörmek mümkün. Yemen'de Ensarullah'a karşı Suudi Arabistan'ın isteği doğrultusunda Kızıldeniz'e uluslararası deniz gücü konuşlandırılması da bu adımlar arasında yer alabilir.

Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre toplantılarda bölgesel konuların ele alınacağı belirtilirken, "Filistin meselesi, Hürmüz'deki durum, Yemen’le bağlantılı gelişmeler ve Rusya-Ukrayna savaşına çözüm arayışları" başta sıralanıyor.

Fidan’ın toplantıda yapması beklenen konuşmaya ilişkinse AA’nın servis ettiği haberde Mekke İttifakı'na şu sözlerle atıfta bulunuluyor: “Husilerin Suudi Arabistan’da sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları karşısında Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın güvenliğinin muhafazasına yönelik desteğini teyit ederek Mekke Savunma İttifakı’nın ortaya koyduğu dayanışma ve ortak güvenlik anlayışının önemine işaret etmesi bekleniyor.” 


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.