Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Öcalan'ın çerçeve yasa öncesi görüşme notları: 'MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız'

Öcalan'ın çerçeve yasa sürecinde DEM Parti heyetleriyle yaptığı görüşmelerin dökümü olduğu iddia edilen metinler internette paylaşıldı. Görüşme notları, Türkiye'nin en temel meselelerine ve Öcalan'ın pozisyonuna dair çok sayıda çarpıcı tez öne sürüyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 19.08.2026 , 13:29 Güncelleme Tarihi: 19.08.2026 , 14:07

Çerçeve yasa ve son "çözüm süreci", Türkiye'nin ana gündemi.

Yasa TBMM'nin önüne gelmeden önce PKK lideri Abdullah Öcalan'la İmralı'da iki görüşme yapıldı. 20 Temmuz ve 2 Ağustos'ta DEM Parti heyetleriyle yapılan görüşmelerin içeriğine dair şimdiye dek DEM Parti'nin yaptığı kısa açıklamalar dışında bilgi yoktu.

17 Ağustos günü bu iki görüşmeye ait olduğu iddia edilen dökümler internette yayımlandı.

Döküm, Fransa merkezli bir yayın olan Utopia TV Ari'nin internet sitesinde paylaşıldı. Kürt milliyetçisi bir çizgide olan ve çoğu zaman çözüm sürecinde PKK'nin ve Öcalan'ın çizgisine muhalif içerikler üreten bu kanalın YouTube yayınlarında, düzenli olarak kamera karşısına geçen isimler arasında Esma Akbalık, Ahmet Zeki Okçuoğlu ve Mehmed Kobal gibi isimler yer alıyor.

Dökümlerin hacim, içerik ve üslubu, metnin doğruluğunu güçlendiriyor.

Görüşmelerde Öcalan, birçok konuda çarpıcı ifadeler kullanıyor:

  • Süreç ilerlesin beni burada tutmak istemezler
  • Özel-Kılıçdaroğlu ilişkisine dikkat edin, biri Türk diğeri Kürt
  • Kürtler ve Türkler birlikte olmasaydı İslam diye bir şey olmayacaktı
  • Devlet yetkilileri 'ulusalcı damar geride kaldı' diyor
  • Bu dönüşüm belki Kemalist tarih tezlerinin değişmesine kapı aralayacak
  • Şara'yı biraz demokrasiye hazırlamak gerek, sonra sıra İran'da
  • Ümmet dediğin şey, İslam ve Ortadoğu enternasyonalizmidir
  • AKP cumhuriyeti yeniden kurduk diyor, yanlış değil, katı zemini cumhuriyetleştirdiler
  • Kürt örgütleri 'Demokratik Toplum' ve 'Cumhuriyet Hareketi' gibi bir isim altında bir araya gelmeli
  • MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız
  • Eskiden bağımsızlıkçıydık şimdi cumhuriyete katılacağız

'Süreç ilerlesin beni burada tutmak istemezler'

Döküme göre Öcalan'ın kendi tutukluluk talebine dair bir beklentisinin olmadığı ama "Süreç ilerlesin. Zaten beni burada tutmak istemezler" dediği iddia ediliyor. 

Tahliye olacak yaklaşık 3 bin 900 kişinin dışında kalan müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbete mahkum olmuş PKK üyeleri için ise çerçeve yasadan sonraki bir buçuk yıl içinde durumun netleşeceği ifade ediliyor. 

Öcalan'ın kendi statüsü için de şunları söylediği ifade ediliyor: "Benim durumumun yasaya nasıl gireceği sorusu temel soru olarak duruyor. Verilmiş bilgiye göre Kurul'un 4 ya da 6 aylık dönemsel değerlendirmesi içerisinde netleşecek bir husus oluyor bizim durumumuz."

'Reel sosyalizmi aşmamız mümkün değildi, onlara tabiymişiz gibi görünüyorduk'

Öcalan'ın 20 Temmuz tarihli olduğu iddia edilen tutanaklarda Sovyetler Birliği ve reel sosyalizm dönemine dair şunları söylediği kaydediliyor: 

Tarihi bir ana tanıklık ediyoruz. Buradaki arkadaşlarla konuştuk. Hukuk meselesinde netleştirmemiz gereken birkaç husus var. Bunun farkındasınız değil mi? Ben PKK'nin Batı modernitesinin Ortadoğu'ya müdahalesinin bir sonucu olduğunu netleştirdim. Reel sosyalizm dünyanın üçte biriydi. Onu aşmamız mümkün değildi, biz onların emrini yerine getirmedik ama onlara tabiymişiz gibi görünüyorduk. Cumhuriyetin kurucu kadroları ve işte o NATO kadroları da böyledir. Onlar Batı'nın, NATO'nun dediklerini yaptılar.

Değişim sürecinin Turgut Özal ile başladığını ifade eden Öcalan, bugün içinden geçilen çözüm sürecinde devlet dönüşümünde en tarihi adımlardan birinin atıldığını söylüyor.

'Özel-Kılıçdaroğlu ilişkisine dikkat edin, biri Türk diğeri Kürt'

PKK'nin silah bırakması ve kendini feshetmesini "Çoktan sonuca varmıştım. Hükmü geçmiş şeyleri aşmak gerekir" diye yorumlayan Öcalan'ın şunları söylediği aktarıldı: 

Bu yapılmazsa, geleceği zorlar. CHP'deki iş de budur. Tarihsel rolü dolmuştur. M. Kemal ve İnönü ilişkisi için Türk-Kürt ilişkisi demiştim. Şimdi Özel ile Kemal'in ilişkisine dikkat edin biri Türk diğeri Kürt. Hatta biri Selanik'ten, diğeri de aynı mezhebi bölgeden yani Dersim'den. CHP'de olanlar cumhuriyetin temelindeki diyalektiğin kendini dile vuruşudur. Birbirleri ile çok iyiydiler aslında, neden böyle oldu? Alttaki diyalektik ile ilgilidir." ifadelerine yer veriyor. 

CHP'nin Fransız devrimine özendiğini ve devrim için çok kişiyi katletmek gibi bir yaklaşıma sahip olduğunu ifade eden Öcalan, "CHP bunu anlamak zorunda, şapka vs için onlarca kişi tasfiye edildi. Fransız devrimine özenti, ben buna Robespierrecilik diyorum. Büyük bir devrim olması için çok kişiyi katletmek, tasfiye etmek gerektiğini düşünüyorlar. Şeyh Sait, Seyit Rızalara da feodal, gerici diyerek bunu yapıyorlar. Bunlar doğru değil" dedi.

'Kürtler ve Türkler birlikte olmasaydı İslam diye bir şey olmayacaktı'

Kürtler ve Türklerin tarihi ortaklıklarına değinen Öcalan aynı zamanda Selçuklu tarihinden ve Osmanlı döneminden örnekler veriyor: 

Dayandığım potansiyel ve onun tarihsel dili. Bahçeli tarihsel bir devlet kişiliği ortaya koydu, benimki de aşağı yukarı öyle oldu. Sonuçta tarihi bir şeye gideceğiz. Batı'nın hegemonyasının yüzyıllık böl-yönet taşları sökülüyor, tasfiye ediliyor. Ne kadar sürer bilemem, ama kesinlikle tarihidir. Alparslan'ın yanında Kürt vardı. Kiziroğlu Mustafa Bey türküsünü sever misiniz? Şırnak kökenli Kürt'tür o, Kars'a gelmiş, orada sevilmiş. Kuzey, Serhat, Erzurum, Van dahil, Türk tarihinde Selçuklu dönemi ne ise, Selçuklular hangi rolü oynamışsa Kürtlerde de Şeddadi sülalesi aynı rolü oynamış. Üç yüz yıllık Selçuklu, üç yüz yıllık Şeddadi tarihi var. Ani'yi Manucher'e verirler, Şeddadidir. Kars'ı Türklere verirler. Haçlı ve Moğol saldırılarına karşı birlikte direnç var. Ayn Calut savaşı meşhurdur. Başarılmasa, İslam diye bir şey kalmayacak. 19. yy'da Osmanlı'nın çözülüşünü Kürtlerle ilişki ve isyanlara bağlıyor. Düşündüm, doğrudur. İlk isyan 1800'lerin başıdır, Babanzadeler.

'Devlet yetkilileri 'ulusalcı damar geride kaldı' diyor'

Öcalan'ın devlet yetkililerinin "ulusalcı faşist damarın geride kaldığını ve yaşanan katliamların onların işi olduğunu" ifade ettiklerini belirttiği görüşmede "Devlet yetkilileri; bu durumlar çok geride kaldı ama bunlar ulusalcı faşist bir damarın işiydi. Bugün Türkiye'de Kürt olmak, Kürtçe yayın, sanat eserleri çok yaygın, çok da güzel örnekleri var diyorlar" dediği ifade ediliyor.

'Bu dönüşüm belki Kemalist tarih tezlerinin değişmesine kapı aralayacak'

Öcalan'ın her iki tarafın da acılar yaşadığını, ölümlerin olduğunu ve artık bu acıların bitmesi gerektiğini ifade ettiği görüşmede, ilerleyen süreçte tarafları ikna etmek için çok fazla çaba harcanması gerektiğini belirttiği ifade ediliyor: 

"Çok acı yaşandı. Korkunç bir savaş yaşandı. Gencecik kadınlar erkekler. Bu acıların geride bırakılması için tarihi adımlar atılıyor. Bu bir al-ver meselesi değil. Bu, güncelde doğru bir buluşmayı gerçekleştirmektir. İşte yarın yasa çıkacak, bana büyük bir yük düşecek. Kürtlerin dönüşümü, büyük bir mesele. Hem Kürt tarafını, örgüt tarafını dönüştürmek hem Türk tarafına anlatmak, ikna etmek. Yasadan sonra gazetecilerle kuracağımız temaslarda bunu anlatabilmem gerekir. Bu dönüşüm Türk solunu, Türk sağını da dönüştürecek, belki Kemalist tarih tezlerinin değişmesine kapı aralayacak. Tabi buna tamamen karşı durmazlarsa. Ben Lozan dedim, birinci anayasa dedim, ayağa kalktı bazı çevreler..." 

Kendi rolüne dair gerekli olan yükleri alacağını ifade eden Öcalan, "Benim rolüme gelince, hiç bencillik değil. Kendimle övünmeyi de sevmem; ama bu mutlaka üstlenmem gereken bir yük. Özal ve diğerleri zamanında beni bu diyaloğa çağırdılar. Bu tarihsel role soyunuyorum" diyor. 

"Buradaki erken bir ölüm ya da başka bir tasfiye iki yüz yıllık karanlık bir savaş tarihini başlatır. O yüzden dikkat şart" diyen Öcalan sürecin hızlı ilerlemesi gerektiğini ifade ediyor.

'Yasadan sonra üç T formülü olacak: Teyit, tespit, taahhüt'

"Yasadan sonra üç T formülü olacak. Teyit, tespit, taahhüt... Teyidi devlet mekanizması yapacak. Taahhüdü biz yapacağız. Bir ayağı MGK, bir ayağı meclis olacak. MGK rapor verecek, PKK silah bıraktı diyecek. Bu konuda MGK bir karar verecek ve meclise gidecek. Üçlü sağlam bir mekanizmayla yürüyecek. Taahhüt ise benim işim. Benim devrede olmam lazım" ifadelerini kullanan Öcalan, meclis kurulunun alt kurul olarak değil, bağımsız ayrı bir kurul olarak oluşturulması gerektiğini belirterek "Yasama yürütmenin altında olmayacağı için her partiden üyenin olduğu bir takip kurulu olmalıdır" ifadelerine yer verdi.

'Kerkük'ten sonra Halep'te Türkmen vali olabilir'

Görüşmelerinde tarım ve ekonomiye de değinen Öcalan "Benim ekonomi ve tarım üzerine güçlü fikirlerim var. Mezopotamya tarımını geliştirmek aklımda. Komün dediğim de odur; en verimli çiftlikleri geliştirmek. Bu, Ortadoğu petrolünden daha önemli" ifadelerini kullandı ve "Kürtlerin Cumhuriyet'teki kurucu rolü Türklerden az değildir. Kürtler, Lawrence ve Araplar gibi yapmadı. Dolayısıyla bugünkü bir düzeltme hareketidir. Kerkük'ten sonra Halep'te Türkmen vali olabilir. Halep'e Türkmen Vali Suriye barışı demektir. Çok önemlidir. Kerkük'te dönüşümlü valilik pratiği iyi bir fikirdi. Kürtler, Araplar ve Türkmenler arasında birer yıl dönüşümlü" dedi.

'Şara'yı biraz demokrasiye hazırlamak gerek, sonra sıra İran'da'

Kürtlerle Türklerin Ortadoğu'da kültürel olarak benzerlikler içinde yaşadığını ifade eden Öcalan, kendisinin de Antep ve Halep civarında yaşadıkları günleri anımsatarak ortak kültüre işaret etti. Diğer yandan bu kardeşlik için Şara'nın demokrasiye hazırlanması gerektiğini ifade eden Öcalan'ın sözleri şu şekilde: 

Halep, Kamışlo tarafı. Türkmenlerin Ezo gelin türküsü, barak havaları Halep'e dayandırılır. Ben Nizip'te Barak havaları ile büyüdüm. Halep bu kültürün merkezi. Tabii Arap da var. Bin yıllık tarih böyledir. Bunun altyapısı için de Şara'yı biraz demokrasiye hazırlamak gerek. Yerel demokrasi ve demokratikleşme Şara'yı da kurtarır. Bunu yapmazsa kimse kurtaramaz, bir yıl içinde darbeye uğrar ve kırım olur Suriye'de.

Aynı şekilde İran'a da değinen Öcalan şu ifadeleri kullandı: 

İran böyle bırakılamaz. Suriye nasıl son dönemini yaşıyorduysa bu Şia iktidarı da son dönemini yaşıyor. Neçirvan ve Bafıl'ın da içinde olacağı ve PJAK'ı da dönüştürecek bir hamle başlatmak gerekir. Türkiye pozitif rol oynamalı. Amerika-İngilize gerek kalmadan tarihi bir kardeşlik hamlesi geliştirelim. Bu, kardeşçe bir yardımlaşmadır, destektir. Birlikte PJAK'ı da dönüştürerek, uygun bir çizgiye getirerek. Yoksa binlerce kişi idam edilecek, kan deryası olacak. Bunu ABD aşamaz. Şia rejimi de kilitlenmiş, çözemez.

Öcalan'ın İran ve bölge hakkındaki çözümlemesinin devamı şöyle:

Yine İran Amerika ile kısa süreli ateşkes mutabakatından hemen sonrası Kürt bölgesine saldırıları arttırmış. Daha önce Erbil’i vuruyordu, bu kez Süleymaniye’yi de vurmaya başlamış. İran’ın içinden ve ona bağlı Irak grupları yapıyor. Yer yer PJAK ile de çatışmalar yaşanıyor. PJAK bir açıklama yaptı. İşte savaşa taraf olmadığını ama bu Kürtlere saldırıları kabul etmeyeceklerini, eğer devam ederse halkı koruyacaklarını açıkladılar.

İran çözülecekse buradan çözülür. İsrail-ABD çözemez. Demokratik entegrasyon hamlesinin yansıması olacak. Ama İran’ın saldırılarına pabuç bırakılmamalı hatta alan da genişletebilirler. Pers milliyetçiliği basite alınmamalıdır. İranlılar tüm Irak’ı da ele geçirmek isteyebilir. Orayı toptan İran’a bırakmamalıyız. Yerleşirse önce Irak’ı, sonra Suriye’yi alır. İran, Lübnan’dan Afganistan’a dek savaşır. Devrim muhafızları komutanı Caferiydi. Beni ilk 1985’te o ziyaret etti. Amaçlarından kolay vazgeçmezler.

Irak’ta yeni Başbakan Ali Zeydi’den Amerikalılar üç şey istediler. Bir, İran etkisini azaltacaksın. İki, Şii milis güçlerini orduya entegre edeceksin. Üç, yolsuzluklar. Korkunç yolsuzluk yapılıyor ve bu parayla da milis güçlerini finanse ediyorlar. Ali Zeydi elli kişiye yolsuzluk operasyonu başlattı. Milis güçlere de 30 Eylül’e dek süre verdi. Sadr grubu tamam dedi. Ketaib gibi gruplar yok dedi. Kürt bölgesine saldıranlar İran kadar bu bırakmayan milis güçler. İranlılar, Kürtlere saldırmamalıdır.

'Ümmet dediğin şey, İslam ve Ortadoğu enternasyonalizmidir'

Ortadoğu kültürüne sahip çıkmadan solculuk yapılmayacağını ifade eden Öcalan, İslam ve ümmet kavramlarına dair değerlendirmelerde bulundu: 

Ortadoğu kültürüne sahip çıkmadan hiçbir şey yapılamaz. Bu tarihi bilmeden yüz yıldır solculuk adı altında Batı'nın ne kadar demode fikri varsa onun savaşını veriyorlar. Ümmet dediğin şey, İslam ve Ortadoğu enternasyonalizmidir. Ortadoğu'da Hitit'ten, hatta Sargon'dan beri bir birlik var. Bir imparatorluk birliği var, altta da halkların kültürel birliği vardır. Son iki yüz yıldır milliyetçilikle, moderniteyle birbirine girmiş, kendine yabancılaşmış. Sonra da en işbirlikçi haliyle İngiliz'e gel beni kurtara gelmiş. Sağ da olsa, sol da olsa bu toprağın kültürüne göre olacak. İki yüz yıldır bunu böl yönet pratiğine çevirmişler. Siz bunu fark ettiniz, aşmak istiyorsunuz. Ben yardımcı olacağım. İran'ı hallettiği oranda en büyük birikim Türkiye'dedir. Bu birikimler birleştikçe bizi bir Ortadoğu birliğine, enternasyonalizmine getirecek.

'AKP cumhuriyeti yeniden kurduk diyor, yanlış değil, katı zemini cumhuriyetleştirdiler'

Sürecin ilerleyen aşamalarında anayasanın da gündeme geleceğinden bahseden Öcalan, Türk ve Kürtlerin bir arada olarak bir cumhuriyet kurması gerektiğini, aksi durumda tek sütunlu bir cumhuriyet olacağını bunun da sağlam olmayacağını ifade ediyor: 

Bu yasadan sonra PKK'nin tamamı feshini tamamlamış olacak. Strateji ve örgütlenme olarak aşılmıştır. Ama yüz binleri bulan bir kadro mirasıdır. İşte siyasi partiler de bölünüyor, sağ ve sol yapılar içerisinde çokça aydın var, görüşmek isteyen var. Birinci cumhuriyetin kuruluşunda nasıl Halk Fırkası gibi bir parti çıktıysa... Zaten AKP 'biz cumhuriyeti yeniden kurduk' diyor. Yanlış değil. Katı zemini cumhuriyetleştirdiler. Fakat bu tek ayaklı kalırsa CHP bunu bozmak istiyor. Tek ayaklı cumhuriyet olmaz. Muhafazakar demokratlık ya da CHP'lilik temelinde tek sütunlu cumhuriyet olmaz. Böyle tek sütunlu halde anayasaya gitmek istiyor, böyle bir anayasa demokratik olamaz. Bu tehlikenin olmaması için en az iki sütunlu cumhuriyet inşası gerekir. Bu da Demokratik Cumhuriyettir. Tek sütunlu cumhuriyetin ömrü darbelerle, idamlarla geçti. Bu vesileyle Menderes'i de analım. En az iki ana sütun gerekir. Üçüncü, dördüncü de olabilir ama en az iki ana sütun gerekir. Daha önce de dedim. Hititler, Mezopotamya'da Mittani ayağını oluşturamayınca Asur geldi ikisini de yuttu. Eğer bu halde bırakırsak, CHP, Kemal-Özel kısır tartışmalarıyla ikinci yüzyıl sakat doğar. Darbeler ve karşı darbelerle... Kürt meselesi de öyledir, çözülmezse isyan yine gelir. Bu bir tehdit değil. 500 bin kişi çıkar, Amerika arkasına geçer, başa bela olur. Bunun yolu Türkiye Cumhuriyeti'ni iki sütuna dayandırmaktır. Ayrı bir Kürt hukuku demiyorum. Ben neden Türk ulusunun devlet hakimiyetini tartışmadım? 27 Şubat Bildirgesinde devletin biçimini tartışmadım. Buna hakkım yok. Hakkım olsa gücüm yok. Bıraktım, onu Türkler tartışsın.

'Anayasada yerimizi alacağız'

Sürecin mutlak suretle bir anayasa ile ilerleyeceğini ifade eden Öcalan'ın görüşme notlarında şu ifadeler yer alıyor: 

Bu süreç beni bir noktaya getirecek. Anayasa raftan inecek, istediğin kadar milliyetçileştir ya da İslamcılaştır, bu Kürtleri nereye koyacaksın? Ortadoğu'da 60 milyonluk bir kütle, bir de dinamik. Dinamik ne demek? Harekete geçen bir kütle. Bu tarihi süreçle birlikte bu çalışmaya başlayacağım. Büyük bir aydınlanma faaliyetine girişeceğim. Burada büyük bir dinamik kütle var, bunu ne yapacağız diyeceğim. Devleti yönetenlere diyeceğim, devasa bir kitleye anayasada bir çıkış göstermek gerekir. Kürt hukuku, Türk hukuku olmaz; evrenseldir hukuk ama Kürdün de var olduğunu gözetmelidir anayasa. İşte Kongre yapmışlar Kürt hukukçular ama hiçbir meşruiyetleri yok. Yarın darbe gelişir, bunların hepsini içeri alırlar, çünkü dayanakları yok. Dolayısıyla anayasada yerimizi alacağız. Kürtlerin hukuksal bir altyapısı yok. Kürtlerin bir hukuk öznesine dönüşmesi gerekir. Kürtlerin anayasayla bir hukuk öznesine dönüşmesi gerekir. Anayasa bununla güçlenir.

Anayasaya dair de önerilerde bulunan Öcalan bazı ifadelerin yer alacağı genellemelerin kapsayıcı olacağını ifade ediyor: 

"27 Şubat programım da öyledir. Üç kimliğe özgürlüktür. Birincisi, hiç etnisite ismi vermeden kimliğe özgürlük. Kürt de Alevi de kadın da kimliktir, hepsine anayasada yer veremezsin. Kimlik özgürdür desen yeter. İkincisi fikir ve inanca özgürlük. Üçüncüsü sistemsel özgürlük; sistemsel ifade ve örgütlenme özgürlüğü. Bunlar bir maddeye de sığdırılabilir. Demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti diyor ya, üçü de birlikte olabilir."

'Benden çok Apocu olamazsınız, stratejim var mezarda olsam da rolümü oynayacağım'

Öcalan başta kendisi hakkındaki umut hakkı ya da serbestlik gibi kavramlara sürecin sıkışmaması gerektiğini ifade ederken, bazı çevrelerin bu tür çıkışları güçsüzlük veya zayıflık olarak niteleyebileceğini ifade ediyor: 

Çıkış koşullarını kendim hazırlayacağım. Öyle olacak ki kendileri beni çıkaracaklar. Buradan ne zaman çıkacağım, ben belirleyeceğim. Velev ki olmadı, velev ki hepimizi tasfiye ettiler burada da biz bir şeyi kaybetmiyoruz. Herhalde benden çok Apocu olamazsınız. Beni benden iyi bilemezsiniz. Benim 50 yıldır, bir sürdürme şeyim var. Bunun başarısızlığı halinde benim ayrı bir stratejim devreye girer. 50 yıldır mücadele ediyoruz. Olmadı diyelim, işte uzun süre dışarıda kalmalarını istediklerimiz var ya, Apo'yu uyuttuk diyen olursa devlete en büyük darbeyi vurmuş olur. Benim stratejim var, mezarda da olsam rolümü oynayacağım. Yasada niye Öcalan yok diye kıyamet koparmaya gerek yok diyorum.

'Kürt örgütleri 'Demokratik Toplum' ve 'Cumhuriyet Hareketi' gibi bir isim altında bir araya gelmeli'

Mevcut tüm Kürt örgütlerinin 'Demokratik Toplum' ve 'Cumhuriyet Hareketi' gibi bir isim altında bir araya gelmesi gerektiğini ifade eden Öcalan, "Hızla bunun bir Hazırlık grubunun olması gerekir. Önemli aydın ve yazarların da yer aldığı ve hatta daha önce AKP'de yer almış kişiler de girebilir. İslamcı aydınlardan, soldan geniş bir hazırlık olmalı. Bunun HDK'den farkı şu; orada bir Kongre hedefleniyordu. Biz artık bununla cumhuriyete katılacağız" diyor. 

Örgüt içinde yer alan karamsarlıklara da değinen Öcalan, "Biz bu devleti kendi devletimiz haline getiriyoruz. Ben böyle geliyorum ve bu tarihi bir geliştir. Ben şevkle çalışırım. Dolayısıyla dışardaki karamsarlara, Avrupa'dakilere iyi anlatın" diyor.

Öcalan yine 2 Ağustos 2026 tarihli görüşme notunda eğer süreç ilerlemezse Türkiye'nin Gazze'den beter bir duruma düşeceğini ifade ediyor. 

"Ben Özal'dan beri bu ateşi söndürmek istiyorum." diyen Öcalan, yasanın kendisine sağlayacağı tek şeyin daha fazla çalışmak olduğunu ifade ediyor: 

Cumhuriyet tarihinin en önemli uzlaşma eşiğindeyiz. İslamcılar devlettedir ama hala ulusalcılarla karşı karşıyalar. Küçük bir adımla kapı aralanıyor. Biz o kapıdan Kürtleri cumhuriyetle tanıştıracağız. Bin kilometrelik yol, küçük bir adımla başlar. 30 isyan çıkmış. Cumhuriyette hala herkes birbirine düşman. Bu kendi cumhuriyetimiz.

'MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız'

Öcalan görüşme notlarında tarihi iş birliklerini anımsatarak şu ifadelere yer veriyor: 

"Şimdi devlet bize terörist gözüyle baksa da yarın en az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız. 3 ay tartışalım, göreceksin devlet kapısı ardına kadar açılacak. Çünkü en stratejik bir halkı devletin müttefiki haline getiriyoruz. Yavuz, İdris-i Bitlisi'ye beyaz bir kağıt verir, ne istersen yaz der. Sonuç Ortadoğu kapısını aralar. Bunlar Kürtlerin statüsünü feda etmek anlamına gelmiyor. Kürtler yüz yıl uğraştı, Apo gitti, Kürtlerin statüsünü devlete sattı diyenlerin de maskesini düşüreceğim, gerçek ihanet budur. Bu çalışma sadece boğazlaşmayı engelleme değildir. Kürt-Türk demokratik ittifakı olacak. Demokratik entegrasyon dediğimiz şey. O oluştuğunda, Yavuz Kürt birlikleriyle nasıl Ortadoğu'yu kazandıysa öyle kazanıyoruz. Bahçeli bunu anladıysa diğerleri niye anlamayacak. Bir an önce birbirimize girelim istiyorlar. Tarih yok, sosyoloji yok, e benim canım böyle istiyor diyor. Özal hayatını vermişti bu işe, oğlu Ahmet'e demişti."

Devletin Türklerden ve Kürtlerden oluşan iki sütunlu olması gerektiğini ifade eden Öcalan, "İki sütun demiştik; Kürtlük ve Türklük sütunu. Türklük dünyasına, Ortadoğu'ya, Pakistan'a, Hindistan'a açılmak istiyorsan Kürtlük sütunu önemlidir" ifadelerine yer verdi.

'Ben Türklerle anlaşacağım dediğim için Türkiye'ye teslim ettiler'

Öcalan'ın 90'lı yıllarda Kürtlerin anti-cumhuriyetçi olması için çabaların olduğunu ifade ederken tüm güçlerin bu çaba doğrultusunda kendisiyle görüştüğünü ifade ediyor: 

Kürtlerin burada anti-cumhuriyetçi olması yönünde. 93'te Yunanlılar geliyordu, Avrupalılar geliyordu. Çok övüyorlardı beni, sarhoş gibi olmuştum. Bu Özal'ın çağrısı devreye girince ve ben de Özal'la anlaşacağım deyince birden buz gibi oldular. Ne oluyor dedim. Bunu ilk kez anlatıyorum. Daha sonra anlayacaktım bunu. Roma'da madem bunun gözü Türklerle anlaşmakta, bunu onlara verelim, öldürtelim dediler. Komplo buydu. Sonra Michael Rubin de söyledi.

'Eskiden bağımsızlıkçıydık şimdi cumhuriyete katılacağız'

Öcalan, "Eskiden bağımsızlıkçıydık. Biz cumhuriyetle siz engelleseniz bile cumhuriyetçi olacağız" ifadelerine yer verirken solcuların ve Mehmet Metiner, Altan Tan, Rıza Türmen ve Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin de yer alacağı bir formül öneriyor: 

Demokratik Cumhuriyet Konferansı'nda çağrıcı grup vardı ya, onlar olsun öyle olsun demiyorum ama benzer biçimde kurucular kurulu olmalı. Cumhuriyetçi olunacak. Eskiden bağımsızlıkçıydık. Biz cumhuriyetle siz engelleseniz bile cumhuriyetçi olacağız. Bunun hem tarihsel hem de toplumsal zemini var. Çünkü Kürtler henüz cumhuriyete katılmamış. Solcular da hala katılmadı cumhuriyete. Mustafa Suphi olayı var. Şefik Hüsnü'ler var. Solcular da cumhuriyet dışıdır. Böylesi sol grupları da dahil edeceğiz. Hem solculuklarını hem cumhuriyetçiliklerini karşılayacak bir harekete ihtiyaç var. Bunun hazırlığına girin. İlk aşama (yasa geçer ve yürürlüğe girerse) başarılı geçerse zorunlu olarak devasa bir görev bizi bekliyor. Çok sayıda kişi ile görüşeceğiz. Metiner de Altan Tan da gelsin. Ahmet Davutoğlu ile görüşeceğim. Laik aydınlar da gelsin. Rıza Türmen örneğin. Onun gibileri Kurucular Kuruluna davet edeceksiniz, bunu anlamanız gerekirdi. 50'lerde Demokrat Parti yapmıştı. Büyük bir Cumhuriyet hamlesine bir halk olarak, sadece bir halk değil kültür olarak katılıyoruz. Solcular da anlamıyorlar, ilk yüzyılda hepsi işkenceden geçti. Biz bu yüzyılda demokratik cumhuriyetle bütünleşiyoruz. Bu solcular için de bir fırsat, şerefli bir ortaklıktır.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.